Konuya dair açıklamada bulunan avukat Mahmut Ertaş, “Herhangi bir sağlıklı insan aklı, ilk değerlendirmede bile ortadaki çelişkiyi görebilir” dedi.


2012’den beri Alman vatandaşı

Abdülhalim Ay, Halkın Emek Partisi döneminden itibaren siyasal mücadelesini sürdüren bir Kürdistanlı. Ay, 1992’nin Mart ayında, demokratik siyasal mücadelesi gerekçe gösterilerek tutuklandı; 17 ay hapis yattı. Ay, bu dönemde yoğun işkencelere de maruz kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra 1994’te evlenen Ay, baskılar sona ermeyince, 1996’da eşiyle birlikte yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Kendisine yönelik baskı ve işkenceleri belgeleyerek Almanya’dan iltica hakkı elde eden Ay, 2003’teki başvurusunun sonuçlanmasıyla 2012’de ise Almanya vatandaşlığına geçti.

Kentten çıkışı yasaklandı

Almanya’ya gelmesinden itibaren farklı gerekçelerle altı kez İtalya’ya seyahat eden Ay, tatil amacıyla eşi ve iki çocuğuyla beraber yaptığı son seyahatinde Interpol polisleri tarafından gözaltına alındı. Ülkenin Caorle Eyaleti’ne bağlı Porto Santa Margherita kentinde, 11 Ağustos’ta, polis tarafından alıkonulan Ay’a, Türkiye’deki İskenderun Savcılığı’nın başvurusuyla çıkarılan “kırmızı bültenle arama kararı” gereğince gözaltına alındığı bildirildi. Ardından cezaevine konulan Ay, durumu protesto etmek için açlık grevine girdi. Bunun üzerine yetkililer, Ay’ı cezaevinden çıkararak adli kontrole tabi tutmaya başladı. Ay’a yetkili birimlere periyodik imza verme zorunluluğu getirildi; Porto Santa Margherita kentinin dışına çıkması ise yasaklandı. Ay, eşi ve iki çocuğuyla birlikte halen kentte kalmak zorunda kalıyor.

‘Uluslararası anlaşmalar gereği’ymiş

Yaşadıklarıyla ilgili gazetemize bilgi veren Abdülhalim Ay, hakkında Interpol araması çıkarılmasına neden olan davanın, ilticasına kaynaklık eden dava olduğunu belirterek, şunları söyledi: “İtalya’ya tatil için geldim. Deniz kenarındaydım. Eşim aradı ve Interpol polisleriyle İtalyan sivil polislerinin beni aradığını söyledi. Gittim, başıma bunlar geldi. Almanya Konsolosluğu’nu aradık, devreye girdiler; ama buna rağmen beni cezaevine koydular. Tercüman, avukat ve aile görüşü ile Almanya Konsolosluğu’ndan biriyle görüşmek istedim ama mahkemeye kadar kimseyle görüşemeyeceğimi söylediler. Mahkemenin çıkması 30-40 gün alabilirdi. Ben de açlık grevine başladım. Ancak ondan sonra süreci hızlandırdılar. 14 Ağustos’ta mahkemeye çıktım. Hakim, Avrupa’da hiçbir suçum olmadığını ama uluslararası anlaşma kuralları gereğince tutuklandığımı söyledi. Serbest bıraktı; ama kentten çıkışımı yasakladı, imza zorunluluğu getirdi.”

35 bin kişi için emsal olabilir

Kendisiyle aynı durumda bulunan 35 bin Türkiyeli bulunduğunu söyleyen Ay, “Serbest bırakılırsam da Avrupa’daki aynı durumdaki diğer Kürtlerin dosyaları için de emsal olacak” dedi.
İskenderun Cumhuriyet Savcılığı’nın hakkında Interpol araması çıkarmasına neden olan davanın Avrupa’da iltica hakkı kazanmasını sağlayan dava olduğuna dikkat çeken Ay, çocuklarıyla birlikte küçük bir kentte mahsur kaldıklarını belirterek, mağduriyetinin bir an önce giderilmesi gerektiğini kaydetti.

‘Normal değil’
Konuya dair görüşüne başvurduğumuz avukat Mahmut Ertaş ise, Interpol kararındaki çelişkiye dikkat çekerek şunları söyledi: “Almanya, bir Avrupa devleti olarak vatandaşlık hakkı vermişse, umumi hayatla ilgili herhangi bir sorunu olup olmadığını da zaten incelemiştir. Gerek Bundesamt, gerekse de Anayasayı Koruma Örgütü, hakkında kapsamlı araştırmalar yapmış; karara varmıştır. Eğer Interpol araması, Avrupa’ya iltica ettikten sonra üçüncü bir ülkede işlediği bir suçla ilgili çıkarılmış olsa, anlaşılabilir. Ama bir siyasi ilticacının kaçtığı bir devlet tarafından gıyabında çıkarılan tutuklama kararından dolayı mağdur edilmesi kesinlikle normal değil. Zaten zulüm gördüğü için o ülkeden kaçmış gelmiş. Ya ilticasını umursamazsınız, gerekçesiz bulursunuz; ya da eğer kabul etmişseniz, onu kaçtığı ülkenin kararlarına karşı korursunuz.”
Ay’ın durumu, 22 Ağustos’ta netlik kazanacak. Ya serbest bırakılacak; ya da en az 30-40 gün daha Porto Santa Margherita kentinde kalması gerekecek.


OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ