Beş saat süren toplantının gündeminde Van’da gerçekleşen deprem ve Kürtlere karşı yürütülen savaşı vardı. Toplantı sonrası yayınlanan bildiride, son dönemlerde en büyük kara ve hava saldırıları icra edildiğini hatırlatılarak bunun üzerinde durulduğu belirtildi. Her alanda devletin bütün imkan ve kabiliyetlerinin seferber edildiği ve buna devam edileceği ifade edilen bildiride, „Sivil toplum kuruluşları, medya, siyasi partiler ve kanaat önderlerinin teröre karşı ortak bir duyarlılık, söylem ve tutum sergilemeleri“ direktifi verildi.

Türk Başbakan son dönemlerdeki açıklamalarının yansıdığı bildiride, şu tehditler savuruldu: „Terör örgütüne destek veren, lojistik imkan sağlayan, teşvik eden, faaliyet alanı açan çevreler veya ülkelerin bir insanlık suçu olan, hiçbir haklı ve meşru gerekçeye dayandırılamayacak ve hiçbir şekilde kabul edilebilir bir hak arayışı olarak görülemeyecek terörün doğurduğu olumsuz sonuçlara ortak olacaklarına işaret edilmiştir. Dost ve müttefik ülkelerin  terör örgütü ve yandaşlarının ülkelerinde faaliyet göstermelerine mani olmaları, maddi kaynağının kurutulması için gerekli tedbirleri almaları ve Türkiye’ye etkin destek vermeleri...“


Federal Kürdistan Bölgesi
Bildiride, Türk devletinin Irak’ın toprak bütünlüğüne ne kadar önem verdiği; bu çerçevedeki muhtemel „riskler“i izlediği belirtilerek, Irak ile ilişkilerin düzeyine işaret edildi. Bildiride, „ayrıca“ denilerek şöyle devam edildi: „Irak’la terörle mücadele alanında somut işbirliği tesisi gereği üzerinde durulmuş, bu çerçevede, terör örgütünün Irak’ın kuzeyindeki mevcudiyetinin sona erdirilmesi yönündeki kat’i ve ertelenemez beklentimiz kuvvetle vurgulanmıştır.“


DİHA/ANKARA