Türkiye yeni bir genel seçim ortamına girmiş durumda. Bu seçim sürecinde en ilginç tartışma ve durum ise HDP’nin parti amblemi altında seçime girmesidir. Her partinin en normal tutumu olan kendi amblemiyle seçime girme konusu HDP söz konusu olunca AKP ve CHP’nin derdi haline gelmiş. Ne AKP ne de CHP, HDP’nin parti olarak seçime girmesini istiyor. AKP, eğer HDP barajı aşarsa seçim oyununun ve siyasi hesaplarının bozulacağı korkusunu yaşıyor. CHP de HDP barajı aşmazsa milletvekilleri AKP'ye kayar gerekçesiyle HDP’nin parti amblemiyle seçime girmesine karşı çıkıyor. Hatta kendi karşı çıkışını gerekçelendirmek ve HDP’yi töhmet altında tutmak için HDP AKP ile anlaşmış gibi saçma, yalan ve iftira olan bir söylemi ortaya atmış bulunuyor.
Tabii ne AKP ne CHP, HDP cephesinden hatta Türkiye'nin demokratik geleceği açısından soruna bakmıyor; biri sadece iktidarını düşünüyor, diğeri de tek muhalefet olarak kalmak istiyor. Türkiye'de mevcut olan siyaset oyunu sürdürülmek isteniyor. Halbuki şu anda Türkiye'nin en temel sorunu, Türkiye'de siyasetin tıkanması ve demokratik karakter kazanmamasıdır. HDP, Türkiye'deki siyasi tıkanmayı aşmak ve demokratik siyasetin devreye girmesini sağlamak için bir hamle yapmak istiyor. Türkiye'nin kaderini değiştirecek bir karar alarak Türkiye'nin demokratikleşmesini sağlayacak bir seçim mücadelesi içine giriyor.

HDP barajı aşarsa maske düşecek

Şunu vurgulamak istiyoruz, Türkiye tarihi açısından demokratik hamleler yaptıracak bir seçime giriyoruz. HDP barajı aştığında sadece 5-10 milletvekili fazla çıkarmayacak, Türkiye ve Kürdistan'ın kaderini değiştirecektir. Ne AKP kendini Kürtlerin temsilcisi olarak gösterebilecek, ne de mevcut kendine demokrat kendine Müslüman politikalarını sürdürecektir. AKP'nin maskesini indirecektir. AKP'nin karşısına gerçek bir demokratik devrimci muhalefet dikilecektir. AKP ile CHP arasındaki laf yarışı bitecek, gerçek bir demokratik seçenek siyaset sahnesindeki yerini alacaktır.
Gelinen aşamada bağımsızlarla seçime girmek, bazılarını milletvekili yapmak, demokratik siyasal mücadelede bir iddia sahibi olmamak ve AKP ve CHP’nin oynadığı demokrasicilik oyununun figüranı haline gelme anlamına gelecektir. Türkiye'nin demokratikleşmesinde bir değeri olmayan, hatta varlığıyla demokrasi oyununun aldatıcı argümanı haline gelerek gerçek demokratikleşme açısından olumsuz bir pozisyonda olan bir grup var olacaktır. Herhalde devrimci demokratik güçler kendi mücadelelerini ve yarattıkları toplumsal ve siyasal birikimin bu duruma düşmesini kabul etmezler; kabul etmemelidirler.
AKP ve CHP’nin yaklaşımları Türkiye'nin demokratikleşmesi önünde engel tutumlardır. HDP’yi sevdiklerinden “Bağımsızlarla seçime gidin” demiyorlar. AKP’liler, biz sizlerin parlamento dışı kalmanızı istemiyoruz, mutlaka parlamento içinde olmalısınız diyerek HDP içinde bazılarını etkilemeye çalışıyor. Bunun sonucu “Barajı aşamayız, milletvekili olamayız” diyerek AKP'nin bu özel savaş söylemine kulak kabartanlar da oluyor. AKP'nin derdi HDP’nin parlamentoda olup olmaması değildir; demokrasicilik oyununu, toplumu aldatma biçimindeki psikolojik savaşını sürdürmek için etkisiz ve demokratikleşmede rolü olmayacak bir grup istiyor. HDP barajı aşarsa Kürdistan'ın merkezi olan Amed’te en az 8 milletvekili alacak. Diğer illerde de HDP milletvekillerini süpürüp götürecek AKP Kürdistan'da ayazda kalacak. Sadece bu durumu düşünmek bile AKP'yi zorlayacak, Kürdistan'da yürüttüğü özel savaşı boşa çıkaracaktır. Türkiye'de ise tüm demokrasi güçlerini meclise taşıyacak çok güçlü bir demokratik ittifak grubu oluşacak ve toplumsal taban ile birlikte güçlü bir demokratik blok ve bunun mücadelesi ortaya  çıkacaktır. Tüm Türkiye'yi kapsayacak böyle bir demokrasi hareketi Türkiye'yi de demokratikleştirecek, başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye'nin tüm sorunlarını da çözecektir. Sorunları sürekli gündemde tutup çözmeyen siyaset tarzı aşılacaktır. Türk devletinin Kürt sorununu çözümsüz bırakan politikaları da çözülüşe uğrayacaktır.

Siyasete demokrasi bloğuyla müdahale

HDP bir Türkiye'yi demokratikleştirme projesidir. Kürdistan'ın demokratik devrimci birikimi ile Türkiye'nin devrimci demokratik birikimini bir araya getirmek ve ortak mücadele cephesinde buluşturmaktır. Bundan büyük ve değerli bir proje olabilir mi? Mahirlerin, Denizlerin, İbrahimlerin, Kemallerin, Hakilerin özlemi de bu değil miydi? Türkiye açısından bundan daha önemli bir proje ve çalışma olabilir mi? Zaten demokrasi mücadeleleri esasında bir ittifak sorunudur; ortak mücadele platformları sorunudur. Seçimde HDP Türkiye'deki tüm radikal demokratları, sosyalistleri, emekçileri, kadınları, gençleri, farklı etnik ve dinsel toplulukları, demokratik Müslüman toplumsal tabanı, ilerici demokratik aydınları, yazarları bir araya getiren bir ittifakla rol oynarsa bundan daha güçlü bir demokratik mücadele çalışması olabilir mi? Tam da Türkiye toplumunun, siyasi dönemin ihtiyacı böyle bir demokrasi blokudur. Siyaset yapmak budur, siyasete müdahale budur. Meclise birkaç milletvekili göndermek değil de, Türkiye'nin demokratikleşmesi hedefleniyorsa böyle radikal demokratik bir hamle yapmayı önüne koymak çok değerlidir. Bu hamlenin siyasi sonuçları da kesinlikle büyük olacaktır.
Şimdiden HDP etrafında bir demokrasi bloğunun oluşacağı görülüyor. AKP ve CHP’nin engelleme çabaları olsa da böyle bir demokrasi bloğu mutlaka kurulacaktır. Çünkü böyle bir ihtiyaç birçok çevre tarafından görülmektedir. Bu çerçevede Kürt Özgürlük Hareketi daha önceki seçimlerde böyle bir bloklaşmaya tereddütle yaklaşan ÖDP’nin de, Birleşik Haziran Hareketinin de HDP amblemi altında bir demokrasi bloğu olarak seçime girmesini önemli görmektedir. Önemli bir geleneğin parçası olması itibariyle de ÖDP’yi demokrasi bloğunda görmek istemektedir. Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi “Biz Mahirlerin de anılarını ve mücadelesini kendi mücadelemizde yaşatma sorumluluğuyla hareket ediyoruz” demektedir. Zaten Kürt Halk Önderi ADYÖD döneminde de 1981 Faşizme Karşı Birleşik Demokratik Cephe girişiminde de hep bu sorumluluğu hissetmiştir. Şimdi de ADYÖD döneminde olduğu gibi farklı eğilimlerin ortak mücadele ve tutumunu güncellemek istiyoruz. Böyle bir tutum ve karara ihtiyaç vardır. Bu herkesi büyütecektir. Sadece birkaç milletvekili olunmayacak, ondan daha büyük bir mücadele pozisyonu ve etkisi ortaya çıkacaktır. Artık Türkiye'nin devrimci demokratik birikimini böyle bir platformda buluşturma sorumluluğumuz vardır. Aslında bu platform ortak vatan, demokratik ulus temelinde demokratik Türkiye'yi sağlatacaktır. Yüz yıldır Türkiye'nin mahkum olduğu çember ve kapan böyle kırılacaktır. Çünkü Kürt kapanı aynı zamanda Türkiye kapanı haline getirilmiştir.

Sol ittifak demokratikleşmenin önünü açacak 

Basın üzerinden Kürt Özgürlük Hareketi yönetimi ÖDP’ye ve Haziran Hareketine ortak davranma çağrısı yapmıştır. Bunu ADYÖD döneminde ortak çalışan arkadaşlar yapmıştır. Böyle bir çağrıyı biz de ÖDP’li dostlara yineliyoruz. Hiçbir sıradan ve yüzeysel yaklaşımla bu çağrıları yapmıyoruz; Türkiye'deki büyük devrimci demokratik mücadele geleneği, birikimi ve şehitlerin anısına bağlılığın gereği yapıyoruz. Türkiye'deki devrimci demokratik geleneğin yeniden güçlü biçimde ayağa kalkmasını arzuluyoruz. Özgürlük Hareketi'nin mücadele birikimini de Türkiye'deki tüm devrimci demokratik ve sosyalist güçlerin hizmetine sokmak istiyoruz. Zaten Kürt Özgürlük Hareketi'nin mücadele birikimi aynı zamanda tüm demokrasi güçlerinin mücadele birikimidir. Sadece bize ait değildir, sadece Kürtlere de ait değildir; bu değerlerde büyük devrimciler olan Haki Karer ve Kemal Pir’in emeği olduğunu hiç unutmayacağız. Kaldı ki Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin ve tüm devrimcilerin de bu mücadele birikiminde payları vardır, hakları vardır. İşte bu seçimde bunları daha görünür kılmak istiyoruz.
Tabii ki çağrımız tüm devrimci demokrasi güçlerinedir. Hiçbir ayırım yapmıyoruz. Ancak ÖDP ve Haziran Hareketinin katılımını önemli görüyoruz. Çağrılarımıza gelen olumlu yaklaşımları da çok değerli görüyoruz. Bazı tereddütler ve kaygılar var, bunlar konuşulup tartışıldığında kesinlikle aşılır. Özellikle HDP’nin kendi amblemi altında parti olarak seçime girmesini farklı gösteren yaklaşımlar gerçeği yansıtmıyor; zorlama yorumlardır. Aksine kendine demokrat, kendine Müslüman ve demokratik gelişimin önünde engel olan AKP'nin oyunlarını bozmak ve gerçek demokratikleşmenin önünü açmak için bu tercih yapılmakta ve bizler tarafından da desteklenmektedir.
Ya böyle bir ittifakla demokratikleşmenin önünü açacağız, ya da seçim sonrası halklarımız açısından ağır bedellere yol açacak şiddetli bir savaş dönemine girilecektir. Çünkü AKP böyle bir tasfiye saldırısına hazırlanmaktadır. İşte bu durumu durdurmak ve demokratikleşmenin önünü açmak, sorunların demokratik temelde çözümünü hedeflemek amaçlanmaktadır. Türkiye'nin demokratikleşmesinde aktif rol oynamak, devrimci demokratik güçlerin Türkiye'nin geleceğinde daha fazla belirleyici olmalarını beraberinde getirecektir. İşte Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye'nin demokratikleşme birikimine böyle bir tarihsel rol oynatmak istemektedir.