Yıl 2004… Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Türkiye’deki reformlar nedeni ile 2004’te "İzleme Sürecinden" çıkararak AB yolunda ilerlemesi için son engeli de kaldırmıştı. AKPM’nin bu kararı Türkiye AB ilişkilerini olumlu etkilemiş ve Türkiye 2005 yılında tam üyelik perspektifi ile AB katılım müzakerelerini başlatmıştı.

AKPM’nin Salı günü beklenen kararı aldı: Türkiye yeniden Avrupa Konseyi’nin siyasi, hukuki ve insan hakları alanında yeniden denetime alması anlamına geliyor. Bu AK üyesi bir ülke için elbette demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanında mutlak bir geriye gidişinde kanıtı olarak görmek gerek.

Avrupa Konseyi (AK) tarihinde ilk kez denetim süreçlerinden çıkarılan bir ülke yeniden denetim sürecine alınıyor.

15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ve son tartışmalı referandumla kabul edilen anayasa değişiklikleri Türkiye’yi, hızla demokrasiden ve hukukun üstünlüğü ilkesinden uzaklaştırdı. AK’nin kriterleri son derece açık. Başta AİHS olmak üzere Avrupa Konseyi’nin kabul ettiği bir çok uluslararası sözleşme ve protokolde Türkiye’nin de imzası var. Türkiye de demokrasi ve insan hakları alanlarında olup bitenlere AK daha fazla göz yumamazdı. Zira AK üyesi olup da halen denetim sürecinde olan ülkeler açısından da Türkiye’nin bu ayrıcalıklı konumu daha fazla devam edemezdi. Avrupa Konseyinin kriterleri ve ilkeleri bu uluslararası kurumun varlık nedenidir. Açıkçası Avrupa Konseyi üye ülkelerin ihlallerine daha fazla seyirci kalamazdı. Bu gerçeği en iyi bilen elbette AKP hükümetiydi. Türkiye’yi uluslararası alanda giderek zora sokacak ve yalnızlaştıracak bu kararın, elbette başka siyasi ve diplomatik sonuçlarda olacak.

AB Türkiye ilişkilerinin AKPM’nin izleme sürecini (denetim) kaldırmasıyla başlattığını unutmayalım. Brüksel’den gelen mesajlara bakılırsa AB Türkiye müzakere süreci alınan bu son kararla yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Brüksel buzlukta olan müzakere sürecini artık askıya almayı ve sonlandırmayı tartışıyor. AKPM’nin aldığı bu karar Türkiye AB ilişkisinin sonu olabilir. AB böyle bir karar alırsa özellikle ekonomide ciddi sonuçlar doğuracaktır. Bu da önümüzdeki dönem bir ekonomik kriz beklentisini tetikleyebilir.

Rotayı batıdan doğuya çeviren AKP’nin bu politikası orta ve uzun vadede Türkiye’ye maliyeti çok büyük olacaktır.