Saray ve sultanın uyguladığı tekçi, faşizan ve sömürgeci ulus devletçiliğe karşı Kürtler içinde öfke ve nefretin büyümesi yadırganamaz.Bunun sonuçları da oluyor ve Saray imha siyasetine devam ettiği sürece de olacaktır. 

Ancak Kürtler her fırsatta ortaya koydukları gibi Türk devlet sisteminin öfke ve nefret yaratan politikalarına karşın, daha fazla birlik, güven, eşitlik ve dayanışma duygusuyla doludur.

Kendi öz değerleri, öz örgütlülükleri, öz kültürlerine bağlıdır.

Bunun için mücadele eden Önderliğine, hareketine sevgisi, güveni, bağlılığı tamdır.

Sloganlarında, söylemlerinde, eylemlerinde, bayrak, flama ve pankartlarında bunu çok net ortaya koymaktadır.

Kürt halkı barışçıldır, dayatılan savaş kültürüne rağmen, halkların kardeşliğinden ve eşit-özgür temelde birliğinden yanadır. Estirilen şovenizme, milliyetçiliğe prim vermiyor. Bu da halklarımızın birliğini ve barışını getirecektir. Kendisine başarı ve özgürlüğün kapılarını aralayacak olanın dayanışma ve birlik duygusu olduğunu tereddütsüz kabul etmektedir. 

Eşitlik, özgürlük, demokrasi talebine Önderliği ve Özgürlük Hareketi'nin öncülüğünde bilinçli, örgütlü, demokratik-barışçıl ama öz savunmasını geliştiren bir yürüyüşle ulaşacağına emindir.

Toplumsal yaşamını ve geleceğini, demokratik özerk sistemini geliştirerek güvence altına alacağının her zamankinden daha fazla bilincindedir. Bunun Türkiye’nin demokratikleşmesi demek olduğunu da bilmektedir

Sarayın ve sultanın saldırganlığı karşısında asla diz çökmeyeceğini milyonlarla ortaya koymaktadır 

Bu süreçte inkar ve imha rejimine karşı en etkili tutumun birliği, örgütlülüğü ve direnişi geliştirmek olduğu her Kürt bireyinin en fazla bilincine vardığı husustur. Demokratik özerk sistemini geliştirerek, bunun için öz bilincini ve öz örgütlülüğünü büyüterek karşılık vermekten asla geri durmayacaktır. 

Türkiye’de gerçek demokrasinin hangi dinamiklerle, nasıl bir proje ve nasıl bir yaklaşım dahilinde yaratılabileceği her zamankinden daha nettir. Bunun Türkiye cephesinden giderek daha iyi anlaşıldığı, Türkiye halkında kardeşlik ve dayanışma duygularını tetiklediği son seçimlerle ortaya çıkmıştır.

Halklarımız arasındaki kardeşleşmenin ve dayanışmanın geç kalmış bile olsa bu görkemli dışa vurumu iyi okunduğunda ve gerekleri asgari düzeyde yerine getirildiğinde geleceğimiz açısından büyük umutları işaret etmektedir.

Ezilen emekçi halkların en az egemenleri kadar birlik oluşturma, ittifak geliştirme ve gücünü birleştirme yeteneğini sergilemesi başarı için zorunludur ve bu noktada öncülük misyonunu yüklenenlerin buna uygun bir vizyonla hareket etmeleri hayati önemdedir.

Değerlerimize bağlılığımızdan ve gelecek düşümüzden aldığımız güçle faşizme karşı birleşmenin, kararlı, kitlesel, örgütlü direnişi geliştirmenin çabası, içinden geçtiğimiz bu süreçte tarihsel önemdedir.

Yönetenlerin yönetemez olduğu, yönetilenlerin yönetilmek istemediği, egemenlerin birlik ve ittifaklarının çözüldüğü bu devrimsel süreci değerlendirme gücünü gösterememek hepimizi tarih karşısında suçlu konumuna düşürecektir.

Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'ın, önerdiği demokratik ulus çözümü halklarımız adına bu sürece dayatılacak en devrimci hamledir.

Halklarımızın kendi demokrasi projelerini hayata geçirebilmeleri, kendi özgürlükçü çözümlerini geliştirebilmeleri için; farklılıkların zenginlik olarak değerlendirileceği, çoğulculuğun ve katılımcılığın esas alınacağı, şeffaflığın ve halkın denetimine açıklığın önde tutulacağı, ortak aklımızdan beslenecek demokratik ulus çözümü esastır. Bu çözüm aynı zamanda sevgiye, emeğe, özgürlüğe, eşitliğe, dayanışmaya ve halkların kardeşliğine bağlılığımızın somutlaştığı ve sonuç aldığı zemin olacaktır.

Saray'ın ve Sultan'ın imha konsepti çökmeye mahkumdur.

Halklarımızın direnişiyle büyüyen demokrasi ve barış konsepti kazanacaktır. Ve Türkiye aradığı kalıcı barışını, özgürlük ve demokrasisini demokratik ulus çözümüyle bulacaktır