
Saldırı ve çatışmaların yoğun olmadığı Sûr’un 14 sokağında yasak kalkar kalmaz yurttaşlar mahalleye akın etti. Polis engellerini aşarak sokaklarına ulaşan yurttaşlar, darmadağın edilen ev manzaralarıyla karşılaştı. Yasağın 173 gündür sürdüğü mahallelerden yansıyan görüntüler ise büyük yıkımı gözler önünü seriyor.
Amed’in (Diyarbakır) Sûr ilçesinde 3 mahalleye bağlı 14 sokakta dün saat 08.00’den itibaren yasak kalktı. 173 gün süren yasaktan sonra mahallelerine akın eden yurttaşlar dehşet verici bir tabloyla karşılaştı. Tablo, Uluslararası Af Örgütü heyetinin önceki gün incelemesinden sonra yaptığı “Sûr’da hasar ve zarar şok edici derecedeydi” açıklamasıyla örtüşüyordu. Çok sayıda evin yıkıldığı Sûr adeta dümdüz edilmişti. Sadece evler değil, tarihi ve kutsal mekanlar da yok yerle yeksan edilmişti.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Salil Shetty, Orta Asya Direktörü John Dalhuisen ve Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner soykırım saldırılarının 172’nci gününe girdiği Amed’e (Diyarbakır) bir dizi temasta bulundu. Af Örgütü, Cizîr ve Amed’in (Diyarbakır) Sûr ilçesini yasaklı mahallelerinde yaptıkları incelemelerin ardından önceki gün Dies Otel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Af Örgütü Genel Sekreteri Salil Shetty, devletin Kürdistan’da halka ağır silahlarla saldırdığını söyledi.
‘Hasar ve zarar şok edici’
Kürt sorununun Af Örgütü’nün yabancı olduğu bir konu olmadığını söyleyen Shetty, “Sur’da sokağa çıkma yasağının olduğu belli yerlere valiliğin özel izni ile gittik. Hasar ve zarar şok edici derecedeydi” dedi.
* Sokağa çıkma yasağı” adı altındaki kuşatma ardından bölgeden zorla göç ettirilen ilçe halkı ile de görüştüklerini dile getiren Shetty, “Sivil toplum kuruluşları ile görüştük. Aynı zamanda olanlar konusunda devletin ve yerelin bakış açısı nedir diye vali ve belediye eşbaşkanı ile de görüştük” diye konuştu. Shetty, incelemelerini 4 madde altında şöyle sıraladı:
* Sürekli “sokağa çıkma yasağı” uygulaması ve uzun süre devam etmesi kolektif cezadır. Sürekli sokağa çıkma koşulları altında yaşayan halk için zorluk nedenidir.
* Orantısız güç kullanımı tank toplar kabul edilemez bir şeydir. 24 saat sokağa çıkma yasağı olması ve ağır silah kullanılması bölgede göçe neden oldu. Elde ettiğimiz ve resmi olmayan bilgilere göre yaklaşık 500 bin kişi göçe zorlandı.
* Karşı karşıya bulunduğumuz en temel sorun insanların ne zaman evlerine dönecekleri ve dönse de nasıl dönecekleri. Aileler hiç bir bilgiye sahip değil ve kamulaştırma, zorla almalar gündemde.
* Hesap verilebilirlik ve şeffaflık.
Shetty, Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi ve Cizîr’deki vahşetin şeffaf ve bağımsız bir şekilde soruşturulması gerektiğini vurguladı.
Devletin sağlamakla görevli olduğu güvenliği tank, topla sağlayamayacağına dikkat çeken Shetty, şunları ekledi: “İnsan hakları ihlalleri açısından ağırlıklı olarak Güneydoğu’ya odaklandık fakat Türkiye geneli daralan bir insan hakları alanı var. Medya da bu daralma içine alınıyor. Devlete yaptığımız çağrılardan biri orantısız olan saldırıların ve sokak yasaklarının sona ermesi oldu. Sur’da operasyon olmasa da bölgenin diğer birçok yerinde operasyonlar devam ediyor.”
AMED