
Ortadoğu uzmanı Mustafa Peköz ile gazeteci-yazar Fehim Taştekin, ABD'nin ardından Rusya'nın da sahaya inmesiyle Suriye'de değişen güç dengesine dair Dicle Haber Ajansı'na (DİHA) değerlendirmelerde bulundu.
Ortadoğu uzmanı Dr. Mustafa Peköz, Rusya'nın askeri güç gönderdiği ve Kürtlerin DAİŞ'in dünya ile tek bağlantısı olan Cerablus'a müdahalesinin gündemde olduğu Suriye'de değişen yeni güç ilişkilerde artık ABD merkezli politikalar yerine Rusya-İran merkezli politikaların kabul gördüğünü belirtti. "Suriye'deki iç politik dengeler de değişmeye başladı" diyen Peköz, şu değerlendirmelerde bulundu: "Uluslar arası ve bölgesel güçler Esad olmaksızın kalıcı bir çözümün olmayacağını anlayarak anlaşma eğilimine girdiler. Suriye denkleminde çok yönlü değişmeler, askeri ve politik içerikli çözümler iç içe geçerek gelişecektir. Önümüzdeki aylar çok olağanüstü gelişmeler olmazsa Suriye'de sorunların çözümünde önemli adımlar atılmış olacak."
Türkiye hesaba katılmıyor
Ancak Ortadoğu uzmanına göre Türkiye tüm bu denklemin dışında bırakıldı. "Türkiye, sadece Suriye'ye sınır ülke olarak, 2 milyona yakın zorunlu göçmeni barındırması nedeniyle hesaba katılıyor" diyen Peköz, şöyle devam etti: "Bunun dışında Türkiye'nin bölgesel politikaları belirlemede herhangi bir rolü bulunmuyor, bulunmayacak da. Suriye'de radikal İslamcı örgütleri çok aktif olarak destekleyen Türkiye'nin ne söylediğini doğrusu pek kimse hesaba katmıyor." Mustafa Peköz, Erdoğan'ın Obama'nın kendisiyle görüşmeyi reddetmesi nedeniyle BM Genel Kurulu'na katılmadığını da ekledi.
ABD de Rusya da Kürtleri destekliyor
Pozisyonları farklı olsa da Rusya ve ABD'nin Kürtlerin Suriye'deki rolü konusunda hemfikir olduklarının altını çizen Peköz, YPG güçlerinin Cerablus'a olası bir müdahalesinin DAİŞ'in stratejik olarak yenilmesiyle sonuçlanabileceğini söyledi.
YPG'siz başarısız olacaklarının farkındalar
YPG güçleri olmadan ABD ve Rusya'nın bölgede başarılı olamayacaklarını bildiklerine dikkat çeken Peköz, "Cerablus alınmadan da DAİŞ'in stratejik yenilgisini sağlanamaz. Bu bakımdan ABD, Türkiye'nin hassasiyetlerini, kırmızı çizgilerini ve taleplerini yok hükmünde sayarak YPG ile Cerablus'ta DAİŞ'e yönelik kapsamlı bir askeri hareket yapacaktır. Cerablus'un kontrol altına alınması, Rakka'ya yönelik operasyonlar için çok daha ciddi olanaklar yaratacağı gibi DAİŞ'in yenilgisinin en stratejik halkasını oluşturacaktır" dedi.
Kürtleri istemeyen tek güç Türkiye'dir
Peköz, ABD, AB, Rusya, İran ve hatta Suudi Arabistan'ın dahi Suriye'deki politik denklemde PYD olmaksızın herhangi bir çözümün olmayacağını kabul ettiklerini buna Şam yönetiminin de dahil olduğunun altını çizdi. "PYD'nin Suriye'deki stratejik konumunu kabul etmek istemeyen tek güç Türkiye'dir" diyen Peköz, "Ancak Erdoğan'ın, 'PYD ve YPG bunların hepsi terör örgütüdür' söyleminin ABD ve Rusya'da hiçbir politik karşılığının olmadığı Putin ve Obama'nın BM Genel Kurulu'ndaki konuşmalarında çok net olarak ortaya çıktı" tespitinde bulundu.
Cerablus operasyonunu Erdoğan engelliyor
Gazeteci-yazar Fehim Taştekin'e göre ise DAİŞ'e Cerablus'ta vurulacak olası bir darbeyi Türkiye engelliyor. Taştekin, "Türkiye, Kürtlerin öz yönetim deneyimlerini önlemek ve geriletmek istiyor. Bu yüzden de Cerablus'a özel bir önem veriyor" dedi. Ancak Taştekin'e göre ABD'nin devreye girmesi durumunda YPG'nin Cerablus'u alması işten bile değil. Taştekin bu konuda şunları söyledi: "Eğer ABD burada Kürtlere destek sunarsa ve harekata yeşil ışık yakarsa sanırım YPG güçleri kısa sürede Cerablus'u ele geçirebilirler. Halihazırda YPG güçlerinin bir takım yoklama operasyonları da var."
Zira Cerablus'un alınmasıyla DAİŞ'in Türkiye ile bağlantısına önemli bir darbe vurulmuş ve çete örgütün ikmal yolu da tamamen kapatılmış olunacak.
Üçüncü yol stratejisi Kürtlere büyük avantaj yarattı
Rojava Kürtleri'nin çok stratejik bir tercihte bulunarak kendi bölgelerinde oluşturdukları özerklik hareketinin uluslararası alanda kabul gördüğü bir süreçle karşı karşıya olduğunun altını çizen Taştekin, Kürtleri "DAİŞ'e karşı yükselen değer" olarak tanımladı. Taştekin, Kürtlerin "üçüncü yol" stratejisiyle ve DAİŞ'e karşı mücadelesiyle bölgede önemli bir avantaj yakaladığını belirterek, gerek ABD'nin, gerek Rusya'nın gerekse de Şam yönetiminin Kürtlerin taleplerini ilerde müzakere etmek durumunda kalacaklarını belirtti.
Türkiye eni sonu geri vites atacak
Türkiye'nin dış politikasını iç siyasete endekslemesinden dolayı harekat alanını daralttığını ve yeni koşullara adapte olamadığını dile getiren Taştekin, bunun ise Erdoğan ve Davutoğlu'nun saplantılarıyla alakalı olduğunun altını çizdi. Ancak deneyimli gazeteci Türkiye'nin eninde sonunda Suriye politikasını değiştirmek zorunda olduğuna dikkat çekerek "Türkiye ne kadar bağırırsa bağırsın. Esad'a karşı ne kadar yüksek tonda eski çıkışlarını sürdürürse sürdürsün eninde sonunda uluslar arası aktörlerin ve ortaklarının geldiği yere gelecek" dedi.
Türkiye mülteci baskısı oluşturma gayesinde
Taştekin, son dönemde Suriyeli göçmenlerin Avrupa'ya akın etmesinde Türkiye'nin de payı olduğunu söyledi. Türkiye'nin mültecileri Avrupa'ya karşı koz olarak kullanmaya çalıştığını dile getiren Taştekin, "Türkiye 'tampon bölge'yi kabul ettiremedi ama Avrupa'ya mülteci baskısını kullanarak burada fiilen mülteciler üzerinden bir güvenli bölge yaratma peşinde şu anda. Bunun pazarlıklarını yapıyor" dedi.
Suriye'de yeni dengeler oluştu
Suriye'de son bir yıl içerisinde iki dinamiğin devreye girdiğini kaydeden Taştekin, birincisinin ABD'nin DAİŞ'e karşı Kürtlerle yaptığı işbirliği, ikincisinin ise Rusya'nın Ağustos ayından itibaren sahaya inmesi ile oluşan yeni dengeler olduğunu söyledi.
Bu dengelerin birçok uluslar arası aktörü de etkilediğini kaydeden Taştekin, "Özellikle Suriye konusunda 4,5 yıldır rejim değiştirme amacıyla yola çıkmış olan ve bir dönem 'Suriye'nin dostları' olarak nitelendirilen uluslar arası koalisyonun bütün ayarlarını bozan bir etki yarattı" dedi.
Rusya'nın artık caydırıcı askeri gücü ile sahada konuşacağını belirten Taştekin, "Rusya'nın Suriye'deki çıkışı önemli ve belirleyicidir" dedi. Gazeteci-yazar, "Rusya'nın son hamlesiyle İran ve Şam yönetimini de masaya oturma şansı elde ettiler" diye konuştu.
Putin Kürtlere olumlu sinyal verdi
Putin’in BM Genel Kurul'undaki konuşmasında sarf ettiği "Şam yönetimi ve Kürtler dışında kimse DAİŞ’le savaşmıyor" sözlerine atıfta bulunan Taştekin, "Putin konuşmasında Kürtlerin buradaki haklarını teslim etti. Bu ileriye dönük bir sinyaldir. Zaten PYD'yi defalarca Moskova'ya davet etti ve ağırladı. Buradan hareketle Kürtler iki güç (ABD ve Rusya) arasında bir denge oluşturmak durumunda kalacaklar" dedi.
HABER MERKEZİ