Tatvan'daki tutuklamaları protesto eden halka polisin saldırısı sırasında gözaltına alınan 4'ü çocuk 5 kişinin, gözaltında işkence gördüğü ortaya çıktı. Mahkeme tutanakları ve avukat beyanlarına göre elektrikli işkence dahil olmak üzere akıl almaz işkencelere maruz kaldılar. Türk devletinin rezil siciline bir yenisi de Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi'nden eklendi. 2012 yılında Pozantı M Tipi Cezaevi'nde çocuklara yönelik taciz ve tecavüz vakalarının ardından, Adana’nın Ceyhan ilçesinde bulunan M Tipi Kapalı Cezaevi'nden benzer bir vaka haber geldi.

Bitlis'in Tatvan ilçesinde 15 Şubat protestosuna katıldıkları gerekçesiyle 7 kişinin tutuklanması protesto edilmişti. 30 Nisan'da Tatvan Adliyesi'nde mahkemeye çıkarılan 7 kişinin tutuklanmasının ardından çarşı merkezinde başlayıp ara sokaklara yayılan olaylardan sonra Ferhat Tarhan (21), B.Ö. (17), S.D. (16), B.K. ve Ü.B. adlı çocuklar, ara sokaklarda gözaltına alındı.

Dövülerek gözaltına alındılar

Olayların çarşı merkezinde yatışmasının ardından polisler, ticari taksilerle çıktıkları ara sokaklarda şüpheli buldukları herkesi gözaltına aldı. Gözaltına alınıp, bırakılan gençlerin ifadelerine göre, alıkonulanlar önce sokak ortasında darp edildi. Daha sonra ticari taksi ve çağrılan zırhlı araçlara konulan gençler, Tatvan İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. 4'ü çocuk 5 kişi kendi ifadelerine göre, karakolda "kabus dolu saatler" geçirdi.

Başlarına zorla puşi bağlandı

Çocuklardan B.Ö. ve S.D'nin mahkeme tutanaklarına da geçen beyanlarına göre, iki çocuğun karakolda yüzlerine puşi bağlanarak zorla fotoğrafları çekildi.

Türk bayrağı öptürülmek istendi

Sürekli kaba dayağa maruz kalan çocuklara zorla Türk bayrağı öptürülerek, Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan'a küfür etmeleri istendi. İddiaya göre, gençlere yüzlerini duvara dönüp, burunlarını duvara yapıştırmalarını isteyen polisler, burunlarını duvardan ayıranları bayıltana kadar dövdü.
Gözaltına alınan gençlerden ikisine kendileriyle çalışmalarını kabul etmeleri halinde 20 lira vereceklerini ve hemen bırakacaklarını söyleyen polisler, olumsuz yanıt aldıkları gençleri öldüresiye dövdü.

'Seni erkeklikten düşürürüz'

Bitlis Eren Üniversitesi Harita Kadastro Bölümü 1. sınıf öğrencisi Nihat Tarhan (21), emniyette şiddete maruz kalanlardan. Tarhan'ın ifade tutanaklarına da geçen ve avukatlarının belirttiğine göre, gözaltına alındığı ilk andan gece yarısına kadar sürekli işkence gördü. Aldığı darbelerden dolayı bayılmış olmasına rağmen Tarhan'ın kasıklarına, karnına ve kafasına tekme atılarak, "Seni erkeklikten düşüreceğiz" diye tehdit edildi. Nihat Tarhan'ın hayalarına ve ayak parmaklarına elektrik verildi.

'Yürümekte zorlanıyorlardı'

Gözaltına alındıktan 3 saat sonra Tatvan Devlet Hastanesi'ne savcılık emriyle götürülen 4'ü çocuk 5 kişi, yolda yürüyemiyorlardı. Gözaltına alındığı esnada Nihat Tarhan'ın ayaklarına silah dipçiğiyle vurulduğu için ayakları parçalandı. Avukatların tedavi taleplerine rağmen Tarhan "Örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Yaşları küçük olan 4 çocuk ise mahkemece serbest bırakıldı.

Bu sefer de Ceyhan'da

Adana’nın Ceyhan ilçesinde bulunan M Tipi Kapalı Cezaevi'nden bir ay önce tahliye olan F.O, koğuş içerisinde günlerce taciz ve tecavüze uğradığını açıkladı.
Evrensel gazetesinden Bahçegül Ercan’ın haberine göre, adli bir olaydan tutuklanan 15 yaşındaki F.O, cezaevine girdikten yaklaşık 10 gün sonra oda arkadaşı M.A’nın önceleri kendine cinsel tacizde, sonraları ise tecavüzde bulunduğunu ve kendisinin darp edildiğini iddia etti. F.O. fırsatını bulduğu her an görevli personele kendisini koğuştan almalarını, koğuş içerisinde şiddet gördüğünü söylediğini, taciz ve tecavüz olaylarından korktuğu için bahsedemediğini, M.A’nın koğuştaki diğer çocukları da kışkırttığını dile getirdi. Cezaevi görevlilerinin ise kayıtsız kaldığını ve isteklerine önem vermediğini belirtti. 


‘Kameralara işaret ettim’
F.O. 17 Şubat 2014 tarihinde gerçekleştirilen son tecavüz olayından sonra artık dayanamayarak bağırdığını, idarenin olaydan bu şekilde haberinin olduğunu söyledi. M.A’nın zorla tuvalete çağırması sırasında koğuş havalandırmasını izleyen kameralara idarenin haberi olsun diye işaret ettiğini fakat görülmediğini ifade eden F.O, 17 Şubat’ta M.A’nın kendisine tuvalette tecavüz ettiğini, banyo camının daha önce olmayan bir gazete ile kapatıldığını iddia etti. İdarenin gazetenin kapatıldığı camı kamera yoluyla gördüğünü, fakat bir şey yapmadığını dile getiren F.O, idarenin kayıtsızlığından yakındı.

‘Abi görmüyor musunuz?’

Adli Tıp’a gönderilen çarşaf, iç çamaşırı örneklerinden ortaya çıkacak netice yaklaşık iki aydır beklenmekte. Olay esnasında sesi duyup gelen gardiyanların da ortak ifadelerinde F.O’nun bağırdığı sırada yanına gittiklerinde ağlamış olduğu ve halsiz olduğu geçiyor. F.O’nun iç çamaşırını indirerek, gardiyanlara “Abi görmüyor musunuz” diyerek tecavüz olayının izlerini göstermeye çalıştığı iddia edildi. Olayın ardından ayrı koğuşa alınan ve yönetim gözetiminde tutulan F.O koğuşunda kalan M.A. ve arkadaşlarından şikayetçi oldu.

Av. Tugay Bek: Tecavüz kesin
Davanın avukatlığını üstlenen İHD MYK ve ÇHD Üyesi Avukat Tugay Bek olayla ilgili “F.O koğuşta şiddete maruz kaldığını söylemesine rağmen idare yine de onu aynı koğuşta tutuyor. Son tecavüz olayında F.O’nun infaz koruma memurlarını bağırarak çağırması üzerine savcılık soruşturma başlatıyor. Tecavüz vakası ortaya çıktıktan sonra, F.O. tutuklu kaldığı sürede tekli bir hücrede tutuldu, kendisine psikolojik-sosyal bir destek sunulmadı. Yaşadığı mağduriyet ve travma dile getirilerek yapılan tahliye talebimiz neticesinde, F.O. yaklaşık bir ay evvel tutuklu bulunduğu adli suçtan tahliye edildi. Yaşı küçük F.O.’ya yalnızca TİHV tarafından sosyal ve psikolojik yardımda bulunuldu” diye konuştu.
Av. Bek, ayrıca cezaevinde F.O’ya cinsel istismarda bulunulduğunun kesin olduğunu, ancak başka mağdurların olup olmadığının bilinmediğini ifade etti.
Olayın kamuoyuna yansıması durumunda başka mağdurların da çıkabileceğini dile getiren Av. Tugay Bek, “Bu olayların bir bütün olarak önüne geçebilmek için çocuk cezaevleri ve çocukların tutuklu olarak yargılanması uygulamasına son verilmesi gerekiyor” dedi.
İHD MYK üyesi Tugay Bek, "Savcılık bilgisine başvurduğu kişileri şüpheli sıfatıyla değerlendirip dava açacak mı? Henüz bilmiyoruz. Ancak kamu görevlileri hakkında da dava açılması gerekiyor" dedi.



SİNAN AYGÜL/DİHA/BİTLİS