Hükümetin volümü yüksek ama içi boş hamasetinde bir "Yeni Türkiye" lafıdır gidiyor. Kimi yalaka köşe yazarları, gazeteciler filan da kullanır oldu. Halkın kafasına da kazımak istiyorlar.  "Yeni" kavramı eski karşıtı olarak: O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, düşünülmemiş ve yapılmamış olanı işaret eder. Daha öncekilerden farklı olandır. Oysa iktidar, kısır ve bir o kadar da karmaşık zihin yapısıyla bütün insani değerleri ve oluşumları kirletmeye, içini boşaltmaya devam ediyor. Özgürlüklerin önündeki yasal - siyasal uygulama ve engellerin boyutları (verilen tüm demokratikleşme sözlerine rağmen) her geçen gün büyüyor, çözüm noktasındaki tüm talepler ilgili çağdışı yasaların uygulanması sonucu baskı altında tutuluyor. Politika"yeni" adı altında eski ezberleriyle hamasetin dümen suyunda devam ediyor.
***
Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının yaptığı, 162 ülkeyi kapsayan ve basın özgürlüğü, demokratik ortam ve suç oranı gibi kriterleri de kapsayan araştırmalara göre, Türkiye 162 ülke arasında ancak 128. sırada yer bulabiliyor. Hükümetin ifade özgürlüğü ve toplu gösteri özgürlüklerine yaptığı müdahalelere, ceza kanunu ve terörle mücadele yasalarının ifade özgürlüğünü kısıtladığına, yolsuzluk ve işsizliğin arttığına vurgu yapılıyor. Yani ülke cephesinde "yeni" bir şey yok. Yapılan kimi edimler sınırlı, yüzeysel ve biçimseldir. Toplumun demokratik bilincinin köklü değişim ve atılımına yol açamayacağı için yatıştırıcı ve uyuşturucudur. Amerika’yı "yeni"den keşfetmeye gerek yok… Gerçek bir yeni Türkiye kurulacaksa bunun yolu demokratik bir yapılanmayla mümkün olacak. Demokratikleşme yönünde bir zihniyet dönüşümü yaşanmadan ve bunun inşası gerçekleşmeden "Yeni Türkiye" söylemi bir iddianın ötesine geçemez. Eski alışkanlıklar hala aşılamamıştır. İktidarın en güvenlikli sandığı köşeleri hala tabulardan oluşuyor. Devletin kutsandığı pencereden bakılıyor herşeye. Devlet dediğimiz şey, insanın haklarını korumak ve onlara hizmet etmek için yine insanlar tarafından kurulmuş bir organizasyondur. Kutsal değildir ve toplum tarafından her tür düzenlemeye tabi tutulabilecek bir kurumdur.
***
Değişimin insanlık tarihinde her açıdan birçok gelişmenin de tarihi olduğunu biliyoruz. Köklü bir değişime ihtiyaç var. Değişimin gerçeklik kazanması için de paradigmanın değişmesi gerekecektir. Paradigma değiştirmek elbette kolay değildir. Çünkü değişiminin ima ettiği zihinsel sıçrama, daha önce sahip olunan kimi ezberleri bozma cesaretini gerektirir. Ezber bozmak, alışılmışlığın, günlük rutinin rahatlığının, her konu için basit bakış açısının yıkılmasıdır. Sıradan ve sürüden ayrılmaktır. Böyle gelmiş böyle giderci tavrın haricinde kalmaktır. İnsan, bütün dogmalarından arınmalıdır düsturunu takip etme ergenliğidir.
Yeni tanımlar, anlamlar, yeni roller ve hamleler zamanıdır. Eski veri tabanlarıyla yenilenmek mümkün değildir. Bazen eskileri atmak, beynimize format atmak, zihinde bir dönüşüm, bir sıçrama yapmak gerekir. Yoksa zihinsel gevişin ötesine geçemezsiniz. F.Hayek’in deyişiyle söylersek; "Demokrasinin bütün hastalıkları, daha fazla demokrasiyle tedavi edilir."