Kara listede İran ve Kuzey Kore bulunuyor. FATF’ın açıkladığı gri liste ise şu ülkelerden oluşuyor: Küba, Bolivya, Etiyopya, Gana, Endonezya, Kenya, Myanmar, Nijerya, Pakistan, Sao Tome ve Principe, Sri Lanka, Suriye, Tanzanya, Tayland, Türkiye.
Türk Merkez Bankası’nın açıkladığı Ocak-Haziran ödemeler dengesi rakamlarının net hata ve noksan kaleminde 9 milyar 772 milyon Dolar kaynağı belirsiz para girişi yaşandığı açıklanmıştı.
Türkiye’de geçen yıl aynı dönemde bu kalemde 56 milyon Dolar’lık giriş gözlenmişti. Ödemeler dengesinde nereden geldği ya da nereye gittiği tam olarak ayırt edilemeyen girişin yer aldığı kalem olarak ifade edilen net hata ve noksan kaleminde 2011 yılı Ocak ayında 1 milyar 604 milyon Dolar, Şubat ayında 1 milyar 278 milyon Dolar, Mart ayında 579 milyon Dolar giriş yaşanırken, Nisan’da 438 milyon Dolar’lık çıkış gerçekleşmişti. Mayısta net hata ve noksan kaleminde giriş yapan kaynağı belirsiz para 4 milyar 556 milyon Dolara ulaşmıştı.
Bu giriş, şimdiye kadar tek ayda oluşmuş en büyük net hata ve noksan girişi olarak dikkat çekiyor. Açıklanan verilere göre Haziran ayında 2 milyar 193 milyon Dolar kaynağı belirsiz giriş yaşanmıştı.
Öte yandan 2009’da 5 milyar 68 milyon Dolar olan döviz fazlası, geçen yıl 4 milyar 328 milyon Dolar olarak gerçekleşti.
 
Milyarlarca yeşil sermaye girdi
Middle East Quarterly’de, Michael Rubin imzalı makalede dile getirilen iddialar da AKP’nin kara para alışkanlığının uzun yıllara dayandığını göstermesi açısından önemli.
Rubin şunları belirtiyor: “Erdoğan’ın partisinin kendini finanse etmesi de bazı üzücü ve karmaşık ilişkilerle oldu. Türkiye, ‘Yeşil Sermaye’nin, zengin İslami işadamları grubunun etkisi altına girdi. Erdoğan, Türkiye’yi AB’ye sokmak için elinden geleni yaparken diğer yandan da imam hatip liselilerin üniversitelere girmeleri altyapıyı oluşturuyor. Daha sonra anti Amerikan söylemleri oluştu. AKP döneminde Türkiye refah sürecine girdi. Reformlar yaptı. Ancak reformlar için bulduğu paranın kaynağı belirsiz. TL’den altı sıfır atılması da ‘kozmetik’ bir reformdu. Kombassan’ın büyümesinde siyaset etkili oldu. Erdoğan’ın da bir zamanlar içinde bulunduğu Refah Partisi’nden destek aldı.
CHP lideri Kılıçdaroğlu hükümeti İslami ekonomi oluşturmaya çalışmakla eleştirdi. Erdoğan sessiz kaldı. Belki de bunun nedeni kendisinin de yeşil sermayeye yatırım yapmasıydı. Yeşil sermaye Türkiye’ye kısa vadeli olarak giriyor. İslami partileri destekleyerek laik geleneği parçalıyor. İslami sermayenin yayılışı AKP ile bağlantılı bir şekilde arttı. AKP yeşil sermayenin merkezi durumunda. Türk ekonomistlere göre Türkiye’ye giren yeşil sermaye, 6 ila 12 milyar Dolar arasında. Bu paralar bavullarla giriyor. Türkiye’de bankalar, paranın kaynağını sormuyor.“

İsviçre’nin yerini mi alıyor?
Uzunca bir süredir Almanya, ABD ile İsviçre arasında sırdaş hesaplara yatırılan kara para konusunda yaşanan tartışmalar, kara paranın yeni ülkeler arayışını hızlandırdı. Bazı ülkeler de fırsattan yararlanmak, kara parayı kendi bankalarına çekmek için önemli girişimlerde bulundu. Türkiye bu fırsattan yararlanmak isteyen ve kara para merkezi olma niyeti taşıyan ülkeler arasında gösteriliyor. Nitekim Alman Focus dergisi de yaptığı bir haberde, Türkiye’yi kara paranın yeni adresi olarak gösterdi.
Derginin yazdığına göre, İsviçre nin Alman kara paracılar için güvenli bir liman olmaktan çıkmaya başlamasından sonra iki ülkenin ismi öne çıkmış: Türkiye ve Singapur.
Türkiye, yakın olduğu için en çok tercih edilen ülke olmaya başlamış. Dergide, 3 milyon Euro’sunu İsviçre’den İstanbul’daki X Bankasına aktaran 53 yaşındaki Alman’ın hikayesi anlatılıyor. Haberde 3 milyon Euro’yu gören Türk bankasının müşterisine nasıl da iyi davrandğı, hizmette kusur etmediği anlatılıyor. Münihli Vergi Avukatı Jan Olaf Liesner de Türkiye’nin Alman zenginlerini memnun etmek için her yolu denediğini söylüyor.
Focus’un yazdığına göre son aylarda bu şekilde tam 50 milyon Euro, İsviçre’den ara hesaplar kullanılarak Türkiye bankalarına aktarılmış. Hesapların, tıpkı İsviçre’de olduğu gibi gizli tutulması konusunda Türkiye kara paracılara güvence vermiş.
Türkiye’nin kara para için yeni bir İsviçre olmak için attığı adımlardan sonuç almasında, ekonomideki büyüme ve bankaların her tür para biriminde kolay bir şekilde işlem yapması  gösteriliyor.
İsviçre’den kaçan paraların Türkiye’ye gideceğini tahmin eden Almanya Maliye Bakanı geçen yıl benzer bir anlaşmayı Türkiye ile de yapmıştı. Ancak, Alman vergi denetçilerinin Türkiye’ye götürülen kara paranın izine rastlamasının İsviçre deki gibi kolay olmayacağı öngörülüyor.

Helal değil kara para
İslami motiflerle iktidarda kalan ve ekonomisiyle övünen Erdoğan hükümetinin helal değil kara para ile iktidarını sürdürmesi, uluslararası kara paraya yataklık yapma suçu işlemesi önümüzdeki dönemde Türkiye’yi bu alanda da uluslararası çevrelerin hedefi haline getireceğe benziyor.
İhtiyaç duyulan sıcak para nedeniyle AKP hükümetinin, bu nedenlerle Türkiye’yi kara paranın yeni başkenti yapma niyetinde olduğunu gösteriyor. Ancak, bu durum Türkiye’nin başına yeni işler açacaktır. Bugün, Almanya ile İsviçre arasında yaşanan gerilimin bir benzerinin önümüzdeki dönem Almanya ile Türkiye arasında yaşanması kuvvetli bir ihtimal.


ALİ ÖZŞERİK