Bu sorunun yanıtını doğru bir biçimde vermek zor. Sadece son bir yılda yaşananlara bakılırsa pozitif bir sonuç çıkarmak mümkün değil. Sembolik bir kaç olaya bakıp, gidişatı değerlenderince karşımıza oldukça karanlık ve aynı zamanda ürkütücü bir tablo çıkıyor.

Tayyip Erdoğan’ın rutin muhtarlar görüşmesinden sonra, kaymakamları da toplayıp benzer bir görüşme yapıp onlara “mevzuatlara uymayın” emrini vermesi de üzerinde durulması gereken bir konu. Bu toplantılarla, çok iddialı oldukları yeni anayasanın nasıl bir şey olacağını da göstermiş oldu. Ne yasası ne de anayasası var. Bir tek kişi “yönetim” olacak demek…

“Türkiye’de parlamenter sistem miadını doldurmuştur” dedi Erdoğan. Olmayan bir şey nasıl miadını doldurur anlamak zor. TC kurulduğundan beri parlamento MGK’nın aldığı kararları uygulayan sivil “seçilmişler”den oluşmuş bir kurumdu. MGK o kadar tartışılmaz bir yapı ki, kendi yargısı bile ayrı. Bilinen parlamenter sitemlerde bir yargı vardır. Yerli ve Türk tipi olan parlamenter sistem bile Erdoğan’a bol ve fazlalık geliyor ve miadı dolmuş oluyor.

Bir de “İki kaptan bir arada olmaz” dedi. Yürütmeyi de asgariye indirdi. Anlaşılan yürütme, yasama ve yargı tek bir kişinin elinde olacak. Artık kurumlar yok. Bu yeni Türk tipi milli ve sünni anayasanın içeriği olacak.

Oysa bu tip yönetim örnekleri ne kadar çoktu Ortadoğu’da, kuzey Afrika kıtasında hatta Avrupa’da. Saddam, Kadaffi, Mubarek, Erdoğan’ın düşündüğü gibi bir sitem kurmuşlardı. Kimse Erdoğan’a onların sonunu hatırlatmıyor herhalde. 

Geçenler de gazeteci arkadaşımız Ferda Çetin haklı olarak Erdoğan’ı Miloseviç’e benzetmişti. Anlaşılan kimse ona Miloseviç’in sonunu da hatırlatmıyor.

Erdoğan ve çevresinin anlamadığı Saddam, Mubarek, Miloseviç yalnızca kendi halklarına dar geldikleri için gitmediler. Çevre halklar ve dünya siyaseti de onları sindiremedi. El birliği ile gittiler, gönderildiler. 

Sanıyorlar ki NATO üyesi olmak, ya da NATO’nun ikinci güçlü ordusuna sahip olmak, aynı kaderi paylaşmalarına engeldir. Oysa NATO’nun da kaderi belli değil. Rusya ile Amerika birçok konu da anlaşabilirlerse sizce NATO gibi bir oluşuma gerek var mı? İran Cumhurbaşkanı Ruhani Avrupa başkentlerinde el üstünde dolaştırılıyor…. Üstelik NATO’dan atılmak Amerika’nın bir işaretine bağlı. 

Üstelik de bu ikinci güçlü ordu Amed’de Sur sokaklarına girdi. 60 gündür çıkamıyor. Sur’un çevresi toplam 5 kilometre. İkinci güçlü ordu 5 km’lik bir alanda 60 gündür çıkamıyor. Cizre’de Cudi mahallesinde 28 genci ablukaya aldı ve tek tek ölmelerini bekliyor. Kim inanır artık NATO’nun ikinci gücüne.

Avrupa mentalitesinin en büyük özelliği, gözden çıkardığını bir bataklığa itekler ve seyreder. Başarsan da başaramasan da artık bataklıktasın. Sonuç değişmez, başarabilirsen sadece biraz daha uzun yaşarsın ama bataklıkta… Tıpkı oğul Esad gibi…

İkinci güçlü orduyu bataklıktan çıkarabilecek tek güç Kürtlerdi… Ancak Cudi mahallesindeki her ölüm bu ihtimali de azaltıyor… Hatta sıfırlıyor…