İngiliz İndependent gazetesinin yazarlarından Patrick Cockburn, Suriye’de etnik ve mezhepsel çatışma olasılığını, “Suriye’de şiddet yoğunlaşırken tek bir galip olabilir: Kürtler” başlıklı bir analizde değerlendirdi.
“Esad, kuvvetlerini Türk sınırındaki bölgelerden çekerken Ankara olup bitenleri artan kaygıyla izliyor” diyen Cockburn, analizinde Suriye’de çeşitli etnik ve mezhepsel gruplar arasında çatışma çıkması kaygısını vurguladı. Suriye’de eş zamanlı üç ihtilaf yaşandığını belirten Cockburn, bunları, “halk, otokrasiye karşı”, “Sünniler, Şiilere karşı” ve “ABD, İsrail ve Suudilerin liderliğindeki koalisyon, İran ve müttefiklerine karşı” şeklinde sıraladı.


Kürtler başlıca güç
İndependent yazarı, Suriye’deki son gelişmelerin öneminin, Kürt milliyetçiliği Ortadoğu siyasetinde başlıca güçlerden biri olduğu dikkate alındığında daha iyi anlaşıldığını belirterek “Irak ve Türkiye’deki Kürt azınlıklarının pozisyonu bu ülkelerin istikrarı için çok önemlidir” yorumunu yaptı.

Erdoğan baskıyı tercih etti
Federe Kürdistan'ın pratik olarak BM’deki çoğu devletten siyasi, askeri ve finansal olarak daha güçlü olduğuna dikkat çekilen analizde şöyle devam edildi: “Suriyeli Kürtler, Irak’ta olduğu gibi bağımsızlığa yakın bir özerklik statüsünü elde etmeyi başarırsa Türkiye, kendi Kürt azınlığına benzer bir statüyü nasıl reddedebilecek? PKK’nın gerilla savaşı başlattığı 1984’ten bu yana geçen süre içinde Ankara isyancıları, siyasi ya da askeri olarak bastıramadı. Son iyi yılda da Türk Başbakanı Recep T. Erdoğan, ileri görüşlü olmayan bir yaklaşımla taviz yerine baskıyı tercih etti.”

İşgal tehdidi
Patrick Cockburn, “Bir gün Türkiye, Suriye’deki müdahalesinden pişmanlık duyabilir. Türkiye, PKK Kuzey Suriye’de kontrol elde ederse bölgeyi işgal etmekle tehdit ediyor ancak hareketi yurt içinde yok etmeyi başaramadığına göre yurt dışında başarması olasılığı pek yok ve daha büyük bir kargaşa içinde olur” gerçekliğine dikkat çekti.

Gerçek korku

Washington, Ankara, Bağdat ve başka yerlerde Ortadoğu’daki “siyasi satrancın” birden beklenmedik biçimde değişmesinin alarm verici olduğunu belirten Cockburn, analizine, Türkiye’deki Kürtler konusunda uzman olarak nitelediği, National Interest desgisinden Aliza Marcus’un “Gerçek korku, Suriye’nin bölünmüş olması değil, Kürtlerin birleşmesi” sözlerini aktararak nokta koydu.

HABER MERKEZİ




Suriye'de ipler koptu mu?

1987-91 arası ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda siyasi müsteşar unvanıyla CIA adına görev alan ve Türkiye’deki İran faaliyetlerini izlen Reuel Gerecht, Hürriyet gazetesinin sorularını yanıtladı. Şimdi Washington’daki düşünce kuruluşlarında çalışan Reuel Gerecht, Tahran'ın Ankara'ya çok öfkeli olduğunu belirterek, "Çünkü iki ülke arasında Suriye’de yaşanan ayrışmanın geri dönüşü yok. Türkiye; Suriye, İran ve Irak’la birlikte olacağı bir Müslüman ittifakı istiyordu. Sünni-Şii ayrımı galip geldi" dedi.
Türkiye ve İran arasındaki "düşmanca ilişkiler"den asla geri dönüş olmayacağını savunan Reuel Gerecht, "Türkiye Kemalist bir devletken de İran’dan mutlu değildi. Ama Ortadoğu’yu şimdiki gibi düşünmüyordu. Kemalistler Batı’ya bakıyordu. 'Doğu sorundur, Batı ilerlemedir' diyordu. Şimdi iki ülke aynı parkta" diye konuştu. Bu durumun ne kadar tırmanabileceğini sorusuna ise Gerecht, şöyle yanıt verdi: "Safevî-Osmanlı rekabetine geri döndük. Sonunu bilemem ama kimse için mutlu bitmeyeceği kesin."