
Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın KONGRA GEL 9. Genel Kurulu’nda yaptığı kapanış konuşması dün ANF’de yayınlandı.
Neden Eşbaşkanlık?
Eşbaşkanlık modelinin, Kürt Hareketi’nin geldiği düzeyi gösterdiğini; pratikleşmesiyle birlikte yönetim düzeyinde demokratikleşme ve birbirini tamamlamanın daha fazla gelişeceğine ve derinleşeceğine inandığını belirten Cemil Bayık, “Eşbaşkanlık, sadece iki kişinin ortak yönetim olması değildir. Ondan öte ideolojik ve örgütsel anlamlar taşımaktadır. Bunun sorumluluğu doğru anlaşılıp pratikte gerekleri yerine getirildiğinde önemli sonuçlar alacağımıza inanıyorum” dedi.
Bayık, KCK sisteminin daha iyi pratikleştirilmesinin zemininin de güçlendiğini sözlerine ekledi.
Zamanlamanın önemi
Genel Kurul’un hem Kürt tarihi hem de Kürt Özgürlük Hareketi tarihi açısından çok önemli bir dönemde gerçekleştiğini anımsatan Bayık, şunlara dikkat çekti: “Ortadoğu yeniden dizayn edilmeye, yeni dengeler oluşturulmaya çalışılmaktadır. Güçler arasında süren mücadele ve yürütülen savaş bunun içindir. Bu savaşın daha da devam edeceği anlaşılmaktadır. Fakat giderek yeni dengeler de oluşturulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu öyle kolay gerçekleşecek bir durum değildir.
Suriye ve Mısır’da yaşanan gelişmeler, nasıl bir siyasal ortamda Genel Kurul gerçekleştirdiğimizi ortaya koymaktadır. Çok önemli bir siyasi ortam ve büyük bir savaşın ortasında gerçekleştirdik.”
Dönemin avantaj ve dezavantajları
Bu savaş ortamının büyük avantaj ve dezavantajları olduğuna işaret eden Bayık, böylesi bir süreçte politik ve eylemsel adımlarda yaratıcı ve etkili olabilirlerse dezavantajları azaltıp avantajları çoğaltabilir, önemli sonuçlara ulaşabileceklerini söyledi. İdeolojik, politik ve örgütsel anlamda bölgenin en hazırlıklı hareketi, dolayısıyla mevcut siyasal ortamda kazanma avantajı en fazla olanın Kürt halkı/Hareketi olduğunu vurgulayan Bayık, şöyle devam etti: “Mısır ve Suriye’deki gelişmeler, bizden daha doğru bir siyaset izlememizi, daha başarılı mücadele ederek pratikleşmemizi istemektedir. Mısır’da gelişen darbe, iktidarcı sömürücü güçler arasındaki mücadele olup halkların talep ve özlemlerinin dikkate alınmadığının, karşılanmadığının ifadesidir. Bölge halkları bu iktidar mücadelesinden, darbeden daha doğru dersler ve önemli sonuçlar çıkaracaktır. Çünkü bu iktidar güçleri arasındaki mücadele halkların umut, beklenti ve taleplerini karşılamaktan ve gerçekleştirmekten uzaktır. Mısır ve Suriye’deki durum, bunu net ortaya koymuştur. Bu gelişme Türk devletini ve AKP hükümetini daha da zorlayacaktır.”
Paradigmanın teyidi
Bu gelişmelerin, kapitalist modernite sistemiyle statükocu işbirlikçi güçlerin artık eskisi gibi, bölge halklarını kolay kontrol edemeyeceklerini de açığa çıkardığını kaydeden Cemil Bayık, bu gerçekliği şöyle izah etti: “Önder Apo’nun demokratik modernite olarak tanımladığı paradigmasının en doğru seçenek olduğunu göstermiş, halkların seçeneği ve umudu haline getirmiştir. İktidar çatışmaları altında halkların acı çektiği ortamda bu çizginin doğruluğu ve çözüm gücü daha iyi anlaşılmaktadır. Ortadoğu’nun tüm sorunlarının çözüm gücü olacak ideolojik ve siyasi seçenek Önder Apo’nun çizgisidir. Önder Apo’nun bu çizgisi esas alınırsa Ortadoğu’da halkların kardeşliği, özgürlüğü ve demokratikleşmesi mücadelesinde başarı sağlanabilir. Ortadoğu halkları ancak üçüncü çizgiyi esas alırlarsa iktidar mücadelelerinde ezilmekten, zulüm ve katliamlardan kendilerini kurtarabileceklerdir. 9. Genel Kurul da bu çizginin doğru ve başarılı olduğunu, bunun dışında Ortadoğu halklarının talep ve beklentilerine cevap olacak bir çizgi olmadığını tespit etti.”
Üçüncü çizgide ısrar
9. Genel Kurul’un bu doğrultudaki politikalarında ısrar edilerek bunun araç ve yöntemleri geliştirilerek daha büyük başarıların gerçekleştirilmesi irade ve kararına vardığını belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, “Bu çizgide ısrar edersek tüm Kürdistan parçalarında yürüttüğümüz özgürlük ve demokrasi mücadelesini daha da güçlendirip başarı kazanacağımız gibi, tüm Ortadoğu’da halkların özgürlük ve demokrasi umudu da oluruz. Bu çizgide ısrar ederek sadece Kürt halkı açısından değil, bölge halkları ve insanlık açısından tarihi bir rol oynayabiliriz” diye konuştu.
Suriye örneği
Demokratik Suriye’nin inşasında Kürtlerin önemli bir rol oynayacağının ve ilerde bu rolün tüm Ortadoğu çapında etkili olacağının şimdiden görüldüğünü kaydeden Eşbaşkan Cemil Bayık, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Artık Kürtler olmaksızın yeni bir Suriye inşa edilemeyecektir. Yaklaşık 40 yıldır Kürdistan’da büyük bir mücadele yürütmekteyiz. Bu mücadele büyük değerler, önemli gelişmeler yaratmıştır. Artık resmi olmasa da fiili olarak bu hareketin ve halkın gücü, varlığı kabul edilmektedir. Bölge halklarının kaderini tayin edecek olan da bu Apocu hareket ve Kürt halkıdır. Bugün Rojava halkımız gerçekleştirdiği devrimle önemli bir atılım yapmış, bir statü kazanmaya başlamıştır. Ortadoğu’nun ve onun merkezinde yer alan Suriye’de, Rojava’da yaşanan bu önemli gelişmelerde, Rojava’nın bir statü kazanmaya doğru gitmesinde Önderliğin çalışmaları büyük etkide bulunmuştur.”
Güney’deki statü
Güney Kürdistan’da henüz tam istenen düzeyde olmasa da bir statü geliştiğini anımsatan Cemil Bayık, bu statünün kazanılmasında da Kürt Özgürlük Hareketi’nin önemli emeği ve rolü olduğunun altını çizdi: “Kürt Özgürlük Hareketi’nin 40 yıllık zorlu mücadelesi olmasaydı ve bu günlere ulaşmasaydı güneydeki bu statünün elde edilmesi zor olurdu.”
Doğu’daki yükselme
Bayık, aynı şekilde Doğu Kürdistan’da da bugün Kürt halkının özgürlük ve demokrasi özleminin ve mücadelesinin yükselmesinde 40 yıldır yürütülen özgürlük mücadelesinin etkisinin çok büyük olduğunu söyledi.
Tasfiye planının tasfiyesi
Sömürgeci Türk devletinin 2012 yılında Kürt Özgürlük Hareketi’ni ezmek, bitirmek; bunun için tüm imkanlarını sınırsız seferber edip sonuç almak istediğini ifade eden Cemil Bayık, topyekün direnişle tasfiye planının tasfiye edilip sömürgeci devletin tüm politikalarının boşa çıkarıldığını vurguladı. Bu durumun, Türk devletini İmralı’da Öcalan ile müzakere masasına oturtup diyalog geliştirmeye mecbur bıraktığını kaydeden Cemil Bayık, Öcalan’ın da buna dayanarak yeni süreci geliştirdiğini belirtti.
Sürece tereddütsüz katılım
Öcalan’ın hem kapitalist modernist sisteminin hem AKP’nin çok sıkıştığını görerek süreci geliştirdiğini anımsatan Bayık, bu nedenle kendilerine düşen görevi, şöyle vurguladı: “Zamanında sorumluluklarımızı başarıyla yerine getirmek, süreci başarıya götürmek için çabamızı artırmaktır. Tüm kadro ve çalışanlarımız bu sürece hiçbir kaygı ve tereddüt taşımadan, kararlıca ve cesaretle katılmalı; tüm yetenek, enerji ve imkanlarını bunun için seferber etmeli ki, görev ve sorumluluklarını zamanında başarıyla yerine getirebilsin.”
Mücadelesiz başarı olmaz
Mücadele etmeden başarıya gidileceğini düşünmenin, bu süreçteki en yanlış ve tehlikeli yaklaşım olacağını dile getiren Bayık, “Bu tarihi hamlenin başarısı tamamıyla bilinçlenmeye ve anlam derinliğine, Önderlik çizgisinde kendini her gün yeniden yaratarak bu temelde örgütlenmeye, halk içinde örgütü geliştirmeye bağlıdır. Toplumda demokratik siyaseti geliştirme, tabandan örgütlemeyi esas alma, serhildanları yükseltme, süreci ve Önderliğin hamlesini başarıya götürecek temel yaklaşımdır. Önderlik bizim için demokratik siyaseti esas gördü. Bunun anlamı; toplumu ve kendini örgütleme, bunun demokratik sistemini kurma ve serhildanları geliştirmedir” dedi.
Çözümün siyasi ortamı
Sürecin gelişmesi için esir askerleri serbest bıraktıklarını, ateşkes ilan ettiklerini, gerillanın Kuzey’den çekilmesi kararını alıp kalıcı çatışmasızlığı sağladıklarını hatırlatan Bayık, böylece Kürt sorununun çözümü, Türkiye ve Ortadoğu’da demokrasinin gelişmesi için gereken siyasi ortamı yarattıklarını kaydetti. Bayık, bu durumun sonuçlarını da şöyle anlattı: “Türkiye kamuoyunda çözüm umudunu güçlendirdi. Kürt halkında sorunun siyasal demokratik çözümüne dönük beklentileri arttırdı. Kürdistan, Türkiye ve uluslararası kamuoyunda ‘Kürt Özgürlük Hareketi ve Önder Apo atması gereken adımları attı, üzerine düşeni yaptı; artık Türk devleti ve AKP Hükümeti’nin adım atması gerekir’ ortak düşüncesi gelişti. Birçok çevre Türk devleti ve AKP Hükümeti’nden bu yönde somut adımlar atmasını talep etti. Bu talepler karşısında çok ciddi bir sıkışma yaşadı.”
İkinci aşamaya geçmiyor
Kürt tarafının üzerine düşeni yapıp birinci aşamayı başarıyla tamamladığına, ancak Türk tarafının üzerine düşeni yapmadığına dikkat çeken Cemil Bayık, şu tespit ve uyarılarla devam etti: “Atması gereken adımları atmadı, ikinci aşamaya geçmedi. Halen de ciddi somut adımlar atmaya pek istekli değil. Sürece ve ikinci aşamaya basit yaklaşmakta, gevşetmek ve süreci geri çekmek suretiyle kendi kontrolüne geçirmeye çalışmaktadır. Önümüzde seçimler var. Bazı söylemlerle çözüm umudunu diri tutup bu süreci atlatma, seçimlere çatışmasızlık ortamında girme hesabını yapıyor. Bu basit bir hesaptır. Türk devleti ve hükümeti ikinci aşamaya, Önderliğe, PKK’ye ve Kürt halkına ciddi yaklaşmalıdır. Şimdiye kadar geliştirilen yaklaşımları doğru ve ciddi görmüyoruz. Önderliğin koşulları değiştirilmeli, sürece aktif katılımı sağlanmalı ve özgürlüğü için adımlar atılmalıydı. Ne Önderliğin koşullarında herhangi bir değişiklik oldu, ne de demokratik siyasetin önünü açacak her hangi bir yasal düzenleme gerçekleşti. Aksine yeni karakollar, barajlar yapılıyor, korucuların sayısı artırılıyor. Tüm bunlardan anlaşılıyor ki AKP çözümü geliştirmiyor, aksine savaş hazırlığı yapıyor.
Eğer Önderliğin koşullarında bir değişim olmazsa, karakol, yol ve baraj yapımları durmazsa, çetelerin sayısının artırılmasından vaz geçilmezse, İmralı’da gerçekleşen mutabakat çerçevesinde adımlar atılmazsa biz, halkımız ve demokrasi güçleri bunları kabul edemeyiz.”
Öcalan sorumluluk verdi
Öcalan’ın seçilen yönetime, tüm Hareket ve halka bu süreci dikkatle takip etme, nasıl yürüdüğünü gözetme ve ona göre gereken tutumu alma sorumluluğu verdiğini belirten Bayık, “40 yılık mücadele ve özelde de 1999-2004 tecrübemiz var. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu; neyin başarıya götürdüğünü, neyin kaybettirdiğini anlamak bu süreçte daha kolaylaşmıştır” dedi.
HPG hazırlıklı olmalı
Bu süreçte meşru savunma güçlerinin kendilerini ideolojik, örgütsel ve meşru savunma anlamında daha güçlü eğitmesi, büyütmesi ve sağlamlaştırması gerektinin altını çizen Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, HPG’nin rolünü şöyle özetledi: “Savaş olsun olmasın, HPG’nin Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürdistan halkı için taşıdığı bir anlam, oynadığı bir rol vardır. Ortadoğu büyük bir savaş içindedir. Bu savaş ağırlıkta da Kürdistan’da sürmektedir. Kürt sorunu kalıcı çözüme kavuşana kadar halkımızın savunması ve güvenliği için HPG’nin sağlam duruşu her şeyden önemlidir. HPG kendini geliştirip sağlam bir duruş sergilemez ve hazırlıklarını iyi yapmazsa, o zaman süreç tehlikeye girer. Bu gaflet olur.”
Kadın özgürlük çizgisi
Kadın özgürlük çizgisinin, üçüncü çizginin kimliği olduğunu vurgulayan Bayık, Kürt kadının Ortadoğu’da kardeşliğin, eşitliğin ve özgürlükçü demokratik gelişmelerin öncü gücü haline geldiğini söyledi. Cemil Bayık, bu konuda şu önemli vurguları dile getirdi: “İnsanlığın ve toplumsallığın kök hücresi olan kültürü yaratan Kürt kadını, bugün de Ortadoğu’da özgür ve demokratik yaşamı yaratmada tarihin başlangıcına benzer, hatta ondan daha büyük bir tarihi rol oynamaktadır. Kadın özgürlük mücadelesi bu karakteriyle Kürt Özgürlük Hareketi’nin başarısı için büyük bir zemin yaratmış, özgürlük ve demokrasi mücadelemizin en temel gücü olmuştur.
Önderliğin, kadın şahsında insanlığı, toplumsallığı, adaleti ayağa kaldırıp diriltmesi, tüm gerici güçlerin hedefi haline gelmesinin en temel nedenidir. Bu nedenle tüm gerici güçler Önderliğe ve Önderlik şahsında kadına, topluma ve insanlığa karşı büyük bir düşmanlık geliştirmektedir.”
Öcalan’ın özgürlüğü
Öcalan’ın sadece Kürt halkı ve kadını için değil, insanlık için bazı temel değerler yarattığını kaydeden Bayık, bu yüzden Öcalan özgürleşmeden ne çözüm, barış, huzur, ne de istikrarın gelişebileceğinin altını çizdi. Bayık, şu kesin ifadelerle devam etti: “Barışın ve huzurun yolu Önderliğin özgürlüğünden geçer. Önderlik özgürleşmeden Kürt halkı asla özgürleşemez. Önderliği esaret altında olan bir halkın özgürlüğünden söz edilebilir mi? Kimileri bazı saptırma ve çarpıtmalara gitse de, bizim buna kulak asacak bir durumumuz ve zamanımız yoktur. Tam tersine Önderliğin özgürlüğünü her zamankinden daha fazla esas alacağız.”
KCK sisteminin ayakları
KCK sisteminin temel ayaklarının; akademiler, komünler, kooperatifler, topluluklar ekonomisi ile geliştirileceğini belirten Bayık, bunlar üzerinden de her yerde meclisler kurmanın gerekeceğini söyledi. Genel Kurul’un tüm bunları tartıştığını, gerekli kararları aldığını ve bunların tam bir seferberlik ruhuyla pratikleşmenin zorunluluğunu teslim ettiğini kaydeden Bayık, şöyle devam etti: “Önderliğimizin sivil toplumu yaratmak olarak tanımladığı ve Demokratik Özerkliği de içeren, demokratik siyaset çalışması özünde budur. Demokratik siyaset, bu temel ayaklar üzerinden gelişecektir. Demokratik siyaset temelinde sistemi inşa çalışması, aynı zamanda serhildanları yükseltmedir.”
Tüm etnik ve inanç grupları
Öcalan’ın Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde sadece Kürtlere değil, Türkiye’deki tüm etnik ve inanç topluluklarına, emekçilere çağrı yaptığını hatırlatan Cemil Bayık, Alevilerin konumunu ısrarla vurguladı: “Ezilen, horlanan, hakaret, baskı ve katliamlara maruz kalan ve kendisi olarak yaşamaktan alıkonulan, bu nedenle Türkiye’nin en temel demokrasi güçlerinden olan Aleviler de demokratikleşmenin temel güçlerindendir.
Alevilerin birlikteliği
Hareketimiz her zaman Alevilerin kendi inancı ve kültürüyle özgürce yaşamasından yana olmuştur. Alevilerin inanç ve kültür özgürlüğünü her zaman desteklemiştir. Alevilere ilk sahip çıkan da Apocu hareket olmuştur. Özgürlük Mücadelesi’nde binlerce Alevi Kürt genci şehit düşmüştür. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde büyük bedeller ödemiştir. Önder Apo kendini daima Alevilere yakın görmüştür. Bu açıdan Alevilerin yeri iktidar güçlerinin yanı değil, Kürtlerin, özgürlük ve demokrasi güçlerinin yanıdır. Bundan başka her tutum Alevi gerçeğine ve tarihine ters davranmak olur. Bu açıdan demokrasi karşıtı, siyasal çözüm karşıtı güçler ve CHP gibi çevrelerce manipüle edilmek istenen Aleviler, bu tür istismarcı çevrelere tutum almalı, özgürlük mücadelemizle yan yana demokrasi güçlerinin içinde yer almalıdır. Alevilerden beklenen ve kendilerine layık olan da budur. Alevilerin tek politikası Türkiye’yi demokratikleştirme mücadelesi olmalıdır. Bu da ancak başta Özgürlük Hareketi olmak üzere demokrasi güçleriyle birlikte olmakla gerçekleşir.”
Karer ve Pir örneği
Tüm insanlığın; tüm inançların, etnisitelerin ve ezilenlerin Özgürlük Hareketi olduklarını anımsatan Cemil Bayık, bunu kurucu ve kadro yapısından anlaşılacağını belirterek, Haki Karer ve Kemal Pir örneğini verdi. Bayık, şunları ekledi: “Bu açıdan yalnızca Kürtlerin olarak görmek doğru değildir. Kürt Özgürlük Hareketi aynı zamanda Alevilerin, Êzîdîlerin, Süryanilerin, Ermenilerin ve diğer Hıristiyanların özgürlük ve demokrasi isteyen, zulme karşı duran herkesindir. Herkes böyle anlamalıdır.
Êzîdî duyarlılığı
Aleviler kadar Êzîdî halkımız da temel duyarlılıklarımızdandır. Bizlere tarihin mirası olan Êzîdîler zaten kopmaz parçamızdır. Önder Apo’nun Êzîdîlere ilgisi çok fazladır. Onların inançlarını özgür yaşaması konusunda titizdir. Onlar için mücadele etmiştir. Halen bizlere verdiği perspektif ve talimatlar Êzîdîlere sahip çıkmamız ve onları savunmamız yönündedir. Çünkü Êzîdîlere sahip çıkmak özünde Kürt’e, Kürtlüğe sahip çıkmaktır.
Müslüman ve Kürt olmayanlar
Biz özgürlük ve demokrasi arayışı olan tüm inanç, etnisite ve kültürleri; Süryaniler, Ermeniler, Yahudiler ve Rumları da özgürlük mücadelesi yanında, içinde daha güçlü yer almaya çağırıyoruz.
Kürdistan ortak vatandır
Kürdistan zaten Ermeni, Süryani, Arap, Türkmen, Kürt ve birçok farklı etnik ve dinsel topluluğun yaşadığı ortak vatandır. Kürdistan, insanlık değerlerine bağlı tüm toplulukların demokratik ulusunun ortak vatanıdır. Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi temelinde herkesi kardeşçe bir arada yaşamaya, bunun için de demokrasi mücadelesi içinde yer almaya çağırıyoruz.”
Türkiye demokrasi güçleri
Türkiye’nin demokrasi güçlerinin stratejik müttefikleri olduğu gerçeğinin değişmeyeceğini belirten Cemil Bayık, “Bu açıdan sömürgeciliğe, faşizme ve egemen güçlere karşı Türkiye devrimci-demokratik güçleriyle ortak örgütlenme ve mücadeleyi, ittifakımızı daha da güçlendirmemiz gerekmektedir. Demokrasi ve özgür yaşam konusunda ortak kadere mahkum durumdayız. Bu açıdan Kürtlerle yan yana yürümek en az Kürtler kadar Türkiye demokrasi güçlerine ve Türkiye halkına da kazandıracaktır” dedi.
Bayık, Gezi Parkı direnişinin Türkiye demokrasi güçleriyle Kürt demokrasi güçlerinin ortak hareket etmesinin önemini ve nasıl sonuçlar vereceğini gösterdiğini kaydetti.
Ortadoğu’nun özgürleşmesi
Üçüncü çizginin esas olarak da Ortadoğu’nun özgürleşme çizgisi olduğuna işaret eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi hiçbir ülkeye ve halka karşı olmadığın bir kez daha vurguladı. Bu nedenle Ortadoğu’nun tüm siyasi güçlerini, halklarını, kanaat önderlerini, aydın ve yazarlarını demokratik çözüm hamlesine sahiplenmeye çağıran Cemil Bayık, “Önder Apo’nun Ortadoğu için öngördüğü siyasi projeden tüm halklar kazançlı çıkacaktır. Tüm Ortadoğu demokratikleşme temelinde huzur ve istikrara kavuşacaktır” diye konuştu.
Sonuca gidecek son adım
Kürt Özgürlük Hareketi’nin geldiği düzeye dikkat çeken Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, konuşmasını şu çarpıcı ifadelerle tamamladı: “Kürt halkı, Ortadoğu halkları ve insanlık için başlattığımız büyük özgürlük yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu düzeye büyük bir savaşla, zorlu ve çok acılı bir mücadeleyle, ağır bedeller vererek ve büyük değerler yaratarak geldik. Bu düzeye gelmemizde Başkan Apo’nun Önderliği ve emeği, şehitlerimizin kahramanlığı ve halkımızın fedakarlığı esaslı rol oynamıştır. Tüm bunların sonucunda bugün özgürlüğü hak etmiş bulunuyoruz. Artık hak ettiğimiz özgürlüğü yaşamanın, bunu gerçeğe dönüştürmenin zamanıdır… Bize düşen artık nihai sonuca gidecek son adımı atmaktır. Beynimizi, yüreğimizi şaha kaldırıp büyük bir kararlılık ve cesaretle yürümeliyiz…”
HABER MERKEZİ