Türk tipi faşizm nereye kadar?
Zeki AKIL
Türkiye hızla faşist bir rejime dönüşüyor. Giderek kurumlaşma ve topluma egemen olmaya çalışıyor. Denilebilir ki, zaten Türkiye’de demokratik bir rejim yoktu. Faşizan karakteri her zaman öndeydi. Doğru. Ama her baskı ve diktatörlük yönetimlerine faşizm denmez. Bunlar ne kadar birbirlerine benzese ve bazı yönleri ortak olsa da her baskıcı rejime faşizm denmiyor. Türkiye özgün, tek partili rejimden askeri darbelere, sıkıyönetim ve OHAL’lere pek ara vermedi. Bunun için militarist karakteri hep belirgindi. Ancak bugün bütün bu özellikleri şahsında toplamış, derinleştirmiş ırkçı ve faşist bir yönetim var.
Özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra MHP’nin açıktan dahil olmasıyla faşist rejim karakterini belirgin biçimde ortaya koydu. Bu faşist cephenin temel ortakları AKP-MHP’ydi. Faşizm içte ve dışta düşmansız ve şiddetsiz var olamaz. Bunun için içte ve dışta Kürtlere, demokratik güçlere savaş açtı. Buna Doğu Perinçek ve Ergenekon da dahil oldu. Cumhuriyet tarihinin en karanlık ve ırkçı-faşist bloku oluştu. Buna CHP de monte edildi. Eğer CHP bu cepheye monte edilmeseydi faşizm bu kadar etkili olamaz ve savaş çıkaramazdı. Ordu üzerinden milli cepheye CHP dahil edildi. Özellikle Kürtlere karşı açılan savaşa CHP sürekli destek verdi. Suriye’nin işgali, Efrîn’de etnik temizlik politikalarına CHP’nin desteği ve onayı var. HDP milletvekillerinin hapse atılıp etkisizleştirilmeleri, belediyelere el konulması, başkanların içeri tıkılması hep CHP’nin desteğiyle oldu.
Türkiye’de faşizmin önünü açan, ona yol aldıran hep CHP’dir. CHP ciddi bir proje ortaya koysa, Kürt sorununu savaş dışı yollarla çözeceğim, demokratikleşme ve AB’ye girme hedefimdir dese, Erdoğan iktidarda kalamaz. ABD, Avrupa dahil tüm güçler Erdoğan gibi faşist bir diktatörden kurtulmak istiyor. Türkiye halklarının büyük bir bölümü bu faşist yönetimden illallah etmiş. Toplum gerildikçe gerilmiş. Erdoğan resmi devlet güçleri dışında silahlı milis güçler oluşturuyor. Türkiye’de bir iç savaş hazırlığı yapıyor. Kısacası Erdoğan ve temsil ettiği faşist yönetim hem Türkiye’nin hem de uluslararası toplumun başına bela olmuş durumda.
Türkiye dış politikada eksen kayması mı yaşıyor diye bir ara tartışmalar yapılıyordu. Kayma sadece dışta değil, içte de çok belirgin. AKP artık MHP’lileşmiş. Dışarıda da demokrasi lafını ağzına almayan Putin’le ortaklaştı. Putin kendi topraklarıymış gibi bugün Suriye’nin topraklarını, Efrîn’i Erdoğan işgalciliğine peşkeş çekiyor. Türkiye ve Rusya her ağzını açtıklarında Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız diyorlar ama Suriye’yi kendileri böldü. Türkiye Suriye’den artık çıkmaz. Kendi işgali atındaki bölgede etnik temizlik de yaparak DAİŞ, El Kaide artıklarını, kendi etkisindeki tüm çeteleri oraya yerleştirerek koç başı rolünde bir devletleşmeye gidecek. Bunu hem Kuzey Suriye hem de Esad rejimine karşı kullanacak.
Rusya ile yapılan stratejik anlaşma hala gizli tutuluyor. Türkiye ve bölge halklarının başına büyük bir bela açılmış durumda. Dedikleri gibi eksen kaymasının ötesinde bir gelişme var. Türkiye ve bölge gerçekleri, ABD ve NATO üyesi diğer ülkeler bunu ne kadar kaldırır ne kadar sürer belirsiz tabi. Ama açık olan şu ki, Erdoğan çok tehlikeli oynuyor. Bunu Türkiye ne kadar kaldırabilir, asıl sorun bu. Erdoğan ısrarlı ve kararlıdır. İç savaş çıksa dahi iktidarı bırakmaya niyeti yok. Yeniden seçilmek için zorbalık, yeni yasalar, ittifaklar, hileler, içeride ve dışarıda savaş dahil tüm olasılıkları göze almış durumda.
Faşizmin geleceği var mı, faşist yönetimler kalıcı ve uzun vadeli olur mu? Zor. En saldırgan ve etkili faşist yönetimler Hitler ve Mussolini’ydi. Çıkardıkları savaşlar sonlarını getirdi. Erdoğan-Bahçeli faşizmi Kürt düşmanlığı ekseninde içeride ve dışarıda kendilerini kalıcılaştırmaya çalışıyorlar. Sol ve demokrasi güçlerini ezmeye, etkisizleştirip silikleştirmekte ısrarlılar. En ufak bir eleştiriye bile tahammülleri yok. 21. yüzyılda bu kanlı ve saldırgan faşist yönetimin bir geleceği yoktur. Uzun vadeli iktidarı ellerinde tutamazlar. Yeter ki, Kürtler ve demokrasi güçleri dirensin. Direniş tüm Türkiye halklarına umut ve alternatif yaratır. Faşizm ne kadar çırpınırsa o kadar batar. Sopayla, açlık ve ırkçılıkla faşizm Türkiye ve Kürdistan’ı ele geçiremez. Putin’e dayanan Erdoğan kaç yıl bunu götürebilir. İçeride halklar direnir ve bölgedeki dengeler değişirse Faşizm tepe takla gider. Tarihten dersler çıkararak anti faşist bir cephede buluşma tüm demokrasi güçlerine kazandıracak ve faşizme kaybettirecektir. İnsandan, gelecekten umut kesilemez, karanlıklara değil aydınlığa hasret Ortadoğu. Erdoğan-Bahçeli faşizmi tahribat yaratıyor, acılara yol açıyor ama zülüm üzerine kuracakları bina büyük bir gürültüyle yıkılmaya mahkumdur.