
HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, tutuklu milletvekilleri ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu kendi kararını hatırlamadığını söyledi. Reina saldırısına dikkat çeken Bilgen, “İçişleri Bakanı’nın istifası için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor?” diye sordu.
HDP’nin dünkü Meclis Grup Toplantısında konuşan Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, “Eşbaşkanlarımız, grup yöneticilerimiz aramızda yoklar, 60 gün geçti ve bu geçen süreye rağmen ne yazık ki, ne siyasi iktidarın bu konuda Meclis Başkanı’nın ciddi bir tavrı var ne de başvurumuza rağmen Anayasa Mahkemesi’nin daha önce almış olduğu kararı hatırlayarak bir durumu var” dedi.
Taşlarını 5 yıl önce ördü
İstanbul Reina’daki saldırıya ilişkin konuşan Bilgen, şöyle devam etti: “Kınama yetmez dediğimizde tepki gösteren partiler kınamanın yetmeyeceğini ifade etmiş olmaları sevindirici. Siyasetin sorumluluk alması gerektiğini siyasi partilerin de idrak etmiş olması sevindiricidir. Ama konuyu bölgesel gelişmeler boyutuyla ele almadığımız durumda sadece işin polisiye tedbirlerini almış olursunuz.
2011 yılında Libya’daki savaşçıların İskenderun Limanı’ndan Suriye’ye nakilleriyle birlikte son saldırının taşlarını beş yıl önce kendi elleriyle örmeye başladı.
Türkiye’nin iç tehdit gibi bir risk varsa kendi Suriye politikası ile ilgili bir özeleştiri yapması kaçınılmazdır.
Türkiye de yeni ittifakları dolayısıyla geri adım atmaya, yeni uzlaşmalar aramaya başlıyor ama eski ittifakların bedeli kolayca ortadan kalkmıyor. Nasıl 15 Temmuz kirli bir ittifakın bedeli olarak bu topraklara bombaların yağmasına neden olduysa Suriye’deki kirli politikanın sonucu da Suruç’tur, Gar katliamıdır ve nihayetinde yılbaşı akşamı yaşanılanlardır.
Kaynağı Ankara mı Bab mı?
Daha kendi askerinin nerede olduğunu açıklamayan devlet bize her gün kaç IŞİD’li öldürüldüğünü, kaçının yaralandığını açıklıyor. Yaralı IŞİD’lilerin sayısını nereden biliyorsunuz. Cumhurbaşkanı ‘Kaynağında kurutmadan’ bahsediyor. Türkiye artık Suriye meselesinde geçiş ülkesi değil, bir kaynak ülkesidir. Ekonomik imkanların kendilerine servis edildiği hatta davul zurna ile köylerinden mahallelerinden Suriye’ye gönderildiği bir ülkedir. Siz kaynak ülke haline gelmişseniz, insanlar davul zurna ile savaşmaya gidiyorsa hangi kaynağı kökünden kurutmayı düşünüyorsunuz. Hangi kaynağı nereden kurutmayı düşünüyorsunuz? El Bab’ta mı? Ankara’dan, Konya’dan katılanlar ne olacak?
Cumhurbaşkanı yurtdışında saldırılar olduğunda ‘Sizin istihbarat örgütünüz ne işe yarar’ diye soruyor. Şimdi çıkıp size aynısını sormazlar mı? Ankara’da bir polis büyükelçiyi öldürüyor, polisin sağ ele geçmesini sağlamıyor ya da sağlayamıyorsunuz. Yaralı ve yerde olduğu halde orada infaz ediliyor. Şimdi son saldırılardan birisinin faili kendi meslektaşları tarafından infaz edilerek, deliller ortadan kaldırılıyor. Diğerinde ise yılbaşı gecesinde koruma tedbirleri artırılmasına rağmen bir kişi içeri giriyor, onlarca insanı katlediyor sonra da çekip gidebiliyor. Eğer Taksim’de selfie yapmamış olsaydı belki resimlerine dahi ulaşılamayacaktı. Bir güvenlik zaafı bile tartışmaya açılmaz mı bu tablo karşısında.
Bu acılar yaşanmazdı
Eğer Suruç’taki acıyı, Gar’daki acıyı hissedebilseydi. 7 Haziran öncesi gerçekleşen saldırı sonrası gerekli tedbirler alınsaydı, uyarılarımız dikkate alınsaydı, bu acılar yaşanmazdı. Roboski için ölü diyenler, Suruç için ölü diyenler şehitliği sadece bazılarına layık görüyorlar. Ne olursa olsun bu ikircikli tavrı terk etmedikçe Türkiye’ye huzur gelmeyecektir.
Soylu için daha ne olmalı
Son iki ay içerisinde 100’un üzerinde insanımız yaşamını yitirdi. İçişleri Bakanı‘nın istifa etmesi ya da görevden alınması için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor ya da nasıl bir zaaf gerekiyor ki sorumluluklarını yerine getirip getirmediği ciddiyetle konuşulsun. Bakan bize laf yetiştirmekten işini yapamıyor. Sen birinci sınıfsın bunu takdir ediyoruz; çünkü hiç bir bakan bu kadar kısa görev süresine bu kadar ölüm, bu kadar tutuklu gazeteci, bu kadar kapatılan dernek sığdıramaz.
‘Yaşasın IŞİD’ diyordunuz
‘Kürtler katledilsin, yaşasın IŞİD’ diye taglar açılıyor. Bunları açanlarla ilgili şimdiye kadar yaptığınız kaç soruşturma var, kaç tutuklama var? Ama Ahmet Şık’ın tutuklanması ile çok hızlı hareket ediyorsunuz. Öyle hızlı hareket ediyorsunuz ki Şık’ın üç örgüttün propagandası yaptığı iddiasına siz de inanıyorsunuz. Darbe başarılı olsaydı Şık yine tutuklanacaktı.
ANKARA