
Reuter haber ajansına bilgi veren polis kaynakları, davaya bakan yargıcın 8 ay önce yaşanan saldırıda üç kişiyi öldürmekten dolayı resmi soruşturma altında bulunan Ömer Güney hakkında Türkiye'ye resmi başvuruda bulunmaya hazırlandığını ifade etti. Reuters, Avrupa'daki en geniş etnik topluluklardan olan Kürtlerin protestolarına maruz kalan katliam hakkındaki bu girişimin, dava için bir dönüm noktası olabileceğini yazdı. Dava dosyasına erişme imkanı olan avukatların Reuters haber ajansına verdiği bilgiye göre, Güney’in olayın yaşadığı dönemden önceki aylar içinde en az 3 kez Türkiye’ye ziyarette bulunduğu ve irtibatta bulunduğu kişilere onlarca kez telefon ettiği teyit edildi.
Bunun yanı sıra Türk Adalet Bakanlığı dava üzerine Fransa ile birlikte çalışılması yönündeki taleplere ilişkin yorum yapmaktan ilk elden kaçındı. Haberde, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in öldürülmesinin PKK ile Türkiye arasında 29 yıldır devam eden savaşı durdurmak için ateşkes ilan edilmesi için görüşmelerin başladığı dönemde yaşandığı hatırlatıldı.
Avukatlar ile kurbanların ailelerinin cevap aradığı temel soru ise ölüm emrinin kimler tarafından verildiği. Her hafta düzenli olarak olay yerinde toplanan Kürtler ise olayın siyasi bir suikast olduğundan emin.
30 yaşındaki Ömer Güney olaydan kısa süre sonra polis tarafından yakalandı. Avukatlar olay yerinden alınan görüntülerin ve kadınlara ait DNA örneklerinin Güney’e ait bir parka üzerinden çıkmasıyla birlikte bütün dikkatlerin bu kişi üzerine yoğunlaştığını ifade ediyor.
Suçsuz olduğunu ifade eden Güney, yaklaşık 8 aydır Paris yakınlarında bir hapishanede tutuluyor. Güney’in avukatı Anne-Sophie Laguens, müvekkilinin beyin tümörü rahatsızlığı bulunduğunu, bunun için yeterli tedavi alamadığını belirterek serbest bırakılmasını talep etmeyi planladığını ifade etti.
Avukat Laguens, aynı zamanda müvekkilinin Türkiye’ye gerçekleştirdiği seyahatler ile ilgili olarak Türkiye’den yanıt beklediğini de ifade etti. Güney soruşturmayı yapan ytkililere Türkiye’ye kendisine eş bulmak üzere gittiğini ve uçak biletlerini de Fransız devletinin kendisine verdiği sakatlık yardımı parasıyla aldığını ileri sürmüştü.
Siyasetin yan etkileri
Güney’i ve kurbanları temsil eden Fransa ve Türkiye’deki avukatlar soruşturmanın 2011 yılında aralarında bir güvenlik anlaşması imzalayan iki NATO ülkesinin olaya dahil olması sebebiyle uzadığını söylüyor.
Kürt kurbanların avukatlığını yapan Antoine Comte, "Bana göre biz bu dosya ile ilgili olarak Türk medyasından uluslararası işbirliği kanallarından bile daha fazla bilgi edindik" dedi.
Fransız Polis kaynakları Türk yetkililerin bir süre önce Güney hakkında bazı bibliyografik bilgileri mahkemeye ilettiğini, ancak mahkemenin yeni ortaya çıkan kanıtlar içinde Türk makamlardan yanıt arayacağını ifade etti.
Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, Fransız devletinin hukuki soruşturma üzerine herhangi bir etkide bulunmaya çalışmadığını ileri sürdü. Paris’te bulunan anti-terör mahkemesi de siyasi gerginliğin dosyayı yavaşlattığı iddiasını reddetti.
Ateşkesi etkiler iddiası
Ortaya çıkan yeni kanıtların PKK ile Türkiye arasındaki ateşkesle ilgili bir kırılma yaratabileceği ifade ediliyor. Kürt tarafı hali hazırda Türk devletinin yaşanan haksızlıkların ortadan kaldırılması için gerekli çabaları sarfetmemesinden rahatsız olduklarını ve mevcut sürecin devam edip etmeyeceğini gözden geçirdiklerini ifade etmiş durumdalar.
Avukatlar ayrıca iki ülke arasındaki hukuki işbirliğinin etkili işleyip işlemediğinin tartışma konusu olduğunu kaydediyor. Türk Hükümeti'ne yakın olan günlük gazetelerden Bugün gazetesi Ağustos ayındaki bir haberinde Ankara’daki savcının Fransız makamlarının dava ile ilgili detaylı bilgi verme taleplerini yeterince yerine getirmediğini işlemişti.
Türk medyası bu yılın başlarında yaptığı yayınlarda Ankara’daki savcılık makamlarının ayrı bir soruşturma yürüttüklerini ve bu soruşturmayı Türk Ceza Kanunu'nun devlet görevi sırasında yurtdışında suç işleyenlerin yargılanması maddesine dayandırdıklarını, ilgili kişinin suçlu bulunduktan sonra suçunun cezasını yurtdışında çekmesi halinde bile yargılanması ilkesine dayandırdıklarını belirtmişti.
Türk medyasının haberlerine göre Ankara’da ki savcılık makamları soruşturma kapsamında Güney’in Türk devleti için çalışıp çalışmadığını tespit etmeye çalışmaktalar. Savcılık makamı bu konudaki sorulamıza yanıt vermemişti.
Kurbanların ailelerinin Türkiye’deki avukatı Meral Danış Bestaş, "Suçun Fransa’da işlendiği gözönüne alındığında konunun birinci dereceki muhattapları Fransız yetkililerdir. Bu yetkililerin Türkiye'nin bilgi taleplerine yanıt vermesi gerekir" dedi.
Soruşturma dosyasındaki iki kanıt, Güney’in Türkiye’de çeşitli insanlarla irtibatta bulunduğu iddiasını güçlendirmektedir. Bunlar: 2012 yılının Agustos, Ekim ve Aralık aylarında Türkiye’ye gerçekleştirilen seyahatler ve polisin Güney’e ait olduğunu söylediği 5 cep telefonundan birinden yapılan aramalar. Telefon kayıtlarının Türkiye’ye aynı dönem içinde yapılan düzinelerce aramayı içerdiği ifade edilmektedir.
Telefon kayıtları
Avukat Comte, Güney’in Türkiye ile olan telefon görüşmelerine dair kayıtların Temmuz ayında yani yakalanmasından 5 ay sonra dava dosyasına konulduğunu ifade etti. Bu telefon bilgilerinin Güney’in öldürme olayına katılıp katılmadığı, katıldıysa bu konuda bir yabancı yardımın olup olmadığını tespit etmek için çok önemli olduğunu ifade eden Av. Comte, bu detayların Türkiye’nin yardımı olmadan kontrol edilemeyeceğini sözlerine ekledi.
Kurbanların ailelerinin avukatlığını yapan Jean-Louis Malterre, "Bu işin arkasında başkalarının olup olmadığını tespit etmek için Türk hakimin emrine ihtiyacınız vardır" hatırlatmasında bulundu.
Fransa’da mağdur avukatları cezai soruşturmaya dahil olabilmektedirler. Dava dosyasına erişebildikleri gibi duruşmalara da katılabilmektedirler. Türk hukuk sisteminde de benzer bir uyguama vardır.
Fransız hakim bir yandan Türkiye’den isteyeceği bilgilerin neler olduğuna dair hazırlıklarını sürdürürken, soruştırma dosyasına erişme imkanı olan avukatlardan bir tanesi Fransız tarafının da süreci durdurduğundan bahsetmekte.
Avukat Comte’nin verdiği bilgiye gore, Güney’in gözaltına alınmasından bir ay sonra Fransa’nın terörle mücadele birimi Sdat’tan soruşturmacı ekip üyeleri öldürme olayının yaşandığı gün ödünç alınan Peugeut marka arabayı aramışlar. Bu onların ikinci arama denemesi. Araba söküldükten sonra arabanın radyosunun arkasında üzerinde Türkiye’ye gerçekleştirilen üç seyahate dair damgalar taşıyan bir pasaport ile öldürme olayından bir kaç gün sonrasının tarihini taşıyan kuru temizlemeci fişi bulunmuştu.
Avukata göre "Güney gözaltına alındığında arabada bulunanların yarısı ortada dahi yoktu. Kuru temizleme fişi soruşturmanın üzerinden bir ay geçtikten sonra dosyaya girdi. 5 saatlik sorgulamanın dökümünü incelediğinizde yaptıkları tek şeyin PKK faaliyetleri konusundaki arşivlerini güncellemeye çalıştıklarını görürsünüz" diye konuştu.
Polis kaynakları Güney’in arabasında yapılan ilk aramada bazı kanıtların gözden kaçırıldığı yönündeki suçlamalara herhangi bir yorum yapmaktan çekiniyor. Polis sorgulama sırasında şüphelinin PKK bağlantısına yoğunlaşılmasının sebebinin ise kişinin kendisinin PKK üyesi olduğunu söylemesinden kaynaklı olduğunu ileri sürüyor. PKK yetkilileri Güney’in örgüt üyesi olmadığını açıklamıştı.
Soruşturmayı yürüten hakim Jeanne Duye’nin Türkiye’ye sunacağı hukuki yardım çağrısı aynı hakimin daha önce Hollanda ve Almanya’dan talep ettiği ve yanıt aldığı taleplerle benzerlik taşıyor. Güney geçmişte 9 yıl boyunca bu ülkelerde yaşamıştı. Soruşturmayı karmaşık hale getiren başka gelişmeler de yaşandı. Hakim Duye’nin hukuki dosyalar içeren bilgisayarı 25 Eylül tarihinde evinden çalındı. Duye’nin ofisi bu konudaki sorularımıza yanıt vermekten kaçındı. Duye, bu cinayet dosyası hakkında şimdeye kadar kamuoyuna karşı herhangi bir açıklamada da bulunmadı.
Adalet Bakanlığı’nden jet açıklama
Türk Adalet Bakanlığı, Reuters’in haberinin servis edilmesinden kısa bir süre sonra yazılı bir açıklama yaptı. Bakanlık, şunları belirtti: “23 Ekim 2013 tarihi itibariyle, Fransız yargı mercilerinden Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’na veya Türk yargı kurumlarına iletilmiş herhangi bir adli yardım talebi bulunmamaktadır.”
LONDRA