Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her geçen gün daha fazla başta Alman medyası olmak üzere; bütün batı medyasının en önemli magazin konularından biri olmaya başladı. Almanlardan sonra Amerikalılar da Erdoğan Talk Show programlarında Recep T. Erdoğan'ı siyasal komedinin konusu yapmaya başladılar...
Muhtemelen bu eğilim her geçen gün artarak devam edecek.
Daha bir kaç gün önce Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında politik komedi yaparak; Almanya Türkiye arasında diplomatik gerginliğe neden olan, Alman ARD televizyonu Ortadoğu Temsilcisi Volker Schwenck'in İstanbul Atatürk Havaalanında göz altına alınarak sınır dışı edilmesi, Türkiye/Almanya ilişkilerini daha da sorgulanır hale getirdi...
Merkel hükümeti, Türk Hükümeti ile bir taraftan gizli kapaklı işler çevirirken; diğer taraftan da kısık sesle Türkiye'deki insan hakları ihlalleri ve özgür basın üzerindeki baskıyı eleştiri konusu ediyormuş gibi yaparak, üstündeki baskıyı azaltmaya çalışıyor
Alman kamuoyunun önemli bir çoğunluğu tarafından Türkiye ile girilen gayri ahlaki göçmen pazarlıklarından bizzat sorumlu tutulan Merkel'in siyasal hayatının bundan sonra nasıl devam edeceği AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın bundan sonra izleyeceği siyasetin ipoteğine girmiş gibi bir görüntü veriyor...
AKP Hükümetleri; insan hakları konusunda hiç bir zaman bu kadar pervasız olmamışlardı; Kürdistan'da Suriye'yi aratmayan bir yıkım savaşı sürdürülüyor. Birçok Kürt siyasetçi ya cezaevinde ya da heran cezaevine girme tehlikesi ile karşı karşıyalar...
Yüzlerce gazeteci sadece habercilik yaptıkları için; ya tutuklanıp cezaevine gönderildiler ya da hükümetten gelen baskılar nedeniyle işlerini kaybettiler. Bütün bunlar yaşanırken AB ve Almanya "üç maymunları" oynamaya devam ediyor...
Sessiz kalarak aslında AKP hükümetlerinden yana tavır alan AB hükümetleri ve Almanya'nın bu tutumuna yavaş yavaş Alman iç kamuoyundan tepkiler gelmeye başladı. Her geçen gün gelen tepkilerin daha da hissedilir olması; Alman Hükümeti üzerinde baskı yapmaya başladı...
Angela Merkel hükümeti, Türk hükümeti ile göçmenler üzerinden yürüttüğü ilkesiz pazarlıklar nedeniyle Alman iç kamuoyunda muazzam bir güven yitimine uğradı. Merkel'in Alman kamuoyunun aksi yöndeki kanaatine rağmen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bir şiirinde eleştirerek bütün dikkatleri üzerine çeken Alman komedyen Böhmermann hakkında "Yabancı bir devlet başkanına" hakaretten soruşturma açılmasına izin vermesi, Almanya'nın göçmenler konusunda Türkiye karşısında nasıl bir çaresizlik içinde olduğunu da gözler önüne serdi...
ARD Ortadoğu temsilcisi Volker Schwenck'in; sınırdışı edilmesi daha önce Türkiye'de özgür basına uygulanan baskılar karşısında üç maymunları oynayan Alman hükümetini ayrıca zor durumda bıraktı. Kendisini konu hakkında bir şeyler söylemek zorunda hisseden Merkel; "Dışışleri bakanlığının gerekli kurumlarla temas halinde olduğunu, ve Volker Schwenck'in Türkiye'de çalışabilmesi için Türk Hükümeti ile temasta olduklarını belirmek zorunda kaldı."
Riyakarlık ve iki yüzlülük muhtemelen her namuslu insanı rahatsız eden en kötü iki şey olsa gerekir. İki yüzlü insanın en tipik özelliği çifte standartlı oluşudur. İkiyüzlü insanlar veya onlar tarafından yönetilen devletler aynı meselede duruma göre farklı tutumlar alabilir ve bundan da hiç gocunmazlar...
Her fırsatta kendi ticari çıkarları için küresel ölçekte liberalizmden; malların ve sermayenin serbest hareketinden dem vuran Alman Hükümeti; sıra demokrasi ve insan haklarına gelince bir anda; bilmeyen, görmeyen ve duymayan "üç maymunları" oynamayı tercih ediyor...
Türkiye özgür basın ve halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanarak yalanlar ülkesine dönüştürülmeye çalışılıyor. Daha bir kaç gün önce "Sputnik Türkiye genel müdürü Tural Kerimov'un" yine İstanbul Atatürk Havaalanından Türkiye'ye girişine Türk makamlarınca izin verilmedi ve ilk uçakla ülkesine geri gönderildi...
Tutuklu Gazeteciler Dayanışma Platformu'nun saptamalarına rağmen şu anda Türkiye Cezaevlerinde 30'un üzerinde tutuklu ve hükümlü gazeteci bulunmaktadır. Her fırsatta; "batılı değerler, halkın özgür haber alma hürriyeti" diyen, başta Alman Hükümeti olmak üzere, AB ülkelerinin tamamı Türkiye'nin bu türden anti demokratik uygulamalarını görmemezlikten gelmeye devam ediyorlar...
Ancak çok şükür ki, çoğu zaman kamu vicdanı ve devlet aklı birbirinden farklı oluşmuyor. Bunca kara propagandaya rağmen; Avrupa kamuoyu bu türden anti demokratik uygulamalara destek olmanın; bir süre sonra kendi özgürlük alanlarını da sınırlayacağının bilincine varmış gibi gözüküyor...
Türkiye iç kamuoyunda kibirinden yanında geçilmeyen AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı bu tutumları ile bütün dünyanın alay konusu haline gelmekten kurtulamıyorlar. Her şeyi baskı ve şiddetle çözmeye çalışan baktığı her yerde para ve rant gören bu zihniyet; artık dünyanın alay konusudur...