Mehmet Altan bu TV’nin “önde gelen” isimlerinden biri. Kürt halkının manevi desteğine sahip olan bu TV için Mehmet Altan ne diyor?
Örneğin şöyle bir şey diyor mu?
“İMC TV’nin siyaseti”, “görünen o ki Başbakan Erdoğan’ın ‘diktatörlük’ yolundaki ilerlemesinin kendilerine de ‘özerklik’ yolunu açacağına inanıyor ve onun “diktatörlüğünü” çeşitli pazarlıklarla destekliyor.”
Elbette Mehmet Altan, İMC TV’ye karşı böyle bir utanmazlık, terbiyesizlik, ahlaksızlık yapmıyor. Böyle seviyesiz ve aşağılık iftiralar savurmuyor. Nasıl yapsın? İnsan “yediği kaba tükürür mü?” Hükümetin Star Gazetesinden aşağılayarak kovdurduğu bu yazara Kürdistan kamuoyu, bu kamuoyuna seslenen medya sahip çıkıyor.
Eh, işte böyle olduğu için, o da yukarıda aktardığımız “kerih” cümleyi İMC TV için kullanmıyor.
Kim için kullanıyor?
Cümleyi “orijinal” haliyle aktarayım:
“Kürt siyaseti, görünen o ki Başbakan Erdoğan’ın “diktatörlük” yolundaki ilerlemesinin kendilerine de “özerklik” yolunu açacağına inanıyor ve onun “diktatörlüğünü” çeşitli pazarlıklarla destekliyor.”
Nasıl destekliyor?
Gelin yazıya “empatik” başlayalım:
Kürt siyaseti gerçekten de AKP Hükümetine karşı “yapabileceği her şeyi yapmıyor”.
Soralım: Mehmet Altan “Kürt siyasetinin yapabileceği her şeyi yapmasını istiyor mu?” O yanıt verene kadar, biz Kürt siyasetinin “yapabilecekken yapmadığı şeyler” hakkında biraz konuşalım:
Kürt siyaseti, bir an aklını kaçırsa, İstanbul’u ateşe verebilir. Mağazaları, metroları bombalayabilir. El Kaidecilerin yaptığı gibi, “sivilleri kaçırabilir”, hepsini “kurşuna dizebilir”. Yapabilir, ama yapmıyor. Neden? Çünkü Kürt siyaseti “terörist” bir siyaset değil.
Terörist bir siyaset değil, ama, bu siyaset, şu anda devletle savaş halinde. Devletin başındaki AKP ile “mütareke masasına” oturmuş. Ne yapıyor? “Mütarekeden barışa geçişin” “müzakeresini” yapıyor. Mehmet Altan kendisini “at pazarında” ya da “Hergele meydanında” sanıyor olmalı ki, buna “pazarlık” diyor.
Bu durumda, Kürt siyaseti, “masayı devirebilir”. Geri çekilen tüm gerilla birliklerini yeniden eski mevzilerine yerleştirebilir. Kalekolları havaya uçurabilir. “Dağ gerillası” ile “Şehir gerillasını” aynı anda harekete geçirebilir, Valilikleri, Kaymakamlıkları işgal edebilir. Metropollerde 1 Mayıs’ta olduğu gibi şiddet uygulayan devlet güçlerine karşı “silah” kullanabilir, nerede bir Kürt gettosu varsa orada “silahlı ayaklanma” örgütleyebilir. Böylece Türk devleti ve onun hükümeti ile topyekün bir savaş başlatabilir.
“Başlatabilir” de, başlatmıyor. Bunları yapmıyor. Şimdi Ahmet Altan’ı “ciddi” olmaya davet ederek, şu sorunun yanıtını tez elden vermesini isteyelim:
Mehmet Altan, CHP, Cemaat, Ergenekon cephesi, “kaset” işleri dışında, AKP’ye karşı muhalefet ederken “ne yapıyorlar” da, “Kürt siyaseti” bunların “yaptıklarını” yapmadığı için AKP’yi desteklemiş oluyor? İki paralık ahlakı olan bu soruya ciddi bir yanıt verir.
Mehmet Altan istiyor ki, Kürt “dibekte kahve dövsün”, o da “kahve dövücünün hınk deyicisi” olsun. Öyle olmuyor. Bırakalım “AKP’ye muhalefet etmemeyi”, “Kürt siyaseti” Altan ve benzeri aydınlara, “kahveyi dibekte beraber dövelim” diyerek, ortaya bir “HDP projesi” atıyor.
Ve tam bu “proje” hayata geçirilecekken, Cüneyt Özdemir, “bundan bir şey çıkmaz” diyor. Mehmet Altan da şöyle yazıyor:
“Bu siyasi tablo değişmezse belki de tarihimizde ilk kez demokrasi mücadelesini, içinde Kürtlerin yer almadığı bir ‘Türk hareketi’ olarak yaşayacağız.”
Kürtlerin içinde “yer almadığı bir Türk hareketi”...
Şimdi söyleyin: “Demokrasi mücadelesinden” Kürtleri çıkarırsak geriye ne kalır?
Mehmet Altan kalır. O da, “Türk hareketi” olarak mücadelesini İMC TV ekranlarında “yürütür”...
Hey gidi AKP muhalifi “Türk” oğlu “Türk” Mehmet Altan hey...
Allah iyiliğini versin e mi?
Türk hareketinin ‘önderi’ artık ‘hınk’ demeyecekmiş!
İMC TV Kürdisan’da büyük bir izleyiciye sahip.