
Meclis Genel Kurulu’nda BDP Grubu adına 2012 bütçesi üzerine konuşan Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Meclis’in toplum beklentisi olan birçok konuyu gündemine almadığını belirterek, Türk medyasının da Kürtler üzerindeki devlet terörü ve buna karşı geliştirilen direnişe kayıtsız kaldığını söyledi. Türkiye kamuoyuna yansımaması için siyasi iktidarın büyük bir çabası olduğunu kaydeden Ayla Akat Ata, “Kendilerini yansıtmayın, BDP’lileri çıkarmayın” denildiğini söyledi. Batman’da 25-30 bin insan bir araya geldiğini ve “Biz buradayız- Em li vir in“ -(Meclis tutunaklarında ‘em li vir in’ yerine, şu “(…)”(x) yer aldı ve tutanağın sonunda ‘Bu bölümde, Hatip tarafından, Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi’ şeklinde izah edildi)- dediğini anımsatan Ayla Akat Ata, basının tek kelime işlemediğinin altını çizdi.
Kanunlar faşizan
14 Nisan 2009’da başlayan operasyonların Batman ile ilgili dökümünü yapan Ayla Akat Ata, Meclis’in alt hukuk normlarını değiştirme konusundaki sorumluluktan kaçtığını söyledi.
Türk Ceza Kanunu’nun “Örgüt üyesi olmayabilirsiniz ama siz talimatla hareket ederseniz örgüt üyesi gibi cezalandırılırsınız” hükmüne işaret eden Batman Milletvekili Akat Ata, şunları söyledi: „Legal siyaset içerisindeki bir insan sadece düşüncelerini açıkladığı için 220/6’ncı maddenin hedefi haline gelebiliyor. Anadilde eğitim istemek, kadın kotasını savunmak veya Ilısu Barajı’na karşı olmak suç olabiliyor.“
Yine aynı şekilde, Terörle Mücadele Kanunu’nun propagandayla ilgili hükmüyle de bağlantılı 8’inci maddenin “Örgütün amacının propagandası” gibi bir garebete dikkat çeken Ayla Akat Ata, „Benim de amaçlarım örgütün amacıyla aynı bu noktada. Ben anadilde eğitim istiyorum, PKK de anadilde eğitim istiyor; amacımız aynı. Ben örgütün propagandasını mı yapmış oluyorum? Bu kadar net“ dedi. O yüzden Meclis’in, Türk Ceza Kanunu’nda anayasal anlamda güvence altına alınmış olan düşünce ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplantı, gösteri yürüyüş hakkının yaşam bulabilmesi için alt hukuk normlarını değiştirmesini isteyen BDP’li Akat Ata, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu ve MK’de AKP Hükümeti eliyle 2005/06’da yapılan değişikliklerin 12 Eylül Anayasası’nın bile çok gerisinde olduğunu hatırlattı.
Sonuç alamayacaklar
14 Nisan 2009’da yapılan operasyonlar sonrasında 4 binden fazla üyesi tutuklu olan bir siyasi parti olduklarını anımsatan Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, şunları vurguladı: „Herhangi bir siyasi partiyi düşünün; değil 4 bin küsur, değil 400, değil 40, 4 tane siyasi kadrosunu alın devrilecek siyasi hareketler var. 2009’da 50 belediyemizi 100’e çıkardık. İlk hedef BDP’li beleyeler, yerel yönetimler bürosu. Bütün kadrolarımız gözaltına alındı, hala tutuklular, tek kelime ifade vermediler. Niye? Anadilde savunma yapmak istedikleri için. İki buçuk yıldır insanlar cezaevinde, tek kelime savunmaları alınmadı. 2009’daki operasyon devam ediyor. 2011 yılında siyaset akademilerimizin hedef alınmasıyla sürüyor. Bu operasyonlardan bir sonuç alınamayacak ama bu noktada yasama organı düşünmek durumundadır; herkesi terörist yaparak toplumsal barışı sağlayamacağını görmelidir.“
HABER MERKEZİ
Bütçe devlet odaklı
Maliye Bakanlığı bütçesine ilişkin BDP adına söz alan Muş Milletvekili Demir Çelik, bütçenin mantığını eleştirdi.
Bütçenin insan odaklı, rasyonel, istihdam ve üretim odaklı olmadığını; tüketim, borçlanma esasına dayalı, cari harcama odaklı, bürokratik ve merkeziyetçi olduğunu vurgulayan Muş Milletvekili Demir Çelik, rutin, topluma rağmen ve onu dikkate almayan özelliğine işaret etti. BDP’li Çelik, olması gerekeni şöyle izah etti:
- Sürdürülebilir; yani toplumun değişim dinamiklerini harekete geçiren, besleyen, destekleyen ve katkı sunan olmalıydı.
- Verimli; yani yeniden üretimi yaşamın, hayatın, üretimin kendisini bizatihi destekleyen, teşvik eden olmalı/olmalıydı.
- Hesap verir ve katılımcı; yani Meclis’in denetim mekanizmasına açık olduğu kadar toplumun çeşitli örgütsel yapılarını da sürece katan, bu anlamıyla da katılımcı olması esasına dayalı olması gerekiyordu.
- Şeffaf; yani topluma, kesimlere, bireylere açık, o anlamıyla da izlenebilir, takip edilebilir bir özellikte olmalı.
- Adil; yani adalet duygusuna hitap edebilmeli, adaletli olmalı.
- Yerindelik ilkesi; yani bütçe özerk ve özgün kurumsal yapıları besleyen, destekleyen boyutta olmalı.
Bu konuda BDP’nin merkezin zayıflatılması yerelin güçlendirilmesi modelinin yakıcılığına işaret eden Demir Çelik, şunları söyledi:“2 bin 900 civarında belediye, genel bütçenin yüzde 6’sından faydalanacak kadar bir açmazı yaşamaktadır. Mali özerkliğe de sahip olmayan belediyeler, il genel meclisleri açmazdalar; üretimden ve hizmetten yoksun bir toplum gerçekliğiyle her gün bizi karşı karşıya bırakmaktadırlar. Bu, bir çelişki. Düşününüz ki; canlı, dinamik, toplumla her gün temas ve ilişkide olan belediyelerdir, il genel meclisleridir, muhtarlıklardır. Siz bunları özerk ve özgün bir maliyeye; idari noktada da özerkliğe kavuşturamadığınız sürece, onları besleyemediğiniz ölçüde toplumu da besleyemez, toplumun da değişim dinamiği rolüne fırsat vermemiş olursunuz.“
Adaletsiz vergiden besleniyor
BDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, 2012 bütçesinde dolaylı vergilerin oranının yüzde 67 olduğunu belirterek, bunun büyük bir adaletsizlik olduğunu söyledi.
BDP Grubu adına konuşan Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, bütçe dağıtımının, siyasal iktidar veya egemen gücün ideolojik ve politik önceliğine göre olduğunu; militarist hükümetlerin de bütçeyi güvenlik eksenli harcadığını söyledi. AKP Hükümeti’nin seleflerinin temel yaklaşımını kısmen revize ederek, militarist, halkın büyük çoğunluğunun çıkarını gözetmeyen, yoksuldan alıp zengine veren, güvenlik ve demokrasi ikileminde baskın bir biçimde güvenlik tarafını tercih eden bir bütçe yaptığını vurgulayan Aydoğan, Türkiye halkının cumhuriyet tarihi boyunca büyük bir vergi yüküyle karşı karşıya kaldığını şöyle örnekledi: „1923 ve 1929 yılları arasında dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı yüzde 67,3’tür. 1980’e kadar yüzde 55’in altına düşmemiş, 1980 ve 1989 yılları arasında da yüzde 45’lere kadar inmişse de 2000 ve 2008 yılları arasında yeniden yüzde 65’lerin üzerine çıkmıştır. Bugün bu oran yüzde 70’lere yakındır.“
2012 yılının da bütün yıllar gibi dolaylı vergi yılı olacağını; Yine yoksullardan, temel tüketim maddeleri üzerinden bol bol vergi alınarak bir bütçe oluşturulacağını belirten Aydoğan, 2012 bütçesinde dolaylı vergilerin oranının yüzde 67’lerde; dünyada böylesine vergi adaletsizliğinin olduğu ülke sayısının son derece az olduğunu vurguladı.
Neoliberal politikalar sonucu artık ülkede yoksulluğun artmakla kalmayıp kronikleşmeye dönüştüğünü kaydeden Aydoğan, „Vatandaşın temel hakları sadakaya tahvil edilmeye de devam edilmektedir“ dedi.