
Devrimciler Ordusu komutanı Selahaddin Çepo, El Nusra üzerinden müdahale eden Türk devletinin planına karşı Türkmenler içindeki rahatsızlığın da giderek büyüdüğüne dikkat çekiyor.
İç savaşın şiddetle devam ettiği Suriye'de Mayıs ayında önemli bir gelişme yaşandı. Özgür Suriye Ordusu'na bağlı 7 Tugay "Suriye Devrimciler Ordusu" adıyla birleşti. Devrimciler Ordusu, ne Esad rejiminin ne de muhalefet adına ortaya çıkan cihatçı güçlerin Suriye halklarının savunmasını alamayacağını belirterek, "Bizler halkımıza layık devrimci bir ahlakla hareket edeceğimizin sözünü veriyoruz" açıklamasında bulunmuştu.
5 bin askeri gücü var
Humus Devrimciler Topluluğu, Şems El-Şemal, Özel Eylem Taburu, Cebhet El-Ekrad, Foc 777, 99 Tugayı ve Sultan Selîm Tugayı adlı oluşumların bir araya gelmesi ile oluşturulan ordunun Humus, Hama, Halep, İdlip ve Dera'da olmak üzere yaklaşık 5 bin askeri gücü bulunuyor. Aralarında Türkmenlerin, Arapların, Kürtlerin, Hristiyanların ve Ermeniler'in de bulunduğu Devrimciler Ordusu, rejim ve her türlü çete oluşumuna karşı savaşıyor.
Nusra eliyle müdahale
Halkların savunma gücü olduklarını belirten oluşumun içinde ÖSO'nun eski birçok komutanı da yer alırken, DİHA'ya konuşan Devrimciler Ordusu komutanlarından Selahaddin Çepo, Türkiye'nin Ezaz'a soktuğu Sultan Murat Tugayı'nın birçok kadrosunun El Nusra ve Ahrar-u Şam örgütünden olduğunu belirtti. Bölgedeki hazırlıklarına Türkiye'nin Nusra eliyle müdahale ettiğini aktaran Çepo, kapılardan geçen her türlü yardımın Nusra'ya gittiğini söyledi.
Bütün halklardan temsil
Aylarca süren tartışmalar sonucunda Devrimciler Ordusu'nun kurulduğunu ifade eden Çepo, bir araya gelen grupların daha önce de çetelere karşı savaştığını aktardı. Aralarında Türkmenlerin, Arapların, Kürtlerin, Hristiyan ve Ermenilerin olduğunu kaydeden Çepo, bir araya gelen bütün grupların rejime ve topraklarında bulunan bütün çete yapılanmalara karşı savaş kararı aldıklarını vurguladı. Amaçlarının Suriye'de demokrasi adına bir savaş vermek olduğunu dile getiren Çepo, herkesin eşit ve birlikte yaşaması için mücadele ettiklerini dile getirdi. Hangi halktan olursa olsun siyasetlerinin bu temelde olacağını vurgulayan Çepo, Suriye'de her türlü faşist fikre karşı olduklarının altını çizdi.
Türkmen Tugay yalanı!
Güçlerinin en fazla Ezaz ve Cerablus arasında yer aldığını söyleyen Çepo, bölge için hazırlık yaptıklarını fakat Türkiye'nin bölgede oyunlar oynadığını belirtti. El Nusra'nın hamle yapacakları günde kendilerine saldırdığını ifade eden Çepo, "Türkiye orada başta DAİŞ, El Nusra ve Ahrur-u Şam gibi örgütleri adeta bize karşı örgütlendirmişti. Oraya girmemizi engellemek için Türkmenler adına gruplar gönderdiler. Nusra bölgeden çekildiğini söylüyor ama doğru değildir. Nusra'nın birçok kadrosu Türkiye tarafından Bab El Selamê Kapısı'nda Suriye'ye sokulan Sultan Murat Tugayı'na geçti. Yani sadece kılıf değişmiş oldu. Sultan Murat Tugayı'nın toplamı 200 kişi yoktu. Şimdi 600'ün üzerinde güçleri oldu. Bu tugayın içinde yer alan gücün çoğu Ahrur Şam ve Nusra'dan oluşuyor. İçlerinde Türkmen de yok. O gücü toplasan aralarında 30 Türkmen çıkmaz" dedi.
Türkmenlerde rahatsızlık başladı
Sultan Murat Tugayı'nın Türkmenleri temsil etmediğinin altını çizen Çepo, Türkiye'nin yeni bir isim adı altında bölgeye müdahale ettiğini ifade etti. Bölge Türkmenlerinin "Böyle giderse bunlar bizi öldürtecek. Eğer bu politikaya devam ederlerse Kürtler, Araplar ve Türkmenler arasına fitne girecek" dediğini aktaran Çepo, "Türkmenler Türkiye'nin oyunundan rahatsız olmuş durumda. Çünkü politika yapmaya çalıştıkları bölgede bütün halklar akrabadır ve birbirlerini iyi tanırlar. DAİŞ, Nusra ve Ahrar Şam gibi örgütler bölgede anlaştılar. Biz bu plana karşı hazırlıklıyız. Bize güvenen halkımız ve dostlarımız var. Halk ve bütün gruplar Türkiye'nin gönderdiği grupları bölgeden çıkarmak için baskı kuruyoruz" diye konuştu.
ÖSO da gözlerini kapıyor
Bölge güçleri ve devletlerin çeteci, faşist ve zulüm eden yapılara karşı savaşırken kendilerine yardım etmesi gerektiğini söyleyen Çepo, "Türkiye kapılarından Suriye'ye ne yardım gidiyorsa Nusra'nın eline geçiyor. ABD ve Avrupa'nın gönderdiği bütün yardımlarda onların eline geçiyor. ÖSO adı geçiyor ama doğru değil, onun adını kullanarak bunu yapıyorlar. ÖSO da bu duruma mecburdur. Çünkü kapıların denetimi Nusra'nın elinde, onlar da buna izin veriyorlar" ifadelerine yer verdi.