Türk yargısı Kürtçe'yi önce 'bilinmeyen dil', ardından 'anlaşılamayan dil' ve son olarak da 'Kürtçe olduğu sanılan dil' şeklinde ciddiyetsiz kavramlarla ele aldı.
İHD ve ÇHD, Türkiye'nin yeni adli yıl döneminin, AKP'nin yarattığı birçok sorun eşliğinde açılıyor olduğuna dikkat çekerek; 2011-2012 döneminde yargı ve siyaset ilişkisinin kaygı verici boyutlara ulaştığını açıkladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı, yaptıkları ortak açıklamada, Hükümet tarafından “büyük yargı reformunun başlangıcı” olarak sunulan 12 Eylül Referandumu sonrasında oluşturulan HSYK’nin icraatları ve yapılan yüksek yargı seçimlerinin vesayeti kaldırmadığını, sadece vesayet merkezinin bizzat hükümet olduğunu kaydettiler.

'AKP yargıyı demokratikleştirmedi; kendi lehine çevirdi'

AKP'nin ülkedeki sorunların kaynağı olan gerçekliklere son veren bir pozisyonda olmadığını ancak buna rağmen toplumu aldatmaya çalıştığına dikkat çeken İHD ve ÇHD, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin 2004 yılında yürürlülüğe giren 5190 Sayılı Yasa ile kaldırılıp yerine Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nin kurulmasını örnek gösterdi.
"Tamamen Devlet Güvenlik Mahkemelerinin devamı olan, onlarla aynı mahkeme salonlarında, onların derdest dosyaları üzerinden aynı esasla, aynı hâkim ve savcılarla, aynı kolluk ve soruşturma usulü ile yargılamaya devam eden bu mahkeme gerçeği, Türkiye’de halen olağandışı -olağanüstü yargılamanın sürdüğünü göstermektedir" denilen açıklamada, 'Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan değişiklikle bu mahkemelerin TCK'de düzenlenen suçların 1/3’ünü yargılama yetkisine kavuştuğu vurgulandı.

'Türk mahkemeleri kişi güvenliğini ortadan kaldırıyor'

Türkiye'deki mahkemelerin adeta muhaliflere yönelik devlet terörünün merkezi haline geldiğine dikkat çekilen açıklmaya, şöyle devam edildi:"Halka karşı işlenmiş kimi suç ve suçlulara konu yargılamalar nedeniyle kamuoyunda meşrulaştırılmaya çalışılan özel yetkili mahkemelerin, asıl olarak devrimciler ve Kürt siyasal hareketi başta olmak üzere halkın her kesimine yönelik saldırıların hukuki ayağını oluşturduğu unutulmamalıdır. "

Türkdoğan ve Kozğaçlı, süresi tamamlanacak olan adli yıl döneminde 'KCK davası'nın da açıldığını hatırlatarak, Türk yargısının, 'anadilde savunma hakkının ihlali', 'mahkeme önüne gedatirilme hakkının ihlali', 'hâkim önüne çıkarılmaksızın uzun tutukluluk', 'savunmanın tehdidi' gibi kişi güvenliğini ortadan kaldıran bir mahiyete büründüğünü ifade etti.

ALİ BARIŞ KURT/İSTANBUL