Bir ülke düşünün, her kanalı açtığınızda sadece diziler, evlilik programları, üçüncü safya gazete haberleri, reklamlar ve sadece devletin izin verdiği kadarıyla haber programları ve sürekli konuşan bir cumhurbaşkanı. Ve ekranlarda sözde „büyük düşünen küçük insanlar.“ Ama kime sorarsanız herkes belgesel izliyor. Ömrünün yarısını ekran başında geçiren aileler ve özellikle de kadınlar ve çocuklar. Son yapılan araştırmalarda kendi dilinde okuduğunu ve yazdığını anlamada Türk halkı dünya sıralamasında en arka sıralarda. Devletin bundaki payını saymakla bitiremeyiz. Özellikle her dört yılda bir değişen eğitim sistemi çökmüş, ezberci, sorgulamayan yeni bir nesil ortaya çıktı. Her ailede bilinçsiz bırakılan o çocuk, her türlü üst aklın yönlendirmesi mümkün. Bu acı tabloya kirletilmiş medya da eklenince halka hertürlü bilgiyi empoze etmeniz daha da kolaylaşıyor. 

Yüzde eliyi esir alan bu yöntem zehir gibi diğer yüzde eliyi de kazanmaya çalışıyor. Özellikle de dizilerden ve reklamlardan verilen mesajlar ise cabası. Örneğin bir reklamda bir dizinin reklamı yapılıyor. İsmi „Ufak Tefek Cinayetler“. Cinayet gibi bir ağır vaka ancak en hafif şekilde bu kadar basitleştirerek anlatılabilinir. Teşbihte hata olmaz derler, ben de bunu kaymaklı baklava gibi ağır bir tatlıyı sütlü bir tatlıymış gibi süsleyerek ekranlarda fırınlamaları.

Yine ekranlarda dolaşan bir deterjan firmasının reklam sloganı „Kirlenmek güzeldir“. Kirlenmeyi, kirletmeyi farklı sloganlar altında halka empoze etmek. Bunların hepsi bilinçli yapılan deneylenmiş şeylerdir. İstedikleri de toplumun gerçekten kirlenmesidir. Bunu farklı bir örnek verirsem; büyük mağazalara girdiğimizde sebze ve meyve reyonu nerde olduğunu, hangi renklerin neyi anlattığını, çok satılan ve de yeni çıkan ürünlerin nerede olduğunu hemen buluruz. Çoğu zamanda ihtiyaçlarımızdan fazlasını alırız. 

Neden? Çünkü bu reyonlar ve bu sıralama ve satış sistemi özel olarak, deneyler yapılarak, uzmanlarca hazırlanmış reyonlardır. Daha çok satış yapmak için bunun üzerine görmediğimiz insanların ihtiyaçlarının üzerinden nasıl daha fazlasını satarım ve tekelleşirim çabaları vardır. Her şey ‘uzmanlar’ca hazırlanmıştır.

Amaç daha fazla kazanmak, daha da güçlenmektir. Alışveriş yapmayı hobi ve zevk haline getirmektir. Televizyonlar da aynen böyledir. Hele de devletin tekeline girmişse insan üzerindeki devlet hegemonyası daha kolay hale gelir. Her kanalda Dallas vari diziler. Hatta bu dizilerin yanında Dallas çok mahsum kalır. Aile için entrikalar, aldatmalar, muhteşem evler, çok iyi giyinen güzel kadınlar ve erkekler. Ensesti bile normal görecek kadar ahlaksız diziler, sapkınlıklar ve bunları heyecan içerisinde seyreden bir sürü insan. Arkasından evlilik programları ikili ilişkilerde ahlaksızlıkta gelinen en son nokta ve seyircilerin bu ilişkilerdeki yorumları. Evinde 24 saat hakarete maruz kalan kadın. Orada avukatlığa, hakimliğe, savcılığa soyunmuş sürekli müdahale ediyor. Daha kendini savunamayan ve evinde her türlü şiddete maruz kalan kadın orada birdenbire avukat, hakim oluyor. Karşısındaki kadına haklarından bahsediyor ve erkeğe nasıl davranılır dersleri veriyor. Toplumun çoğunu o evliliğe dahil ediyor.

Nasıl bir konuşma, nasıl bir kirlenmedir? Bu beyin uyuşturma ve yıkama sürecinin en ağır mağdurları kadınlar ve çocuklardır. Evet Erdoğan siyasetini destekleyen bir konumuyla başarıya götüren birinci etken medya olmaya devam ediyor. İkincisi de milliyetçilikle götürmeye çalıştığı bu iki güç bakalım AKP nereye kadar taşıyıp götürecek. Zehirlenen medya, zehirlenen toplum ve bunun karşısında yok olup giden zihinler çok üzgünüm çok.