İzmir’de tutuklanan ve müebbet hapis cezası verilen Kasım Demir, 19 yıllık tutukluluğu boyunca İzmir, Bursa, Van, Muş ve Diyarbakır cezaevlerinin ardından dün Tepecik Hastanesi’ndeki tutsak koğuşunda son nefesini verdi.
Müebbet hapse mahkum edilmiş Kasım Demir isimli Kürt siyasi tutsak, kronik kalp hastalığı, hipertansiyon, eklem romatizması ve hepatit B gibi hastalıkları nedeniyle tedavi için İzmir Tepecik Hastanesi’ne gönderilmişti. Demir, tutulduğu hasta koğuşunda dün sabah yaşamını yitirdi. 1993 yılında İzmir’de tutuklanan ve müebbet hapis ile cezalandırılan Demir, 19 yıllık tutukluluğu boyunca İzmir, Bursa, Van, Muş ve ardından Diyarbakır Cezaevi’ne konulmuştu.

Hastanede şiddet

Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde defnedilmeyi vasiyet eden Kürt tutsak Kasım Demir’in kardeşi Yener Demir, ağabeyinin cezaevinde ölüme terkedildiğini söyledi. Demir, ağabeyinin 1 hafta önce yatırıldığı İzmir Tepecik Hastanesi’nde şiddete de maruz kaldığını belirtti. Ağabeyinin midesinin kötü olması nedeniyle içmediği ilaçlar bahane edilerek hemşire tarafından tokatlandığını söyledi.

Uyarıyı dinleyen olmadı

Cezaevinde ölüme terkedilen Kürt tutsak Kasım Demir’in durumuna 2 ay önce yapılan bir açıklamayla dikkat çekilmiş ve tedavi için tahliyesi talep edilmişti. Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar tarafından 10 Mayıs 2012’de gönderilen mektupta hasta tutsak Kasım Demir’in ismi de yer almıştı. Açıklamada, cezaevi koşullarının tutsakları hasta yaptığı, hasta tutsakların ise tedavi edilmediği belirtilerek, uygulamaların ölüme davetiye çıkardığı uyarısı yapılmıştı: “Şikayetlerimizi dilekçe ile cezaevi idaresine bildiriyoruz. Haftada bir bizi revire çıkarıyorlar. Ancak 800 kişinin kaldığı bir cezaevinde kalıcı bir doktor yoktur. Aylık geçici bir stajyer doktor getiriyorlar. Revirde iki dakika içerisinde ayakta tedavi edip kafasına göre bir iki ilaç yazıp geri gönderiyorlar. Neredeyse tüm rahatsızlıklarımıza antibiyotik ve ağrı kesici haplar veriyorlar. Rahatsızlığımız çok ciddi boyutlara varmadan Muş Devlet Hastanesine sevkimizi yaptıramıyorlar. Hastaneye gittiğimizde ise eğer masraflı bir tedavi gerektiriyorsa, siyasal kimliğimiz nedeni ile doktorlar da çekingen yaklaşarak olması gereken bir tedaviye tabii tutulmayarak geçici ilaçlarla durumu kurtarmaya bırakıyorlar. Ölüm sınırına gelmeden ne cezaevi yönetimi ne de ilgili doktorlar ciddi bir hassasiyet göstermiyorlar.”

DİHA/İZMİR