Milletvekillerinin yaralanması, onlarca polisin bir kişiyi öldüresiye dövdüğü olaylar "Valiliğin izin vermemesine rağmen yapılmak istenen miting" şeklinde sayfalarda yer aldı.
Hürriyet Gazetesi "İzinsiz miting arbedesi" başlığı atarken, polis şiddetini bir yana bırakıp, mitinge katılmak isteyenlerin market yağmaladığını iddia etti.
Radikal gazetesi, "Böyle mi çözülecek Kürt sorunu" başlığını atarken yaşananları "Diyarbakır OHAl'i yaşadı" şeklinde yorumladı.
Mitingi ilk sayfasından "Gaz ve cop diyarında" başlığıyla veren Taraf gazetesi de, polisin şiddette sınır tanımayarak milletvekillerini vurduğuna dikkat çekti. Gazetenin iç sayfasındaki haberde ise polis şiddeti, "kuş uçurtmadı" şeklinde yorumlandı.
Mitingi, milletvekillerinin şiddete uğrayan fotoğraflarıyla "Diyarbakır savaş alanı" başlığıyla ilk sayfasına taşıyan Cumhuriyet Gazetesi de kentin savaş alanına döndüğüne dikkat çekti. Habertürk gazetesi ise, "Diyarbakır'da izinsiz gerilim" başlığıyla ilk sayfasından fotoğrafsız haberi vererek, polis şiddetini "BDP Valiliğin izin vermediği Öcalan'a özgürlük mitingini yapmak isteyince olaylar çıktı" şeklinde yorumladı.
"Yasaklı miting Diyarbakır'ı karıştırdı" başlığıyla haber veren Zaman gazetesi ise, "BDP'nin düzenlemekte ısrar ettiği miting şehrin huzurunu kaçırdı" diye yorumladı.
Zaman gazetesinden bir adım öteye giden Yeni Akit isimli gazete ise ilk sayfadan gördüğü mitingi, "BDP'li vekiller polise saldırdı" başlığıyla verdi.
Yeni Şafak Gazetesi ise Zaman ve Yeni Akit gibi, "Miting inadı huzuru bozdu" başlığıyla haber verdi.
Ragıp Duran: Medya gizledi ama...
Gazeteci-yazar Ragıp Duran, aynı gün 19.00-20.30 arasında medyayı taradığını belirterek, Zaman'dan Vatan'a, Hürriyet'ten Milliyet'e medyanın olay yerinde muhabirleri olmasına rağmen polis saldırısını gizlemek, tahrif etmek için elinden geleni yapıp BDP'lileri manşetlerden, başlıklardan suçladıklarını söyledi. Anadolu Ajansı'nın o saate kadar henüz bir haber geçmediğini dile getiren Duran, bin dereden su getirilerek toplanma ve gösteri hakkını ayaklar altına alan yaklaşım sergilendiğini vurguladı.
Türk egemen medyasının yaralı milletvekillerini ya gizlediğini ya da yaralanma nedenlerini tahrif etiğinin altını çizen Duran, devletin, haksız, anlamsız, üstelik gerekçesiz bir şekilde mitingi yasakladığına değinenin ise olmadığını söyledi. Hatta şiddetin esas ve çoğunluklu olarak polisten geldiğini yazan ve gösterenin olmadığını ifade eden Duran, "Kısacası İstanbul Dükalığının egemen medyası, 'Olay çıktı' leitmotifi altında olayın kim tarafından nasıl çıkarıldığını yazmaktan imtina ile kaçınırken, BDP'yi suçlamak için her türlü yalan ve yanlışa itibar ediyor" dedi.
Bu tür haberleri yazan redaktörlerin yalan yazarak "mecburen" görevlerini yaptıklarını sanıdıklarını ifade eden Duran, "Onlara öyle sipariş verilmiştir onlar da emir eridir, pardon yazı eridir, nöbet tutmaya devam etmektedirler. İçlerinde siyasi iktidara, gazete patronuna yaranmak gibi bir dürtü mutlaka vardır. Eminim, gerçekleri yurttaşa aktarmak konusunda en küçük bir sorumlulukları, kırıntı vicdanları bile yoktur. Farkında değiller, polisin milletvekillerini dövdüğü bir ülkede yaşıyorlar. Ve kendilerini hala dürüst ve namuslu sanıyorlar" dedi.