
Çocukların durumu endişelendiriyor
Çadır kentin nüfusunun sürekli değiştiğini ve ilk günlerde yaklaşık 3 bin kişi barınırken bu ailelerin bir çoğunun çevre köylere yerleştirildiğini aktaran Özgen, ziyaret döneminde 220'si çocuk 800 kişinin yaşadığı çadır kentte kendilerine aktarılan şu bilgileri paylaştı: "Sığınmacıların büyük çoğunluğunun pasaportuyla Türkiye'ye geçiş yaptığı, Federal Kürdistan bölgesinden Türkiye'ye geçiş yapanların eş ve çocuklarının da bulunduğu on binlerce sığınmacının sınır kapılarında beklediği, bu durumun ayrıca bir sorun oluşturduğu anlatıldı. Heyetin yaptığı incelemeler sonucunda, özellikle sınırdan geçmek için günlerce yürümek zorunda kalan kronik hastaların ve çocukların sağlık durumunun endişe verici boyutta olduğu, salgın hastalık riskinin yüksek olduğu ve en çok ilaç ihtiyacının bulunduğu, özellikle kadın ve çocuklarda ciddi travma belirtileri gözlenmiştir."
Devletin hazırlığı yok
Özgen, ailelerin katliam gününe dair anlattıklarını da şu şekilde ifade etti: "IŞİD saldırılarının olduğu gün peşmergeler bizi savunmak yerine kaçtılar. IŞİD ve Arap Sünni aşiretleri birlikte gece saat 03.00 civarında bize saldırdılar. Biz de köylerimizi bırakıp kaçmak zorunda kaldık. İki köyü zorla Müslüman yapmak istediler. Kadınlarımızı ve 8-10 yaşlarında olan kız çocuklarımıza el koydular. Kız çocuklarımızı Araplara köle olarak sattılar. 500'dan fazla sayıda kaçırılan kadınların nerede ve nasıl olduklarını bilmiyoruz. Bizim boşalttığımız köylere Arap Sünnilerini yerleştirerek kutsal mekanlarımızı yıktılar. Katliamdan kaçabilenler sıcaklığın 50 derece olduğu Şengal Dağı'nın yamaçlarına sığındı. PYD birlikleri Şengal'e ulaşıp IŞİD çetelerine karşı dağın eteklerine sığınmış halkı koruma altına aldılar. Su gibi temel ihtiyaçlar karşılanınca bir nebze rahatladık."
YPG'nin açtığı güvenlik koridorlarından da yaklaşık 150 bin Êzîdî ailesinin Rojava'ya geçirildiğini kaydeden Özgen, "Ancak sınırın diğer tarafında binlerce insan daha bulunmaktadır. Burada ani bir göç potansiyeli mevcut olup buna dair devlet yetkililerinin ciddi bir ön hazırlık yapmadığı görülüştür" diye konuştu.
Uluslararası kurumlara çağrı
Yaşanan olayların insanlık suçu olduğunu belirten Özgen, STK ve siyasi partilerin yaşananlara sert tepki vermesi çağrısında bulundu. Özgen, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği'nin (AB) harekete geçmesi gerektiğini belirterek, "Öncelikle sağlık, gıda benzeri yardım kampanyalarını hayata geçireceğimizi belirtiyor, iletişim içinde olduğumuz birçok uluslararası kuruluşun bu katliama karşı duyarlı olmasını ve müdahalede bulunup bu insanlık dramının önüne geçilmesi konusunda sorumluluk almaları çağrısında bulunuyoruz" dedi.
DİHA/ANKARA