
AKP yönetimindeki Türk devleti, Kürt halkına yönelik topyekün savaşını, ablukalar ve katliamlar kadar cenazeler üzerinden de sürdürüyor. Devlet, cenazelerin alınmasını ve defnedilmesini engelleyerek, otopsi raporlarını gizleyerek, cenazeleri gasp edip ailesinden habersiz toprağa vererek, Kürt halkının direnişini kırmaya çalışıyor. Taybet İnan’ın oğlu Mehmet İnan “Adeta ikinci bir Newala Qasaba (Kasaplar Deresi) uygulamasıyla karşı karşıyayız” dedi.
Cizre ve Silopi ilçelerinde farklı tarihlerde katledildikten sonra cenazeleri Şırnak Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Doğan İşçi (18), Ferdi Kalkan (20), Hacı Özdal (23) ve Abdulmecit Yanık (27) ile cenazesi 7 gün boyunca yerde kalan Taybet İnan (57) ile kaynı Yusuf İnan’ın (40) cenazeleri ailelerin defin ruhsatı olmasına rağmen kaçırıldı. Adli Tıp Kanunu Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik gerekçe gösterilerek Cizre Kaymakamlığı tarafından ailelerin rızası ve bilgisi dışında el konulan cenazeler korsan bir şekilde de defnedildi. Türk işgal güçleri tarafından Cizre’de katledilen sivillerden İşi, Kalkan, Yanık ve Özdal, Cizre Asri Mezarlığı‘nda; Silopi’de sokak ortasında infaz edilen Taybet İnan ve kaynı Yusuf İnan ise Silopi Yenişehir Mahallesi Mezarlığı’nda ‘kimsesizler’ gibi aileleri olmadan toprağa verildi.
Alay eder gibi...
Cenazelerin kaçırılmasının ardından aileleri arayarak “Cenazelerinizi gömüyoruz, bir kişi gelebilir” diyen Cizre Kaymakamlığı’na tepki gösteren aileler cenazelerinin kendi izinleri dışında defnedildiğini belirtti. 24 Aralık’ta Cizre’de Yafes Mahallesi’nde katledilen Abdulmecit Yanık’ın babası Abdurrahman Yanık, “Bir de bizi arayıp mezarlığa gelin oğlunuzu defnedeceğiz diyorlar. Bu yasakta dışarıya çıkamayan insan cenazesini nasıl defnetsin. Bize yapılan zulümdür, soykırımdır” dedi.
Önceki gün Cizre’den köye gitmek isteyen oğlu Nimet Yanık’ı ‘elbiseleri kirli’ gerekçesiyle gözaltına aldıklarını da söyleyen Yanık, “Hem gözlerinde sakatlık var hem de zihinsel engellidir. Emniyette işkence yaptıklarını duyduk. Önce evimizi yıktılar, bir oğlumu katlettiler, şimdi de bir oğlumu gözaltına almışlar. Evimizi terk ettik şimdi bir camide kalıyoruz” diye konuştu.
Birlikte uğurlamak istedik 24 Aralık’ta Cudi Mahallesi’ndeki evine top mermisinin isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Ferdi Kalkan’ın kuzeni Muhammed Kalkan, “Yasağı uygulayanlar şimdi de cenazelerimizi kaçırdılar” dedi. 22 Aralık’ta Nur Mahallesi’ndeki evine isabet eden top mermisi sonucu hayatını kaybeden Doğan İşçi’nin amcası Mehmet İşçi ise “Bütün dünyanın bu zulmü görmesi için bütün cenazelerimizi toplu bir şekilde defnetmek istedik, bunun için cenazemizi almadık. Ama şimdi bizden habersiz bir şekilde götürüp defnetmişler” diye tepki gösterdi.
İkinci Newala Qasaba
Cenazesi 7 gün sokakta 13 gün morgta bekledilen 11 çocuk annesi Taybet İnan ile eşinin kardeşi Yusuf İnan da korsan bir şekilde önceki gece Yenişehir Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi. Annesinin cenazesine gidemediğini belirten Mehmet İnan, “Kendi yanlarına aldıkları imam ile 8 kişiden fazla kimsenin gelmesine izin verilemeyeceklerini söylediler. Dünyada böyle bir vahşet görülmemiştir. Bütün dünya bu vahşet ve barbarlığa kör ve sağır adeta. Cenazelerimizi bu şekilde defnedilmesi hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” dedi. Cenazelerine yönelik uygulamaları vahşet olarak nitelendirerek, “Adeta ikinci bir Newala Qasaba (Kasaplar Deresi) uygulamasıyla karşı karşıyayız” diyen İnan, devletin hem Kürtleri katlettiğini hem de cenazelerini itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.
Kürtlükten vazgeçmeyeceğiz
Taybet İnan’ın kızı Meryem İnan, “Cenazemizi almaya geldik. Tabutlara ardından da cenaze araçlarına yerleştirdik ama izin vermediler. Bu vahşeti neden ikide bir bize yaşatıyorsunuz” diye sordu.
Devletin cenazelerden bile korktuğunu belirten İnan’ın diğer kızı Azime ise Kürt oldukları için bu zülme maruz kaldıklarına dikkat çekerek, “Devlet şunu iyi bilsin biz asla Kürt olmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi. Devletin yardım vaatlerine de tepki gösteren İnan, “Biz devletin hiçbir şeyini istemiyoruz. Verdikleri o yardımlar annemi bana getirecek mi?” diye isyan etti.
Pisliğinizi örtemezsiniz
Cenazelerin kaçırılarak korsan şekilde defnedilmesine tepki gösteren HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez, “Devletin cenaze kaçırması ve yalan haber yaptırması, bu tür yalanlara sarılması acizlikten başka bir şey değildir. Cenazeleri kaçırarak, korsanvari bir şekilde defnederek, yaptığınız bu pisliğin üstünü kapatamazsınız” dedi. Silopi’de şu ana kadar 25 yurttaşın katledildiğini ve bunlardan 5’inin defnedildiği 13 kişinin cenazesinin ise Habur Sınır Kapısı’nda bulunan soğuk hava deposunda tutulduğunu hatırlatan İrmez, devletin cenazelere açıkça işkence ettiğini söyledi. İrmez, “Cenazeler için özel bir yönetmelik çıkarıldı; istedikleri gibi defnetmeye başladılar. Cenevre Sözleşmesi’ne, dini yasalara ve insan haklarına aykırı bir durumdur. Kürt halkına karşı uygulanan bir cezalandırma ve itibarsızlaştırma politikasıdır” diye belirtti.
Soğuk hava deposunda
Habur Sınır Kapısı’nda bekletilen cenazelerden birisi de Barbaros Mahallesi’nde 24 Aralık’ta komşusuna giderken katledilen 2 çocuk babası 31 yaşındaki Seyfettin Sidar’a ait. Kardeşi Şeyhmus Sidar, “En değerlilerimizi bizden aldılar. Normal ölümlerde bile biz cenazelerimizi binlerle defnediyoruz. Hadi katlettiniz, cenazelerimizi neden vermiyorsunuz? Neden? Ağabeyimin cenazesi iki haftadan fazla dondurucuda” diyerek isyan etti.
DİHA/ŞIRNAK
Kar altında 8 gün
Şırnak’ta devlet güçleri tarafından 8 gün önce katledilen ve alınmasına izin verilmeyen iki kişinin cenazesi dün HDP milletvekilleri tarafından alınabildi. Orman İl Müdürlüğü binası bahçesinde 4 Ocak’tan bu yanan bekletilen, kar altında kalan ve kimlikleri öğrenilemeyen iki kişinin cenazesi HDP Milletvekilleri Leyla Birlik, Müslüm Doğan, Mahmut Toğrul ve Mehmet Emin Adıyaman’ın da aralarında bulunduğu kitle tarafından alınarak Şırnak Devlet Hastanesi’ne götürüldü.