Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), savaş uçaklarının 1994 yılında Şırnak'ta iki köyü bombalaması sonucu 38 kişinin yaşamını yitirdiği davada Türkiye'yi rekor tazminata mahkum etti. AİHM'in 85 sayfalık kararı taraflara tebliğ edildi. Türkçe'ye çevrilen kararda, AİHM'in Türkiye'yi sadece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin bazı maddelerinden değil, Cenevre Sözleşmesi'nin uluslararası nitelikte olmayan anlaşmazlıkları kapsayan ortak 3'üncü maddesini de ihlal ettiğine dair karar verdiği ortaya çıktı.

AİHM'in kararını değerlendiren köylülerin avukatı Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, inceledikleri kararda çok yeni unsurlar olduğunu ifade etti. AİHM'in görev ve yetkisini belirleyen temel belgenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) olduğunu vurgulayan Elçi, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu sözleşme hükümlerine göre önüne gelen şikayeti değerlendirir, yorum yapar ve sonuca ulaştırır. AİHM, daha önce bazı kararlarında bazı uluslararası sözleşmelere referanslar yapmıştı. Rus ordusunun Grozni'ye düzenlediği hava saldırısında bir köylü kadının evine düşen bombalar ve bazı yakınlarının ölmesi neticesinde insani hukuka da dikkat edilmesi gerektiğine dair bir takım değerlendirmeler yapmıştı" dedi.

Savaş hukuku ihlal edildi
AİHM'in ilk defa kendi anayasası olan AİHS'in hükümlerinin yanı sıra, uluslararası savaş hukukun temel belgesi olan Cenevre Sözleşmesi'nin ortak 3'üncü maddesine gönderme yaptığının altını çizen Elçi, bu maddeyi temel bir norm olarak kararına kattığını vurguladı.
Elçi, "Mahkeme kararında, 1994 yılında iki köye yapılan bombalamanın uluslararası insancıl hukuka ve uluslararası niteliği olmayan çatışma hukukuna açıkça aykırı olduğuna hükmetmiştir. Bu AİHM açısından yeni bir dönem ve yeni bir karar. Kendi eski içtihatlarından ayrılmış ve yeni bir karar üretmiş ve belgelerinden biri olmayan Cenevre Sözleşmesi'ni kararına dayanak yapmıştır" diye konuştu.

Elçi: Bu karar bir ilk
Elçi, AİHM'in bu karar ile üye ülke olan Türkiye'ye çok önemli bir mesaj verdiğini, bundan böyle bu tür eylemlere dikkat edilmesi ve yapılmaması gerektiği ve meydana geldiğinde de etkili bir şekilde soruşturulması gerektiğine açıkça karar verdiğini söyledi. Bu kararın, Türkiye'nin uluslararası toplum içerisindeki yeri ve itibarı açısından son derecede önemli olduğunu da vurgulayan Elçi, "Yani ilk defa bir uluslararası mahkeme Türkiye'ye uluslararası bir belgeyi hatırlatıyor. Bir savaş ve çatışma hukuku belgesini hatırlatıyor. Bu çok önemlidir. Bugüne kadar uluslararası bir organizasyon Türkiye'nin çatışma ve savaş hukukunu düzenleyen uluslararası sözleşmeyi ihlal ettiğine dair bir karar vermemişti. Bu anlamda bu karar bir ilktir" dedi.

26 Mart'a kadar

Avukat Elçi, AİHM'in kararı ile olayın insanlığa karşı işlenen suç olduğu ve zaman aşımına uğramaması gerektiğine dair bir gerçeğin ortaya çıktığını kaydetti. Söz konusu dosyadaki savcıların görüşü ve bazı belgelere göre zaman aşımının 26 Mart 2014 olarak gösterildiğini kaydeden Elçi, "AİHM bu kararında açıkça faillerin bu bombalama faaliyetini gerçekleştiren görevlilerin kimliklerinin tespiti ile bunların cezalandırılması gerektiğini ve bunun Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ile işbirliği içinde, onunla diyalog içerisinde bu sürecin tamamlanmasını istemiştir. Dolayısıyla Türkiye'deki adli ve idare yetkililerin 26 Mart 2014 tarihinden önce faillerin, sorumluların kimliğini tespit ederek onları mahkeme önüne çıkarması ve cezalandırılmaları amacıyla yargı sürecinin başlaması gerekiyor. Aksi taktirde kararın gereği yerine getirilmemiş olur, bu da hem bizim bir kez daha kararın gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle, AİHM'e yeni bir şikayet götürmemize neden olur, hem de Türkiye ile Avrupa Konseyi arasında bir soruna daha da ötesi bir krize yol açar" şeklinde konuştu.

ANF/AMED