ALADDİN SİNAYİC/LONDRA


Türk devletinin iade talebinde bulunduğu siyasi aktivist Kemal Denli, Westminster Magistrates mahkemesinde görülen davayı kazandı. Nisan 2016 tarihinde Interpol tarafından Kırmızı Bültenle arandığı için İngiliz polisi tarafından gözaltına alınan Denli’nin bir yıldır devam eden mahkemesi geçtiğimiz hafta sonuçlandı. Londra merkezde görülen davada hakim, Denli’nin Türkiye’ye iade edilmesi halinde işkence görme ihtimalinin yüksek olduğuna kanaat getirerek iade talebini reddetti.

Türk devletinin Interpol’ü kötüye kullandığı tartışmaları büyüyerek devam ederken, son birkaç yıl içerisinde iade talebi reddedilen Deniz Akgül ve İlhan Karatepe’den sonra 17 yıldır İngiltere’de yaşayan siyasi mülteci Kemal Denli’nin iade talebi de reddedildi. Londra’da çalışmalarını yürüten Göçmen İşçilerle Dayanışma Derneği’nde (GİK-DER) şu anda yönetici olan Kemal Denli, 1995 yılında İzmir’de tutuklanmış ve kısa bir süre sonra örgüt yöneticisi olma iddiasıyla hakkında idam kararı verilmişti. 2000 yılında Türkiye zindanlarında başlatılan ölüm oruçlarına katılan Denli, ölüm orucunun 6’ıncı ayında durumunun ağırlaşmasından sonra Türk devleti tarafından tahliye edilmişti. Bir süre Türkiye’de tedavi gördükten sonra Denli, 2001 yılında İngiltere’ye gelerek iltica etmişti.  


Politik davlara dahili yasak 

Interpol tüzüğünün üçüncü maddesi, “Interpol’ün ırk, askeri, dini ve politik karakterli davalara dahil olması kesinlikle yasaklanmıştır” şeklinde olmasına rağmen, Türk devletinin talebi üzerine birçok siyasi aktivist Interpol’ün baskısı altında yaşamak zorunda kalıyor. 


Suistimal yeni değil

Kemal Denli’nin savunmasını üstlenen Avukat Ali Has, Türkiye’nin Interpol’ü suistimalinin yeni bir şey olmadığını, geçtiğimiz haftalarda Almanya Başbakanı Angela Merkel’in dile getirmesinden sonra tekrardan gündemleştiğinin altını çizdi. Has, “Türkiye’nin Interpol anlaşmalarını kötüye kullanması yeni bir şey değil. Son dönemde yaşanan krizden kaynaklı Merkel’in dile getirmesi biraz gündemleştirdi. Halbuki bunu pratikte çoktandır yaşıyoruz” dedi. 


Türkiye’de işkence var!

Denli’nin “Türkiye’de işkence görebilir” denilerek iadesinin reddedildiğini vurgulayan Av. Has şöyle konuştu: “Türkiye geçen yıldan bu yana Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni askıya almış durumda. Biz de savunmamızda, AİHS’i askıya alan bir devletin adil yargılama ilgili bir teminat veremeyeceğini belirttik. Bizim iade talebine birçok itirazımız vardı, ağırlıklı olarak insan hakları boyutluydu. Türkiye iade talebinde bulunurken müvekkilimin tekrardan yargılanması sözü vermişti. Türkiye kendi iç hukukunda böyle birşey olmamasına rağmen İngiliz makamlarını ikna etmek için böyle bir söz vermişti. Buna rağmen hakim, işkence görme ihtimalinin yüksek olduğuna kanaat getirerek iade talebini ret etti.”


Mülteci olması bağlayıcı değil

Kemal Denli’nin avukatı Ali Has müvekkilinin 2001’de İngiltere’ye iltica ederken Türkiye’de yaşadıklarını açıkça anlattığı halde sığınma hakkı verilmesinden 16 yıl sonra Türkiye’ye iade edilmeye çalışılmasının önünde hukuki olarak engel olmasa da büyük bir çelişki yumağı olduğunu ifade etti. Av. Has, “2001’de iltica edilirken bugün mahkemede verilen ifadenin aynısı verilmişti. Buna rağmen iltica talebi kabul edilmişti. Biz bu çerçevede de itiraz ettik. Bu tür Interpol davalarında kişinin mülteci olması bağlayıcı olmuyor ve yargılanabiliyor. Ancak pratikte hakimler bu durumu da gözönünde tutabiliyor. Genel olarak davaya baktığımızda çelişkili ve yargı sürecini kötüye kullanmayı gördük. Türkiye şu anda uluslararası kurumlara herhangi bir güvence verebilecek durumda değil.” 


İşleme konulması yakınlaşmaya bağlı 

Uzun zamandır Interpol tarafından arandığını bildiğini belirten Kemal Denli, iade talebinin geçtiğimiz yıl işleme konulmasının altında Türkiye ve İngiltere arasındaki ticari ve askeri yakınlaşmanın olduğunu ifade etti. Gazetemizin sorularını yanıtlayan Denli şunları belirtti: “Uzun zamandır Interpol tarafından arandığımı biliyordum. Ne zaman Avrupa’nın diğer ülkelerine gidip İngiltere’ye dönsem sorun yaşıyordum. Her seferinde saatlerce durdurulup sorgulanıyordum. Türkiye tarafından kırmızı bültenle arandığım söyleniyordu bana. 2015 yılında İngiltere ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesi biraz aslında iade talebimi gündeme getirdi. Bundan sonra Aralık 2015’te Türkiye benim için iade talebinde bulundu. 2016 Mart ayında İngiliz mahkemesi tutuklama kararı veriyor. 18 Nisan 2016’da bir gün sabaha karşı evime yapılan baskında ‘Interpol tarafından arandığımı ve Türkiye’ye iade edilmek üzere gözaltına alındığım bana söylendi. 


Bir buçuk yıldır  hapis koşullarında

Gerekli işlemlerin hepsi Interpol tarafından önceden ayarlanmıştı. Aynı gün mahkemeye çıkarıldım. Ayağıma elektronik kelepçe vurulması, sürekli yanımda telefon taşımam, İngiltere dışına çıkmama, akşamları mutlaka ikamet ettiğim adresten dışarıya çıkmama, pasaport ve ehliyetime el konulması, haftada üç gün karakola gidip imza verme, kefalet ödeme gibi adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanma kararı verildi. Bir buçuk yıldır böyle hapis koşullarında yaşıyordum.”


Önemli olan para  insan hakları değil!

İngiltere’nin en çok silah ticareti yaptığı ülkelerin, insan hakları karnesi en kötü olan ülkeler olduğunu belirten Denli, İngiliz devleti açısından insan haklarının önemli olmadığını ifade etti: “İngiliz devleti açısından Türkiye’deki insan haklarının hiç bir önemi yok. Tamamen ticari ilişkiler odaklı bir yakınlaşma. Mesela İngiltere’nin en çok silah ticareti yaptığı ülkeler Türkiye ve Suudi Arabistan gibi insan hakları karneleri çok kötü olan ülkeler. Çünkü bunlar için önemli olan şey paradır, insan hakları konusu değil.” 


Bu karanlık uzun sürmez

Bu tür baskı ve ihlallerin sonuç vermeyeceğini vurgulayarak umutlu olduğunu ifade eden Denli son olarak şunları ifade etti: “Ben bu karanlığın çok uzun süreceğini sanmıyorum. Rojava’daki direnişin tüm alanlara yayılacağına inanıyorum. Özgürlüğe dünden yakın olduğumuzu düşünüyorum. Saldırıların büyüklüğü içinde bulundukları çıkmazın göstergesidir. Bir söz vardır, karanlığın en yoğun olduğu an, şafağa en yakın olunduğu andır. Saldırılar çok boyutlu olsa da şafağa yakınız biz.”


Kırmızı bülten muhaliflere karşı kullanılıyor

Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarılanların sayısı 2005’te 2 bin 243; 2010’da 6 bin 344 iken 2016’da 12 bin 787’ye çıkmış durumda. 

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi önündeki raporlara göre; Türkiye, Rusya, Çin, İran, Azerbaycan ve Kazakistan’ın başını çektiği bazı ülkeler, kırmızı bülteni politik çerçevede ülke dışındaki siyasi muhaliflere karşı kötüye kullandığı belirtiliyor. 

İngiltere’de faaliyet gösteren Fair Trials International (Uluslararası Adil Yargılama) adlı sivil toplum örgütünün Başkan Yardımcısı Jago Russell de bir süre önce Interpol’e yaptığı çağrıda politik aktivitelerinden kaynaklı kırmızı bülten çıkarılmasına tedbirler getirmesini istedi: "Interpol, kendisinin baskıcı rejimler tarafından kötüye kullanılmasına olanak veriyor. Bu baskıcı devletler, Interpol aracılığıyla insan hakları savunucularına, gazetecilere ve politik muhaliflere baskı uyguluyor. Interpol’ün bu üye ülkelere dur demesi gerekiyor." 


Türkiye’ye yaptırım uygulanmalı

Interpol’de çıkarılan kırmızı bültenlere ilişkin Avrupa Konseyi’ne rapor hazırlayan Alman siyasetçi Bernd Fabritius da Deutsche Welle’ye verdiği demeçte Türkiye’nin Interpol sistemini suistimal ettiğini belirtti: "Türkiye'nin son zamanlarda çok sayıda kırmızı bülten çıkartılması için Interpol'e başvurduğuna dair işaretler var. Bu aslında suçla dünya çapında mücadele edebilmek için geliştirilen bir kovuşturma mekanizması. Ancak ne yazık ki, giderek daha fazla sayıda ülkenin Interpol'ün bu sistemini kötüye kullandığı biliniyor; istenmeyen kişileri, muhalif siyasetçileri, rejimi eleştirenleri ve insan hakları savunucularını sindirmek ve seyahat etmelerini engellemek için kullanılıyor. Türkiye de özellikle darbe girişiminden bu yana neyin yasaya aykırı olduğu ve ceza gerektirdiği konusunda kendine göre bir çizgi izliyor ve Interpol sistemini suistimal ediyor. Eğer Türkiye'nin Interpol'ü kötüye kullandığı doğrulanırsa ki, bu yönde çok sayıda işaret bulunuyor, o zaman Interpol'ün Türkiye'ye yönelik yaptırımlar üzerinde düşünmesi gerekir."



Interpol nedir?

Merkezi Fransa’nın Lyon kentinde bulunan Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı’nın (Interpol) dünya çapında 190 ülkeden oluşan üyesi bulunuyor. Kolluk kuvvetleri ve adalet birimlerinin sınır ötesi suçluların yakalanması için ortak hareket etmesini hedefleyen Interpol, üye ülkelerdeki bürolar aracılığıyla ortak bir veri tabanında toplanan suç ve suçlu bilgilerine erişim hedefleniyor.

Uluslararası Polis Komisyonu ismiyle 1923 yılında kurulan ve 1956 yılında Interpol ismini alan kuruluşa Türkiye, 1930 yılında üye oldu.

Interpol’ün bünyesinde örgütlü suçlar, uyuşturucu ticareti, terörizm, insan tacirliği, kaçakçılık, siber suçlar, yolsuzluk, çocuklara karşı suçlar, çevre suçları, silah kaçakçılığı gibi alanlarda faaliyet gösteriliyor.

Interpol’ün, üye devletleri suç, suçlu ve tehditler karşısında bilgilendirdiği ve gerektiği zaman yakalama emri talebi ilettiği sekiz ayrı bülten tipi bulunuyor. Bunlar arasında en çok bilineni, bir üye devlet ya da uluslararası mahkeme tarafından aranan kişi veya kişileri yakalama ve talep edilen ülkeye ya da mahkemeye iade etme amacıyla çıkarılan kırmızı bülten. 


Kemal Denli kimdir? 

İki çocuk babası olan 44 yaşındaki Kemal Denli Maraş’ın Elbistan ilçesinde doğdu. 1989 yılında daha 15 yaşındayken PKK’ye yardım ve yataklıktan tutuklanıp cezaevine konuldu. 

Üç ay sonra tahliye edilen Denli bir yıl içerisinde üç defa daha gözaltına alındı. Yaşanan baskılardan kaynaklı ailesiyle birlikte Elbistan’dan İzmir’e göç eden Denli, İHD ve Atılım gazetesi gibi kurumlarda çalışmalarına devam etti. 

Kasım 1995 tarihinde İzmir’de gözaltına alınan Denli MLKP üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandıktan sonra 1997 yılında idam cezasına çarptırıldı. Kısa bir süre sonra Yargıtay tarafından cezası onanan Denli 1996 yılındaki ölüm orucunda 62 gün açlık grevinde kalmış. 2000 yılında başlayan ölüm oruçlarına tekrar katılan Denli eylemin 6’ıncı ayında durumu ağırlaşınca tahliye edilir. 

Denli, gözleri görmeyen şekilde bir sedye üzerinde hastanenin bahçesine bırakılır. Türk devleti tarafından 6 aylığına tahliye edilen Denli ilk tedavilerini yaptıktan sonra altı ay dolmadan İngiltere’ye gelir. Siyasi iltica başvurusunda bulunan Denli’nin ilticası kısa bir sürede kabul edilir. Tedavisine devam eden Denli, aynı zamanda siyasi çalışmalarına burada da devam ediyor.