Geçen hafta dolardaki yükselişin insanların hayatını nasıl etkileyeceğini ve gelişmelerin böyle devam etmesi halinde Dolar/TL paritesinin 3 TL eşiğini aşacağını söylemiştik.

Bu sadece basit bir rakamsal saptama değil; aynı zamanda önemli sosyal ve siyasal sonuçları olacak bir durumu da işaret etmekteydi. 

Şöyle ki, küresel ekonomi uluslararası ölçekte üretim ve tüketim süreçlerini birbirine benzetirken aynı zamanda fiyatları da insanların alım gücünden bağımsız olarak eşitlemektedir.

Yani sizin ne kazandığınızdan bağımsız olarak; dünyanın hemen hemen bütün bölgelerinde; başta enerji, üretimde kullanılan ara mallar, sağlık malzemeleri olmak üzere temel üretim girdilerini dolar olarak ve bunları üreten tekellerin belirlediği fiyattan temin etmek durumundasınız.

Yukarda saydığımız ürünleri dışardan ithal ettiğiniz için ayrıca ülkeye girdiklerinde ödemek zorunda olduğunuz vergileri de eklediğinizde bu malları temin etmek için ödemeniz gereken fiyat daha da artacaktır.

Ayrıca; söz konusu ürünler ileri teknoloji gerektiren, yatırım maliyetleri yüksek ürünler oldukları için; üretici tekeller tarafından belirlenen fiyatı ödemek zorunda kalırsınız. 

Neredeyse tükettiğimiz her şeyde enerjiyi kullanıldığı, her türlü üretimde kaçınılmaz olarak kullanmak zorunda olduğumuz kimya endüstrisinin ürünlerini uluslararası piyasalardan dolarla temin ettiğimiz için dolardaki artış hepimizin hayatını doğrudan etkileyecektir.

Dolardaki yükseliş, bir sebepten birikimlerini dolarla yapmış insanları sevindiren; bu ülkeye, Tayyip Erdoğan’a Davutoğlu’na inanıp Türkiye içinde yatırım yapmış, elinde TL tutmuş insanları üzen bir olay olmanın çok ötesinde sosyal ve siyasal sonuçları olacak bir durumdur. 

Türkiye ekonomisi iyi yönetilemediği için "TL" son altı ayda yaklaşık olarak yüzde otuz civarında değer kaybetti. Dünyada yaşanan gelişmelerin de bunda payı muhakkak var. Ancak Türkiye’de yaşanan yönetememe krizi de dünyada yaşananlara eklenince ortaya çıkan tablo oldukça rahatsız edici olmuş, Türkiye ekonomisi telafisi oldukça zor kalıcı hasar almıştır! 


Kim ne kadar etkilenecek?

Biraz da bu gelişmelerin toplumun farklı kesimleri açısından yarattığı sonuçlara bakmakta fayda var: "Bütün bu gelişmelerden birkaç spekülatör hariç toplumun tamamı oldukça kötü etkilenecek. İşin açıkçası başlangıç itibari ile bütün toplum kesimleri yaklaşık yüzde 30 yoksullaştılar." 

Ancak buna bir vade sonra çeşitli toplumsal kesimler ellerinde var olan olanaklarla kapasitelerine göre farklı tepki verme yoluna gideceklerdir. 

İlk olarak Sermaye çevreleri eğer çok büyük bir yanlış yapmamış, dolarla borçlanmamışlarsa ilk fırsatta fiyatlarını yeni duruma düzenleme yoluna gidecekler; bütün bu olumsuz gelişmelerin yükünü ürünlerine zam yaparak tüketiciye yansıtmaya çalışacaklardır.

Olan büyük ölçüde yine yoksul halk kesimlerine olacaktır. Ücretli insanların sermaye çevreleri gibi hızla yeni duruma adapte olma olanağı olmadığı için bütün bu olumsuz gelişmelerin yükü bu ülkenin yoksul insanlarının sırtına binecektir. Sermaye fiyat ayarlamaları yoluyla bu türden krizleri daha kolay atlatma yoluna giderken; aynı şey ücretli kesimler için söz konusu değildir. Her defasında işvereni toplu pazarlık zeminine çekemeyeceği için bir sonraki toplu pazarlık dönemine kadar bu türden olumsuz gelişmeler en fazla ücretli kesimleri etkileyecektir.

Sarı sendikacılık; sendikacılık yapma faaliyetini iki yılda bir toplu pazarlık yapmaya indirgediği için toplumun ücretli kesimlerini bu türden krizlerden koruma şansına sahip değildir. 

Sarı sendikacılık, enflasyon, devalüasyon benzeri, toplumda ücret/fiyat dengesini tümden bozan gelişmelere karşı duyarsız davranmaktadır. Kimi iyi niyetli olanları ise yasal mevzuat ve işverenin tehditleri nedeniyle gelişmeleri çaresizce izlemektedirler… 

Tam da bu noktada HDP devreye girmelidir! Nasıl ki; Kürtlerin, Arapların, Ermenilerin, kadınların, Alevilerin, Ezîdîlerin özgürlük talebinin siyasal temsilciliğini bütün engellemelere rağmen başarı ile yapıyorsa; aynı şeyi mücadeleyi bir adım daha öteye götürerek toplumun tüm yoksulları için de yapmalıdır…

Daha iyi yaşam, daha iyi eğitim, insanca ücret, her inançtan, etnik kökenden insanın enflasyon/devalüasyon gibi toplumsal dengeleri bütünüyle alt üst eden gelişmelere karşı korunması HDP programının ve mücadelesinin bir parçası haline getirilmelidir.