
Bu tutumu, "iktidarın, medyanın önemli bir kesimini kendisine bağımlı duruma getirmesinden kaynaklandığına" dikkat çekerek özetleyen Ahmet Abakay, "Gazete ve televizyonların önemli bölümü iktidar yanlısı duruma geldi; bağımlı gazetecilik yapmaktalar. Bu yola başvurmalarının iki nedeni var; birincisi, bu yayın kuruluşlarının iktidara ideolojik yakınlık duymaları, ikincisi de iktidar baskısı ve korkusu ile bu yayın politikalarına yönelmeleri. Bu da toplum için, ülke için, evrensel basın ve ifade özgürlüğü için son derece tehlikeli" değerlendirmesini yaptı.
'Yeni Şafak'ın manşeti
Abakay, Yeni Şafak gazetesinin geçtiğimiz günlerde BDP'li vekilleri hedef alan manşetine dikkat çekti: "Bir gazetenin, yayın kuruluşunun halkın özgür iradesi ile seçtiği, legal siyaset yapan milletvekilleri için, 'Katil sizsiniz' şeklinde manşet atması, suçlu ilan etmesi, kendince mahkum etmesi, zaten linç kültürünün çok çabuk başgösterdiği ülkemizde çok tehlikeli. Kavgaları, çatışmaları, saldırıları kışkırtan; haksız, hukuksuz, meslek ahlakına ve ilkelerine de aykırı bir tutumdur."
ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay, sözlerini şöyle bitirdi: "Çatışma ortamının, ikliminin egemen olması, buna paralel olarak bayramdan sonra tutuklanacak gazeteci, aydın listelerinin yapıldığı haberlerinin doğru çıkmamasını; yanlış bilgiler olduğunu temenni etmekteyiz."
Abay: Başbakan yanılıyor
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu(TGDP) Sözcüsü Necati Abay ise, Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen gazete ve televizyonları da 'ana akım medya' ya da 'merkez medya' kategorisinde ele almak gerektiğini söyledi. "30 yıla yakın bir zamandır sürmekte olan savaş karşısında aldıkları pozisyon bakımından yeni bir durumu ifade etmese de, ki merkez medya ile paralel pozisyon alıyorlardı, AKP hükümeti ve devletin, özellikle MGK’nın politikalarıyla paralel yayıncılık anlayışına sahip olmaları bakımından yeni bir durumdur" diyen Abay, ana akım medyanın, bir kez daha sürmekte olan savaş karşısında devletin resmi politikaları doğrultusunda kendini dizayn ettiğini ve pozisyon aldığını söyledi. "Bir başka ifadeyle ana akım medya veya merkez medya 'esas duruş'a geçmiş durumdadır. Gazetecilik etiği rafa kaldırılmış durumda. 'Savaş kışkırtıcısı' bir pozisyon almış durumdalar. Doğallıkla 'savaş kışkırtıcılığı', barışa düşmanlığı da beraberinde getiriyor. Savaşa karşı barış çığlıkları ya görmezden geliniyor ya da çarpıtılıyor" şeklinde konuşan Necati Abay, devletin resmi açıklamalarının, gazete ve televizyonlara gönderilen savaş propagandasını ihtiva eden metinlerin ve görüntülerin sorgulanmadan, ihtiyat payı konulmadan servis edildiğini bildirdi. Bu durumu, "yayıncılık adı altında yaptıkları en iyimser ifadeyle 'servisçiliktir' diye özetleyen Abay, şunları ekledi: "Bazen bunun da ötesine geçilip masa başında hazırlanan düzmece haberler, yalan haberler servis ediliyor. Öyle ki kurşundan da, bombadan da, füzeden de hızlı hareket edebiliyorlar, kurşundan önce hedefi 12’den vurma gayretkeşliğidir bu. Savaş yanlısı, barış karşıtı ideolojik duruşun dip noktası ve 'rambo gazeteciliği'nin içinde bulunduğumuz konjonktürdeki görüntüsüdür bu."
Abay, Başbakan Erdoğan'ın medya üzerindeki tahakkümüne dikkat çekerek, şunları söyledi: "Anlaşılan o ki, yeni kirli savaş sürecinde kirli savaşa karşı çıkan her gazeteci, her yazar, her aydın ve sanatçı, her insan hakları savunucusu, her siyasetçi hedef tahtasına konulacak ve asılsız iddialarla, komplolarla, bu tür yaftalar altında tutuklanmak isteniyor. Zapturapt altına alınamayan barış yanlısı her insan tutuklanmakla tehdit ediliyor. Başbakan boşa kürek çekiyor. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde savaş ilelebet sürmedi, bu savaş da sürmeyecek. Sonunda kirli savaş değil barış kazanacak."
ALİ BARIŞ KURT - İSTANBUL