
Türkiye'de hakları ihlal edilen, kimliği yok sayılan, adeta cins kırımına uğrayan kadınlar, her türlü haktan yoksun bırakılıyor. Uluslararası sözleşmelerin imzacısı olarak böbürlenen Türkiye, bu sözleşmelere uymakla kalmayıp gereklerini de yerine getirmiyor. Dünyada kadınların evlilik, boşanma, kamu yaşamı ve bedenleriyle ilgili pek çok hakkını koruma altına alan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin (CEDAW) imzacılarından olan Türkiye, bu sözleşmeyi 1985'te imzalayarak kadınların insan haklarından erkeklerle eşit bir şekilde yararlanması için gereken düzenlemeleri hayata geçireceklerini kabul etmiş oldu. Ancak, cumhurun başkanı kadının erkekle eşit olmadığını 'fıtratı'na ters olarak gören ya da HDP ve BDP'nin temsiliyetini sağlamak için hayata geçirdiği eşbaşkanlık modeline ilişkin "yürütmeyi durdurma" kararı alan Türkiye'de kadının eşitlik hakkı ihlal ediliyor.
İstanbul Sözleşmesi de uygulanmıyor
Kadına yönelik ev içi şiddetle ilgili yaptırım gücü olan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin (İstanbul Sözleşmesi) de imzacılarından olan Türkiye, bu sözleşmeyi imzalayarak, kadına yönelik her türlü fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddet türlerini önlemek için gerekli yasal önlemleri alma yükümlülüğünü kabul etmiş oldu. Ancak kadın katliamlarının, cinsel ve fiziksel şiddetin her geçen gün arttığı Türkiye'de yargı erkekten yana tavır alarak, kadın katliamlarına davetiye çıkarıyor. Eşi, kardeşi, ağabeyi ya da sevgilisi tarafından ev dışında çalışmasına izin verilmeyen, gelirine el konan, ailesi ya da arkadaşlarıyla görüşmesine izin verilmeyen, hakaret edilen veya istemediği halde cinsel ilişkiye zorlanan kadın 'ikinci sınıf' muameleye maruz kalırken, Türkiye de sözleşmeyi uygulamayarak kadının yaşam hakkını ihlal ediyor.
Devlet kadının özne olmasını istemiyor
Başta
yaşam hakları olmak üzere, cinsiyetinden dolayı her türlü hak gaspına
uğrayan kadınların Türkiye'de yaşadığı hak ihlallerine ilişkin İHD Kadın
Hakları Komisyonu üyesi Mürüvvet Yılmaz, değerlendirmelerde bulundu.
İHD Kadın Hakları Komisyonu olarak kadınlara ilişkin yaptıkları
araştırmalara göre, Türkiye'de kadının yaşam hakkının olmadığına dikkat
çeken İHD Kadın Hakları Komisyonu üyesi Mürüvvet Yılmaz, kadının erkek
ve devlet tarafından haklarının ihlal edildiğini söyledi. Yılmaz,
"Özellikle gözaltında, cezaevlerinde, yine sınırda Êzîdî ve Kobanê'li
Kürt kadınlarının yaşam hakları yok. Yani kadınların kendi kimlikleri,
değerleri ve ölçüleriyle yaşam haklarının olmadığını görürüz" dedi.
Kadınların haklarının erkek egemen muhafazakar devletin de desteğiyle
erkekler tarafından ihlal edildiğinin altını çizen Yılmaz, "Kadınlar,
kendilerine en yakın erkekler tarafından, adına 'sevgi' denilerek
katlediliyor. Erkek, kadını öldürürken, 'bana uymuyorsan yaşama hakkın
yok diyor" diyerek, kadına yönelik şiddetine ilişkin bazı düzenlemeler
yapılsa da bunların yeterli olmadığına işaret etti.
Kadının iradeleşmesi engelleniyor
Türkiye'de
özellikle devrimci, Kürt, Ermeni, Êzîdî, Alevi kadınların yaşam hakkını
ortadan kaldırmaya dönük devletin sistemli bir politikası olduğunu
ifade eden Yılmaz, kadının yaşam hakkının dışında hayatın diğer
süreçlerinde de haklarının ihlal edildiğine dikkat çekti. Kadının en
temel hakkı olan seçme ve seçilme hakkının da ihlal edildiğini dile
getiren Yılmaz, şunları söyledi: "Kadın-erkek genelde yasalarda eşit
görülüyor ancak, yasa olsa dahi bu uygulanmıyor. Meclisteki milletvekili
sayısında HDP dışında kadın oranın baktığımızda bunu açıkça görüyoruz.
Yine, kadın-erkek arasındaki dengeyi oluşturabilmek için HDP tarafından
getirilen eşbaşkanlık uygulamasına açılan davada da bunu görürüz. Yine
burada da olduğu gibi devletin kadının iradeleşmesi ya da kendi kendini,
toplumu yönetmesine ve toplumdaki erkek egemen bakış açısının
kırılmasına dönük girişimleri önlemeye yönelik bir hak ihlali ile karşı
karşıyayız. Burada da kadının hakkı ihlal ediliyor. Yani devlet, kadının
özne olmasını istemiyor."
Türkiye'de kadının erkekle eşit
olmadığını cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kadın ile erkeği eşit
konuma getiremezsiniz. Çünkü fıtratları farklıdır" açıklamasını örnek
vererek gösteren Yılmaz, "Kadına yönelik şiddeti ve baskıyı açıklama
yaparak, bunun temellerini örmeye çalıştı" dedi.
Kadın bedeni üzerinde tahakküm arttı
AKP
hükümeti döneminde kadına yönelik şiddet ve hak gasplarının arttığını
söyleyen Yılmaz, "AKP iktidarı ile birlikte kadının 'eş' ve 'anne' olma
durumu daha fazla dayatılır oldu. Yani, kadın bedeni üzerinde devletin
tahakkümü arttı. Nereden bakılırsa bakılsın, erkek egemen sistemin
çıkarına göre bir yaklaşımın artığını söyleyebiliriz" ifadelerini
kullandı.
Türkiye'de kadının sosyalleşmesi ve toplumsal
yaşama dahil olması önünde ciddi handikapların olduğunu kaydeden Yılmaz,
"Bingöl Belediye Başkanı'nın yer aldığı toplantıda 'biz kadınları
yönetimde istemiyoruz' demesi, bunun en bariz örneğidir. Yani,
kadınların politika ile uğraşması, örgütlenme ve kendilerini var etme
hakları önünde ciddi bir engel söz konusu. Buradan yola çıkarsak;
AKP'nin geldiğinden bu yana geçen sürede kadınların hak ihlallerinin ve
muhafazakar yaşamla karşı karşıya kalındığını çok net söyleyebiliriz.
Kadınlar, seçim döneminde mahalle mahalle gezerken, sorun yok ama iş
yönetimlere geldiğinde kadına 'hayır' denilebiliyor" şeklinde konuştu.
Kadınların
hak ihlallerine karşı kıran kırana mücadele yürüttüğünü belirten
Yılmaz, bunun devam ettirilmesi, örgütlenme ve dayanışmanın daha da
güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
ZUHAL ATLAN / DİHA/İSTANBUL