Çoğunluğunu Afgan, Suriye ve çeşitli Afrika ülkelerinden gelenlerin oluşturduğu binlerce sığınmacı ve göçmen, günlerdir Yunanistan sınır kapısında. Türkiye’nin Yunanistan’a açılan kapısı Pazarkule’de çoğunluğu Afgan olmak üzere Pakistanlı, Tunuslu, Cezayirli ve az sayıda Suriyeli sığınmacılar bulunuyor. Sınırlarda bekleyen mültecilerin amacı ise Yunanistan ve Bulgaristan sınırından Avrupa’ya ulaşmak. Bu mültecileri Türkiye başından def ediyor, Yunanistan ise sınırına yaklaşana gazlı müdahalede bulunuyor. Avrupa için Türkiye şimdilerde kötü polis, Yunanistan ise iyi polis. Yunanistan’ı AB’nin kalkanı olarak ilan ettiler. Yunanistan’ın sınırlarını açmayıp sert müdahelelerle göçmenleri ülkesine almamasının karşılığında AB, 700 milyon Euro bağışında bulundu. Bunun yarısı sınırlarda göçmenlerin geçişini engellemek için inşa edilecek yapılandırılmaya ayrılacak. 350 yunan polisi hem karada hem denizde tetikte bulunacak, 100 tanesi de sınır kapılarında görev alacak. AB’nin sınır kontrolü için tedarik ettiği helikopterleri ve deniz altı ve üstü botları da unutmamak lazım.

İşin trajik tarafı Türk devleti ve medyası Yunanistan’ın göçmenlere yönelik kötü davranışlarını gündeme taşımaya çalışmaları. Yunan askeri tarafından 3 göçmenin öldürdüğünü sürekli gündemde tutma çabaları.

Türkiye göre Sınıra göndermek insancıl bir tavır da sınırdan geçirilmemek insanlığa aykırı bir tutum!

Avrupa’ya geçme hayaliyle Türk sınırlarında yaşamıyorlar, düpedüz insanlık savaşı veriyorlar. Türkiye’nin Avrupa’ya karşı silah olarak kullandıkları göçmenlerin yerel halk tarafından hor görülmesi, çeşitli sözlerle para karşılığında kandırılması da Türkiye’nin büyük ayıbı.

Göçmenliğin her coğrafya da zor olduğu bir gerçeklikken Türkiye’de göçmen ya da mülteci olman ne acı bir durumdur. Her bir gün travma olarak kalmış hafızalarında. Hiçbirinin özünde Türkiye gibi bir ülkede yaşama hayali yok aslında. Hepsi için Türkiye bir geçiş güzergahı. Kendi azınlığına, ezilenine, işçisine acıması olmayan bir devlet ideolojisinin ve bu ideolojinin gölgesinde nefes alan Türk vatandaşlarının, ülkelerinde yaşama şansı olmayıp Türkiye’de bir süre kalmak zorunda kalanlara yönelik ırkçı tavır ve davranışlarına insan çok hayıflanıyor ama şaşırmıyor. Türkiye’de bir süre kalıp Avrupa’ya bir şekilde ulaşmış mülteciler, Türkiye’deki deneyimlerinden esef içinde bahsediyorlar. Komşunun hor bakışları, her şeyi fahiş fiyata almaları, kendilerine ev ve iş verilmemeleri, çalışmalarına rağmen maaşlarını alamamaları.