
KENAN KIRKAYA/MA/ANKARA
HDP’li ekonomist Alp Altınörs, yaşananların 2001 kriz koşullarının aynısı olduğunu söyledi.
Türkiye’de hemen hemen bütün göstergeler ekonominin kötüye gittiğine işaret ediyor. Dolar 4 TL’yi test etti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı son verilere göre yıllık enflasyon yüzde 12’nin üzerinde arttı. İşsizlik sayıları artıyor, dış ticaret açığı ve cari açık derinleşiyor.
Sermaye de kaçıyor
Türkiye’ye 7 Haziran seçimlerinden sonra dayatılan savaş ortamıyla “istikrar” vaat ediliyordu. Siyasi istikrarın adı OHAL, ekonomik istikrarın adı görünmeyen kriz koşulları oldu. Üstelik bunun daha da derinleşeceğinin işaretleri fazlasıyla var. Cumhurbaşkanı Erdoğan en son yaptığı açıklamada, şu sözleriyle sermayenin de Türkiye’den kaçma hazırlığını yaptığını ifade etti: “Bazı haberler, sinyaller alıyorum bazı işadamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum. Buradan sesleniyorum, önce kabinemize sesleniyorum, bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz. Çünkü bu adımlar ihanet-i vataniye’dir. Bu ülkede kazanıp, bu ülkenin varlıklarını yurt dışına kaçırmaya çalışanlara asla biz iyi nazarla bakamayız.”
Ardından sermaye ve iş çevrelerinden gelen tepkiler üzerine Erdoğan sözlerini yumuşattı ve “Türkiye serbest piyasa ekonomisidir, yatırım amaçlı para transferi yapanları kast etmedim” dedi, ancak işaret fişeği bir kez çakılmıştı. Üstelik Erdoğan’ın sözlerini düzeltmesinin altında “Man Adası’na para transfer edilmesi” olayının da etkisi olabileceği belirtiliyor.
Ödemeler zinciri de kopsa
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkan Yardımcısı ekonomist Alp Altınörs, Türkiye’nin ekonomik görünümünü “çöküş ve kriz koşulları” olarak nitelendiriyor. İktidarın bütün çabasının bu krizi zamana yaymak olduğunu ancak Türkiye’nin 2013’ten beri kriz koşullarında yaşadığını belirten Altınörs, “Ödemeler zinciri kopmadığı sürece ekonomi literatüründe buna kriz denmiyor” şeklinde konuştu. Toplumun da bu durumun farkında olduğunu ve son bir yılda bütün anketlerde “En temel sorun ekonomidir” görüşünün çıktığını hatırlatan Altınörs, “Geçen sene bu zamanlarda yapılan anketlerde, şiddet çatışma, darbe gibi seçenekler öne çıkarken, bu sene ekonomi açık ara önde çıkıyor” dedi. Altınörs, işsizlik ve özellikle genç işsizliğe dikkat çekerek bunun sosyal bir patlamayı da bünyesinde taşıdığını söyledi.
Dolar birçok alanı tetikliyor
Doların yükselmesinin ekonomideki birçok kötü gidişatı tetiklediğinin altını çizen Altınörs, “Türkiye bütün gıda ürünlerini dışarıdan ithal ediyor. Dolayısıyla beslenme pahalanıyor. Sanayi üretiminin bütün ara malları hep dışarıdan geliyor. Dolar arttığı için sanayi şirketlerinin borçları artıyor ve dolasıyla bu işsizliği artırıyor. Dolar arttığı zaman ekonomik belirsizlik artıyor dışarıdan gelen yatırımlar duruyor ve ekonomik görünüm negatife dönüyor” ifadelerini kullandı.
Yüzde 1’lik mutlu azınlık!
Ancak kur artışından etkilenmeyen bir kesim olduğunun da altını çizen Altınörs, şunları söyledi: “Birde bu dolar artışından etkilenmeyen yüzde 1’lik mutlu bir azınlık var. Dolar arttığında bu kesimin işleri iyiye gidiyor. Kimdir bunlar, vergi cennetlerinde dolar hesabı olanlardır, dolar ile kira alanlardır, AKP’de kesinlikle bu kesimlerin temsilcisidir. Yer yer şu hata yapılıyor AKP yüzde 50’nin partisidir diye. Hayır, kesinlikle yanlış AKP yüzde 1’in partisidir. En tepedeki, üretime hiç katkısı olmayan ama ülke genelinin en büyük kısmını cebine dolduran kesimidir. AKP’nin bütün yönetimi de bu yüzde 1’lik kesimin içerisine girdiler. AKP döneminde yöneticilik yapıp da zengin olmayan hiç kimse yok. Man Adası belgeleri bu açıdan önemli. Vatandaşlara dolar bozdurun diye çağrı yapıyorlar, 100 doları olan zarar etmek pahasına bunu bozduruyor, ama Saray çevresindeki grup bakıyorsunuz milyon dolarlarla para kaçırıyor. Başbakan’ın oğullarının Malta’da şirketleri çıktı, damat Beraat Albayrak ve kardeşi hisseleri çıktı. Şimdi işte Man Adasında milyonlarca dolarlık vergi kaçırdıkları ve doların artışından para kazandıkları ortaya çıkıyor. Erdoğan’ın doların artışı karşısında bu kadar hareketsiz bu kadar tepkisiz kalması dolar artışına ilişkin hiç bir adım atılmaması sorgulanmaz mı bu Man belgelerinden sonra.”
Faiz ve dolar iç tartışması
Son dönemlerde yaşanan “faiz lobisi, döviz lobisi” tartışmasının da yüzde 1’lik iktidardaki kesimin kendi içindeki çatışma olduğunu dile getiren Altınörs, “Saray ve etrafındaki inşaatçı ve müteahhit grubun önündeki en büyük engel faizdir. İstanbul sermayesi ve TÜSİAD grubu da büyük oranda sanayicidir. Bunların önündeki en büyük engel de dolar kurundaki yükseliştir” dedi. Altınörs, iş çevreleri ile AKP’nin bir birini beslediğine işaret ederek, sermayenin en büyük kazanımlarını AKP döneminde elde ettiğini dile getirdi.
AKP artık 3Y’nin partisidir
Reza Zarrab davası ve Man Adası belgelerinin ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini ve bunun şimdiden göründüğünü belirten Altınörs, ancak ekonomiyi en çok içerideki OHAL ve olumsuz koşulların etkilediğine işaret etti. Altınörs, şöyle konuştu: “Bugün yaşanan 2001 krizinin koşullarıdır. 2001 yılında da aynen bugünkü koşullar vardı ve kriz patladı. Bunun üzerine AKP geldi ve ‘3Y ile mücadele edeceğim’ dedi. ‘Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar mücadele edeceğim’ dedi. AKP bugün yolsuzluğun partisi, yoksulluğun sebebi ve yasakların uygulayıcısı haline gelmiştir.”