
Kürdistan’ın merkezi Amed, hayatını Kürt sorununun demokratik çözümüne adayan, barış, insan hakları savuncusu ‘faili belli cinayetler’in takipçisi Amed Baro Başkanı Tahir Elçi’yi bağrına bastı. Yüzbinler barış Elçi’sini “Seni unutmayacağız” diyerek, son yolculuğuna uğurladı.
Öfke ve hüznün hakim olduğu Amed, dün Elçi için ayaktaydı. Türk devleti tarafından katledilen Elçi’nin cenazesi ailesi tarafından siyasi bir kararla Cizre’de değil Amed’de defnedildi. Esnafın kepenk kapattığı kantte, Elçi’ye son görevini yerine getirmek için halk hastane önüne ve tören yapılacak Koşuyolu Parkı’na akın etti. Tahir Elçi’nin cenazesi, Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesi morgundan alındı. Cenazesi cübbelerini giyen meslektaşlarının omuzları üzerinde morgdan çıkarıldı. Tabutunun üzerine önce Diyarbakır Barosu flaması serildi, onun üzeri de sarı, yeşil, kırmızı renklerle kaplandı.
Seni unutmayacağız
İlk başta yürüyüş yapılmaması kararlaştırıldıysa da hastane toplanan onbinlerce kişi Elçi’nin fotoğrafının yer aldığı “Em te ji bîr nakin, Seni unutmayacağız” ve “PKK terör örgütü değildir” pankartıyla Koşuyolu’na doğru yürüyüşe geçti. Kortejin önünde baro başkanları, hukukçular cübbeleriyle yer aldı. Yürüyüş sürerken törenin yapılacağı İnsan Hakları Anıtı’nın bulunduğu Koşuyolu Parkı da hınca hınç doldu. Elçi’nin yakınları, meslektaşları, siyasetçiler, milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri ve sevenleri tören için bir araya geldi. Yakalarına Elçi’nin resimlerini takan yüzbinler, sık sık “Şehîd namirin”, “Katil Erdoğan”, “Katil devlet hesap verecek” ve “PKK halktır halk burada” sloganları attı.
Katilini tanıyoruz
Çarxa Şoreşê marşının okunduğu saygı duruşu ardından Baro Yönetim Kurulu adına konuşan Baro Başkan Yardımcısı Ahmet Özmen, “Hukuk mücadelesini veren, bu uğurda işkence gören, cezaevine giren Elçi’yi alçakça bir saldırıda kaybettik. Baro, savunma camiiası olarak bu cinayetin failini, katilini tanıyoruz. Faili malum cinayetleriyle bölgeyi kana bulayan, yazarları, aydınları, siyasetçilerin katledilmesine ortam hazırlayanlar, yargı önüne geçip hesap vermelerini engelleyenlerdir. Yargısız infazları ortaya çıkardığı için bu insanlık dışı çetelerin hedefi olmuştur” dedi.
Korkmadı, boyun eğmedi
Elçi’nin CNN Türk’te yaptığı “PKK terörist, terör örgütü değildir” açıklaması ardından iktidarın en üst yetkileri ve medya organlarının siyasal lincine maruz kaldığına dikkat çeken Özmen, Elçi’nin Twitter hesabından verdiği şu cevabı hatırlattı: “1990’lı yıllardan bugüne JİTEM’ci ağababalarınıza ve generallerinize boyun eğmedim, sizden mi korkacağım.”
Onların parmağı var
Bunun sonrasında Elçi’nin yargı tarafından hukuk dışı bir şekilde gözaltına alındığını ve yargılandığını vurgulayan Özmen, “Başkanımızın katledilmesinde bu kesimlerin parmağı vardır. Henüz otopsi yapılmadan, olay yeri inceleme yapılmadan alelacele yapılan yönlendirici girişimler düşündürücüdür. Bir de hiçbir yasal dayanağı bulunmayan Cizre, Sur, Silvan gibi günlerce süren sokağa çıkma yasağı Elçi’nin cinayetine yön verendir” diye konuştu.
Gözün arkada kalmasın
Elçi’nin JİTEM’ci ağababalarına boyun eğmediğinin altını çizen Özen, “‘Artık ‘terörle mücadele gerekliği’ adı altında Kürt halkının evlatlarının bir bir yok edilmesini kabul etmiyoruz. Bunun canlı tanığıyız, sanık yaptılar, bu da yetmedi maktûl yaptılar. Failelerinin derhal yakalanıp yargılanmasını istiyoruz. Katillerin takipcisi olacağız, yakalarını bırakmayacağız. Sevgili Elçi gözün arkada kalmasın. Söz veriyoruz. Kürt halkı savunmasız kalmayacak. Elinden düşürmediğin hukuk ve insan hakları bayrağını yerde bırakmayacağız” dedi.
Faili meçhuller ordusu
Özmen ardından söz alan Elçi’nin eşi Türkan Elçi, eşinin dilinden yazdığı bir mektubu okudu. Katil devlete inat vakur duran Türkan Elçi’nin mektubundan bir bölüm şöyle: “Onu faili meçhuller ordusu karşılayacak. Kendini her zamanki gibi nezaketle tanıtmaya çalışırken onlar da ‘Sseni bütün faili meçhuller bütün alem tanır. Senin bize bir ömür hakkın geçti. Biz seni buradan izledik, bizim gibi faili meçhullere bir ömür adadın’ diyecekler. Ona soracaklar ‘Sen geldin kaldı mı senin gibi kınalı güvercinler?’ Tahir Elçi’nin o zaman gülümseyen yüzüne bir akşam inecek ‘Valla ne diyeyim geldiğim yerde epi topu bir avuç güvercin vardı. Kartallar, şahinler leş kargaları kol geziyordu’ diyecek.
Arkadaşlarım var
Ona diyecekler ‘Sen bizi savundun ya seni kim savunacak?’ ‘Arkamda eşim var, benim gibi düşünen arkadaşlarım var.’ Bir de diyecek ki bugün dilekçe verdim yurt dışına çıkış yasağım kalktı artık özgürüm, kıtaları, denizleri fersah fersah gezebilirim. Hakkımda açılan duruşma ileriki tarihe ertelenmiş olsa da hakkımı savunmak için hazır bulunacağım. Bütün faili meçhuller onu bağırlarına basacak, minnetle ağırlayacak.
Tarih anlayacak beni
‘Dört Ayaklı Minare’nin en tepesine konacağım, tarih anlayacak beni. Kirli medya, beni tehdit eden televizyonlar, beni hedef gösteren gazeteler hoşçakalın. Beni anlamayanlar, beni anlamak istemeyenler dudak bükünler hoşçakalın. Geçtiğim işkence tezgahları hoşçakalın. Sahillere vurulmuş bebekler hoşçakalın. Faili meçhullerin yetimleri hoşçakalın. Beni sevenler, destekleyenler hoşçakalın. Çocuklarım, eşim hoşçakalın’ diyecek.”
Kardeşimi devlet katletti
Tahir Elçi’nin ağabeyi Ahmet Elçi ise “Devletin savcısı, hakimi, medyası kardeşimi hedef gösterdi. Benim kardeşim katledildi. Kardeşim ilk şehidimiz değildir ve son şehidimiz de olmayacak. Bunu böyle bilmek gerekir. Ama işgalciler, zorbalar, faşist alçaklar bilsinler ki; hiçbir zaman Kürt halkını yıldıramazlar. Halkımız sonuna kadar direnecektir” dedi. “Tahir ölmedi ve ölmeyecek. O özgür bir insandı” diyen Elçi, şöyle devam etti: Bilin ki devlet elimize, ayağımıza kelepçe vurabilir ama asla bizim beynimize kelepçe vuramaz. Onun için özgürüz. Beynimize kelepçe de vurdurtmayacağız.
İşgalcilere boyun eğmeyeceğiz
Biz ve halkımız dostlarımızla birlikte direneceğiz. Halk olarak sonuna kadar direneceğiz. İşgalcilere asla boyun eğmeyeceğiz. Tahir, Kürtlerin yanında sosyalistlerin, Ermenilerin, Asurilerin de kardeşiydi. Bir Kürt aydını olarak devlet tarafından katledildi. Tarih boyunca bu devletin defalarca Kürt aydının katliamdan geçirdiğini görüyoruz. Ama halkımız yılmayacak ve kazanan biz olacağız.”
Ahmet Elçi, tören için Türkiye kentlerinden, Amed, Botan, Serhat ve tüm Kürdistan’dan gelenleri de selamladı.
Devlette oyun çoktur
Ahmet Elçi, kardeşinin cenazesi henüz morgdayken yaptığı açıklamada da katilin devlet olduğunu söyledi. Elçi, ‘çatışma arasında kaldı, PKK katletti’ yönündeki iktidar merkezli iddialara da net yanıt verdi: “Kardeşim devlet ve AKP hükümeti tarafından hedef gösterildi. Bizzat devletin savcısı ve AKP’li bakanları tarafından hedef haline getirilen kardeşim devlet tarafından katledildi. Devlette oyun çoktur, biz bu oyunları Cumhuriyet tarihi boyunca biliyoruz. Kardeşim, barış istediği için, muhalif olduğu için katledildi. Devlet sıkıştığı zaman aydınlara, muhaliflere yönelik katliamlar yapıyor, bugün de AKP hükümeti aynı şeyi yapıyor. Kardeşim, çatışmanın ortasında kalmadı, kardeşim doğrudan hedef seçilerek katledildi. Net olan tek şey, kardeşimin devlet tarafından katledildiğidir.”
Kardeşinin ölümünün siyasi olduğunu kendilerinin de bu nedenle siyasi bir karar alarak cenazeyi Amed’de defin kararı aldıklarını söyleyen Ahmet Elçi, “Devlet tarafından katledilen kardeşimi, Kürdistan’ın başkenti Amed’de toprağa vermeye karar verdik” dedi.
Yükümüz artık daha ağır
Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Fırat Anlı ise “Bu coğrafyanın her şehrin de, her köşesinde, bugün 90’lı yılların, faili meçhullerin kuyruğunu bırakmayan, mücadelesini veren ama JİTEM’in nefesini de ensesinde hisseden devrimci bir insanı, bir yurtseverin son yolculuğu için bir aradayız” dedi. “Şunu biliyoruz ki bizim için bundan sonra yük daha ağırdır” diyen Anlı, “Bunun bilinciyle yaklaşacağız. ‘90’lı yıllarda birçok arkadaşımızı gibi Yeşilyurtta, Botan, Lice, Amed’te, zindanlarda, işkencehanelerde, nerede haksızlığa uğrayan bir insan varsa onun öncülüğünde, beraber direndik. Bunun için tüm Kürdistan buraya akmış durumda. Bunun için halkımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Halk korkuyu aştı özgürlüğü yaşıyor
“Botan’a selam yolluyorum. Böylesi bir evladı yetiştirip Amed’e gönderdiği için” diyen Anlı, şöyle devam etti: “Bugün binlerce insanla onu paytext’te (başkentte) uğurluyoruz. Hiçbir insanımız artık korku duvarıyla engellenemez. Bu halk aştı korkuyu, özgürlüğü yaşıyor. Amed, Rojava, Botan, Serhat, İstanbul da bu özgürlüğü yaşıyor. Tahir gibi arkadaşlar bize büyük bir miras bıraktılar. Biz de bunu büyütüp mücadelesini sürdüreceğiz.”
Önemli olan nasıl yaşadığımızdır
Tahir Elçi’nin ailesine başsağlığı dileyen HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Allah bir daha bir yoldaşımızın tabutu üzerinde konuşmaya mecbur etmesin. Elçi halkımıza emanet olsun” dedi. Elçi’nin ömrünü barış, özgürlük ve demokrasiye adadığını belirten Demirtaş, “Herhalde bu yola adanmış bir ömür, böylesi bir dönemde, yumuşak bir yatakta son bulmayacaktı. Tüm özgürlük sevdalıların geçiş yolu budur. Allah hepimize böyle bir yaşam ve ölüm nasip etsin” dedi.
Bu topraklara barış getireceğiz
“Önemli olan nasıl öldürüldüğümüz değil, nasıl yaşadığımızdır” diyen Demirtaş, şöyle devam etti: “Bizler her saniyemizi halkımızın değerlerine, kutsallarımıza adayarak yaşayacağız. Tahir Elçi böyle demişti. Son saniyesine kadar barışı ağzından eksik etmemişti. Topraklarımızda çok acı, ölüm, kan gördük. Her gün cenazeler kaldırdık. Morg ve mezarlık kapılarında büyüdük. Ama bunu kader olarak kabul etmedik. Bu topraklara barış getireceğiz.
Budur, katlimize ferman
Elçi’nin dediği gibi kan, ölüm istemedik. Topraklarımızda barış içinde yaşamak istedik. Ahmed Arif’in dediği gibi, ‘Budur, katlimize ferman’. Koşullar ne olursa olsun barışı savunmak için cesur olmak gerekir. Bunun için bedel ödemek gerekir. Tahir Elçi biliyordu. Yatağında ölmeyeceğini bilenlerdendi. Hepimiz bu yola böyle çıktı. Çocuklarımız yataklarında rahat ölsünler diye canımızı ortaya koyduk.
Korkutacaklarını sananlar yanılıyor
Bizi böyle korkutacaklarını zannediyorlarsa yanılıyorlar. Sevgili eşinin de belirttiği gibi binlerce, onbinlerce faili belli insan karşılayacak Tahir’i. Onların da yaşam öyküleri Kürdistan toprağı gibi acılıdır. Her birinin acı öyküsü toprağımız acılı tarihi ile aynıdır. Seni bu topraklara emanet ediyoruz. Şükürler olsun ki dostlarımız, halkımız var. Mücadeleni sürdürecek yiğit gençlerimiz var. Bugün yüzbinler ardından yürüyor.”
Öldüren devletsizliktir
Bu cinayetin aydınlanacağından şüpheli olduklarının da altını çizen Demirtaş, “Haklı olarak şüphemiz var. O kadar çok yaşandı ki, hiçbirini adalet sağlanacak diye rahat uğurlamadık. Bu devlet hiçbir zaman bizim devletimiz olamadı. Eline geçiren kendi mülkü gibi kullandı. Herkesin, hepimizin olsun diye çok uğraştık. Tahir’i öldüren devlet değil, devletsizliktir. Kürt halkı bunu çok iyi bilsin. Çünkü biliyoruz ki barış elçisi başkanımızın arkasından ‘Oh olsun’ diyen maalesef onbinler de var. Ankara’da bu acıyı yüreğinde hissetmeyen bir yönetim var. Nasıl devletimiz diyebiliriz. Acıda bile ortaklaşamayan bir toplum nasıl bir arada yaşayabilir” diye konuştu.
Demirtaş sözlerini şöyle tamamladı: “Biz bu özgürlük mücadelesini, kervanını başarıya ulaştıracağız. Gözün arkada kalmasın Tahir Elçi. Böyle olmasını istemezdik. Keşke bize nasip olmasaydı senin tabutunun önünde konuşmak. Kolay değil ama bugünlerde geçecek. Tüm acılar bu topraklarda bir gün çiçeğe dönecek. Şehitlerimize tüm doğa selam duracak.”
Barış ve özgürlük davası
Konuşmalar ardından Elçi’nin tabutu omuzlarda “Şehîd namirin” sloganlarıyla Yeniköy Mezarlığı‘na götürülerek sloganlar, zılgıtlar ve gözyaşları arasında toprağa verildi. Elçi’nin mezarı karanfillerle donatılırken, ağabeyi Ahmet Elçi kardeşinin mezarı başında “Davamız, kardeşlik, birlik, barış ve halkımızın özgürlük davasıdır” dedi.
AMED