“Bir kötü şey oluyor”, “bir de iyi şey oluyor”…
Nasıl yani?
“Yani şöyle: Evet adam cinayet işliyor. Bu kötü bir şey… Ama sonra gidip öldürdüğü adamın karısına, çocuklarına ömür boyu geçinecek para veriyor. Bu da iyi bir şey…”
Ne demek istiyorsun?
“Demek istiyorum ki, sen yalnızca ‘kötü şey’i görüyorsun, ‘iyi şeyi’ görmüyorsun. O yüzden de ‘adil’ olamıyorsun, ‘haksızlık’ yapıyorsun,”
Bir “katil” karşısında “nasıl bir tutum almalıyız?” tartışmasında, “katil”le ilgili şu akıl yürütme size bir şeyleri hatırlatmıyor mu?
Bazılarına hatırlatmayabilir. Bari ben hatırlatayım:
Hükümeti “her şeye rağmen” hala destekleyen, ona karşı mücadele eden Kürt halkını ise bir türlü desteklemeyen gazeteciye, akademisyene, aydına soruyoruz:
“Hükümeti neden destekliyorsun?”
“Destekliyorum, çünkü ‘iyi şeyler’ yapıyor.”
“Ama ‘kötü şeyler’ de yapıyor.”
“Doğru, ama bu ‘kötü şeyleri’ yapan hükümetin dışında, bu hükümetin yaptığı ‘iyi şeyleri’ yapabilecek bir başkası var mı?”
“İstersen daha açık konuşalım: AKP Hükümeti Kürtleri öldürüyor, tutukluyor; aynı zamanda 12 Eylülcüleri, 28 Şubatçıları, Ergenekoncuları yargılıyor. Sen ‘iyi şeyler’ yüzünden AKP’yi destekliyorsun; çok güzel, peki ama ‘kötü şeyler’ yüzünden ne yapıyorsun?”
“Kötü şeylere kötü şeyler diyorum.”
“Yani sen iyi şeyler için AKP’ye destek veriyorsun, o senden aldığı destek olmasa yapamayacağı ‘kötü şeyleri’ yapıyor, sen bu ‘kötü şeyleri’ yapmasın diye verdiğin desteği kesmiyorsun, ‘kötü şeylerin’ mağduru Kürt halkını da desteklemiyorsun, yalnızca onlara yapılanın ‘kötü şey’ olduğunu söylemekle yetiniyorsun… ‘İyi şey’ yaptığı için ‘bu hükümet iyidir, desteklenmeli’ diyorsun; ama ‘kötü şey’ yaptığı için ‘bu hükümet kötüdür, desteklenmemeli’ demiyorsun…Sen ne biçim liberalsin, ne biçim sol liberalsin, ne biçim solcusun?”
“O biçim….”
Şimdi yürüyen tartışma işte böyle…Yani o biçim bir tartışma. Kendi utanç verici uzlaşmacılıklarını, çıkar için attıkları taklaları, “biz de aradan çıkıp, güç kazanır mıyız” hesaplarını, “esneklik, kösteklik” diye yutturmak isteyenler var.
O nedenle kendilerine itiraz edenleri, günün rüzgarını arkalarına alıp, “12 Eylülcüleri, 28 Şubatçıları, Ergenekoncuları destekliyorlar” diye karalayarak kendi “suçlarını” örtbas etmeye çalışıyorlar.
12 Eylülcülerin yargılanması çok iyi bir şeydir. 28 Şubatçıların derdest edilmesi bizi memnun eder. Ergenekoncularla “aramızda kan” var. Hepsi yargılansın. Hep biz mi yargılanacağız?
Hepsi bu kadar.
Türk’ün “tırşıkçısıyla” buraya kadar anlaşmaktayız. İşler bundan sonra çatallaşıyor. Türk “tırşıkçısı” ve hatta o Türk “tırşıkçısına” benzemeye çalışan kimi Kürt “aydın bozuntusu”, bu “iyi şeyler”den, “AKP’ye destek verme” sonucunu çıkarıyor.
Türk devletini yönetenler “Batı”da “Batı Çalışma Grubunu” hapse atıyor; Doğu’da Kürdü öldürüyor ve tutukluyor. Ve “Batı”da bu “iyi şeyler” yüzünden Türk tırşıkçılarının, onlara benzeyen Kürt “aydın bozuntularının” desteğiyle de güçlenerek, “Doğu”daki zulmünü tırmandırıyor, daha çok öldürüyor ve daha çok tutukluyor.
Bu durumda, “iyi şeye” elbette “iyidir” demek başka.
O “iyi şey” yüzünden, “kötü şey” yapana “destek vererek”, daha beter “kötü şeyler” yapmasına “ortak” olmak başka…
“Abra kadabraya, hokus pokusa” lüzum yok. Her şey ortada.
Günümüzün, yani geleceğin değil, geçmişin değil, bugünün biricik ölçüsü, “kerterizi” Kürt sorunu. Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı tutum sorunu. Bir hükümet Kürt sorununda çözümsüzlüğü kanlı saldırılar ve kitlesel tutuklamalarla sürdürüyorsa, o hükümeti “darbecileri” tutuklayarak, bir daha “darbe” yapmayı önleyecek diye desteklemek ne anlam taşır?
Suç ortaklığı anlamı taşır.
Darbeciler Fırat’ın Batısı’nda amaçlarına ulaştılar. Birincisi solu, işçi sınıfının sendikal hareketini mahvettiler, ikincisi Milli Görüş “gömleğini” İslamcının sırtından aldılar, ona “cemaatin” dışı İslam, içi Türk üniformasını giydirdiler, sosyal-islamcılığın önünü kestiler. Ama darbeciler Fırat’ın Doğusu’nda amaçlarına ulaşamadılar.
O nedenle Hükümet, Fırat’ın Batısı’nda “işi biten” darbeciyi tutukluyor, onun devletteki yerini kendisi alıyor. Fırat’ın Doğusu’nda ise “bitirilemeyen işi” darbecilerin yöntemleriyle ve darbecilerin “sınıf arkadaşlarıyla” “bitirmeye” çalışıyor.
Tırşıkçı Türk ile ona benzemek isteyen oportünist Kürt, darbeciler yargılanıyor diye AKP’yi alkışlıyor, sırtlarını döndükleri Kürt halkının çığlığını, bu cılız alkışları bilmem kaç yüzbin desibel gücüne ulaştıran medya yoluyla bastırıyor.
“Destekliyorum çünkü darbecileri yargılıyor…”
Ben de diyorum ki, (olacak iş değildir, bölgesel emperyalizm partisinin tabiatına aykırıdır, ama yine de diyelim ki,) bu Hükümet Fırat’ın Batısı’nda bırakalım darbecileri yargılamayı, sosyalizmi, hatta komünizmi kursa, onun kurduğu komünizmi yıkmayan namussuzdur.
Adam cinayet işlemiş, öldürdüğünün yakınlarına para vermiş. Roboskî gibi yani.
Siz bu adamı hapse mi atarsınız, yoksa öldürdüğünün yakınlarına para verdiği için onu Hükümetin başına mı getirirsiniz?
Tırşıkçıyla namuslu insan arasındaki fark bu soruda yatar…