
AZİZ OÐUR / HABER MERKEZİ
Suudi Arabistan öncülüğünde Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Mısır, Maldivler, Libya’nın doğusundaki hükümet ve Yemen’in "terörizme destek" nedeniyle Katar’a ile ilişkilerini kesmeleri, yeni bir sürecin başlamasına neden oldu. Daha önce birlikte Suriye’de terörist grupları destekleyen Arap ülkelerinin arasındaki krizin nedeni ve etkilerini Rojava Fransa Temsilcisi Dr. Xalit İsa’ya sorduk.
Uluslararası hukuk uzmanı olan Dr.İsa, Katar’ın finansmanı ve desteği ile Suriye’deki terörist gruplara açıktan destek veren Türkiye’ye karşı alınacak tutumun, söz konusu ülkelerin ne kadar ciddi olduğunu göstereceğini söyledi.
Dr. Xalit İsa “Uluslararası ve bölgesel güçler, Ortadoğu’da milliyetçilik ve din üzerinden egemenliklerini kurmuşlar. Son yıllarda dinsel-mezhepsel çelişkiler üzerinden bir egemenlik savaşı yürütülüyor. Şii-Sünni çelişkisi bilinen ve her zaman kullanılmaya müsait bir çelişki. Ancak Katar krizi ile başlayan çelişki ise Yeni Osmanlıcılık ile Arap Sunniliği arasındaki çelişkinin kendini dışa vurmasıdır.“
Sünni Cephe çözülüyor
Ortadoğu’da Sünniliğin iki proje şeklinde geliştirildiğini, Yeni Osmanlıcılık projesinin Türkiye öncülüğünde, Arap Sünniliğin ise Suudi Arabistan öncülüğünde geliştirildiğini hatırlatan İsa, Suriye’deki savaşın başladığı yıllarda birlikte hareket eden bu güçlerin çıkarları gereği ayrıştığı ve çelişkilerin büyüdüğünü söyledi. Katar’ın Suudi Arabistan’a alternatif olmak için Türkiye ile ortak hareket ettiğini söyleyen Rojava Temsilcisi şunlara dikkat çekti: “Arap Sünniler olarak bilinen cephede yer alanlar arasında da çelişkiler ortaya çıktı. Katar coğrafya ve nüfus olarak Rojava’nın Cizre Kantonu’nun yarısı kadar yok. Ama petrol ve gaz ihraç eden bir ülke ve çok zengin. Suudi Arabistan’ın etkisini kırmak ve bölgede hakimiyet sağlamak için Türkiye ile ortaklaştı. Suriye’yi egemenliğine katmaya çalışan Türkiye de, Şii-Sünni ve daha sonra gelişen Sünni cephe içindeki çelişkilerden yararlandı.“
Trump inisiyatifi Suudi Arabistan’a verdi
ABD’de yeni yönetimin iş başına gelmesiyle birlikte Sünni Arap cephenin liderliğini Suudi Arabistan’a verildiğini dile getiren Dr. Xalit İsa, Trump’un ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a yapması ile birlikte bunun pratiğe geçtiğini ve Katar’ın etkisizleştirme, oyun dışı bırakma sürecinin startının verildiğini ifade etti.
Atılan adımın başarılı olması için Katar’a uygulamanın yetmeyeceğinin önemine işaret eden Xalit İsa, “Katar tek başına değildi. Türkiye olmasaydı Katar hiç bir şey yapamazdı. Katar’ın işlediği suçlara birinci elden ortaklık eden Türkiye ve AKP hükümeti vardı. AKP- Erdoğan Katar’ın finansal desteği ile terörist gruplar üzerinden Suriyeyi egemenliği altına almak istedi. Suriye’de kriz başladığı dönemde ilk bir araya gelen Türk ve Katarlı bakanlar oldu. Terör gruplarının desteklenmesi kararı alındı. Katar bunu Suriye ile 850 km sınırı olan Türkiye olmadan yapamazdı. Serekaniye’ye 1200 çetenin gönderilmesi ile başlayan süreçten, Kobanê saldırısına ve günümüzde kadar yaşanan tüm saldırılar bu anlaşma ve konseptin sonuçlar“ dedi.
Türk devleti Katar’dan tehlikeli
Körfez ülkeleri ve ABD, BM gibi ülkelerin Katar’a karşı atılan söz konusu adımda ciddi olup olmadıklarının Türkiye’ye olan yaklaşımlarıyla ortaya çıkacağını söyleyen Dr. Xalit İsa, “Eğer bu güçler attıkları bu adımda samimilerse Türkiye’ye de aynı şekilde yönelmeleri ve etkisizleştirilmesi gerekir. Terörist grupları destekleyen Türkiye, DAİŞ yenildikçe ona destek vermek için hava kuvvetlerini dahi kullandı. DAİŞ’e karşı en görkemli mücadeleyi veren YPG, YPJ karargahlarına yapılan hava saldırıları, DAİŞ’e destek girişiminden başka bir şey değildi. Katar’a karşı alınan karar ve yaptırımlar, Erdoğan’a karşı da alınmalı. Zaten Türk devleti ve Erdoğan engellenmeden Suriye ve bölgede istikrar gerçekleşmez“ şeklinde konuştu.
“Daha önce Katar ve Türkiye ile birlikte hareket eden Suudi Arabistan, son gelişmelerle birlikte yeni bir çizgiye mi geliyor“ şeklindeki sorumuzu ise “Umarım, Suudi Arabistan son yaptığı açıklamalar gibi hareket eder ve terörist grupları desteklemekten vazgeçer“ ifadeleriyle cevapladı.
Rojava Temsilcisi, Sünni - Şii mezhep çelişkisinin de kimseye yarar sağlamayacağını vurgulayarak kendi tutumlarını şu şekilde tarif etti: “Bir mezhebin veya bir ulusun çıkarlarının ön planda tutulmasının bir anlamı olmaz. Zaten bizim paradigmamız da Şii veya Sünni cephede yer almak değil, tüm halkların, inançların ve renklerin bir arada özgür kimlikleriyle yaşamasını öngörüyor. Bunun dışındaki girişim ve çabalara karşı bizim duruşumuz nettir.“
Erdoğan oyun dışına çıkarılmalı
Başlatılan sürecin terörizme destek veren ülke ve güçlerin etkisizleştirilmesinin başlangıcı olmasını umduklarını söyleyen Dr. Xalit İsa, “Eğer Katar bu nedenle oyun dışı bırakılmışsa, aynı şekilde onun en büyük ortağı olan Türk devleti ve Tayyip Erdoğan’ın da durdurulması, etkisizleştirilmesi ve oyun dışı bırakılması gerekir. Böyle bir adım bölgedeki istikrarın yanı sıra Kürt sorunu dahil Türkiye’deki tüm sorunların çözümüne de zemin sunacaktır.“
Katar’a karşı alınan yaptırım kararının nedenlerinden birisinin de Müslüman Kardeşler örgütüne verdiği destek olarak açıklandığını hatırlatan İsa, Türkiye’de Tayyip Erdoğan şahsında Müslüman Kardeşler örgütünün iktidarda olduğunu söyledi.
İsa son olarak şu ifadeleri kullandı: “Eğer Katar Müslüman Kardeşleri destekliyor diyorlarsa, Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler’in lideri olarak iktidarda olduğunu görmeliler. Bu devletlerin ne kadar ciddi oldukları Türk devleti, yani AKP ve Erdoğan’a karşı tutumlarıyla ortaya çıkacaktır. Sadece Suriye ve diğer yerlerde terörü desteklemiyor ve terör estirmiyor, Kuzey Kürdistan’da da devlet güçleri eliyle terör uyguluyor. Tanklarla toplarla şehirler yerle bir edildi, katliamlar yapıldı. Yani terörizmi desteklemekle kalmadı, teröristlerin temsilcili olarak iktidardadır.“
Reqa hamlesi de zaferle sonuçlanacak
Reqa’nın özgürleştirilmesi hamlesinin Kürt gençlerinin yıllardır terörizme karşı verdikleri mücadelenin devamı olduğunu söyleyen Xalit İsa, BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası güçlerin de bu gerçeği görerek QSD’ye destek vermesi gerektiğini söyledi. Dr. İsa "Bu güçler, Suriye için öngördüğü demokratik modeli desteklemeli. Verdiğimiz mücadele uluslararası güçlerin de çıkarınadır. Teröristler, halkımızın ve insanlığın düşmanıdır. Nerede olursa olsun onlarla mücadele edeceğiz ve zafere ulaşacağız. Terörizmle mücadele koalisyonun bir tarafı olarak sorumluluklarımızı yerine getireceğiz. İnanıyoruz ki teröre karşı verdiğimiz mücadele zaferle sonuçlanacak ve teröre destek verenler yargılanarak cezalandırılacak."
Üretim kabızı, petrol güzeli!
Başkenti Doha olan Katar emirlikle yönetilen, Arap Yarımadası’nda bulunan bir Körfez ülkesidir. Tek kara komşusu Suudi Arabistan’ın hem batı, hem de güneyinde sınırı bulunuyor. Ülkenin Kuzeybatısında ise Bahreyn doğusunda Birleşik Arap Emirlikleri ve kuzeyinde ise İran bulunuyor.
2.5 milyon nüfuslu Katar, dünyada önemli bir petrol ve doğalgaz üreticisidir. Tüketim maddelerinde büyük oranda dışa bağımlı olmasına rağmen petrol ve doğalgazdan dolayı bu ülke dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. Tüketim maddelerinin ise yüzde 60’dan fazlasını Suudi Arabistan’dan temin ediyor.
1940’lara kadar balıkçılık ve inci avcılığına dayanan ülke ekonomisi üzerinde bu yıllardan sonra petrol ve doğalgaz belirleyici olmuştur.
Yüzölçümü 11.568 kilometre kare olan Katar’dan en son Osmanlı askeri Ağustos 1915’te çıktı. 3 Kasım 1916’da İngilizlerin işgaline girdi. 3 Eylül 1971’de de bağımsızlığını ilan etti.
Bölgenin en büyük üssü
ABD’nin 10 bin askerinin bulunduğu bölgedeki en büyük hava üssü El Udeyd, Katar’da bulunuyor. Üs aynı zamanda CENTCOM’un da merkezi konumunda. ABD’nin öncülüğündeki DAİŞ’e karşı Uluslararası Koalisyon’da yer alan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in uçakları da bu üst havalanarak koalisyon kapsamında faaliyetlerini sürdürüyor. Bahreyn, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Maldivler, Bahreyn ve Libya’nın doğusundaki hükümetin Sünni mengeneye aldığı Katar, aynı zamanda 2022 yılındaki FİFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak. Katar, şampiyonaya 170 milyar dolar harcamayı planlıyor.
Bu kadar devasa harcama planlayan Katar’da 2 milyon civarında göçmen işçi, köle niyetine çalıştırılıyor. Her hangi bir güvencesi olmayan işçiler hakkında uluslararası alanda faaliyet yürüten insan hakları kuruluşları sık sık bu ülkeyi eleştiriyor.