
Suruç'ta DAİŞ çetelerinin AKP destekli katliamı, batı medyasında geniş yer tutmaya devam ediyor. Basın, bu katliamın Türkiye'nin DAİŞ ile ilişkisini ortaya koyduğu yorumunda bulunuyor.
Alman radyosu Deutsche Welle'ye konuşan Almanya Bilim ve Politika Vakfı'ndan Dr. Günter Seufert, elde kanıt olmaması rağmen Türkiye'nin DAİŞ'e çok uzak olmayan El Nusra Cephesi'ni Suudi Arabistan ile birlikte eğitip, silahlandırdığını söyledi. Ankara'nın, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana bölgede bir özerk Kürt yönetimi kurulacağı korkusu yaşadığını vurgulayan Seufert, buna karşılık DAİŞ kaynaklı tehlikelerin Türkiye tarafından hafife alındığını söyledi. Seufert, Türkiye'nin Rojava'ya yönelik düşmanlık politikasının başarısızlığa mahkum olduğunu çünkü PKK ile 30 yıllık bir savaştan sonra Türk devletinin bugün görüşmeler yaptığını dile getirdi.
Suruç'taki katliamın, DAİŞ'in Türkiye'de yaptığı ilk eylem olmadığına işaret eden Dr. Günter Seufert, ABD tarafından Ankara'ya yapılan baskı sonucu Türk ordusunun sınır denetimini arttırdığını, DAİŞ destekçisi olarak görülenlerin gözaltına alındığını DAİŞ'in de bu katliam ile Türkiye'ye cevap vermiş olabileceğini savundu.
Dr. Seufert son olarak Suriye'deki iç savaşın Türkiye'ye de sıçramakta olduğunu belirterek, Ankara'nın bu çıkmazdan kurtulması için Kürt politikasını değiştirmesi gerektiğini vurguluyor.
Handelsblatt gazetesi, DAİŞ'in yaptığı katliama yer verirken daha çok batı dünyasına eleştiride bulunuyor. Gazetenin yorumu şöyle: "Batılı siyasetçiler, DAİŞ'e ile mücadelede kararlı olduklarını gösteriyorlar. Ancak şu ana dek hava harekatlarından öteye gidilemedi. Bu yeterli değil. Hilafet devletinin mağlup edilebilmesi için, bölgedeki aşiretlerle ittifaka girilip onlarla içeriden savaşmak gerekir. Ayrıca müttefiklerin bölgeye komando birlikleri konuşlandırması, DAİŞ'e karşı bir medya atağı başlatılması ve mali kaynaklarının kurutulması hedefiyle bir ekonomik savaş yürütülmesi de zaruridir. Tüm bunların dışında en önemlisi, iki ülkenin DAİŞ'e karşı savaşa kayıtsız şartsız mutlaka destek vermeleri gerekiyor: İran ve Türkiye."
Zeit-Online'da çıkan bir haberde de Türk yetkililerin, DAİŞ'i gerekçe gösterip sınıra 150 kilometrelik duvar örmek istediği yazdı. Haberde duvarın yüksek teknolojik aygıtlarla donatılacağı bilgisi de yer aldı.
'Türkiye'nin yaklaşımı teşhir oldu'
Suruç Katliamı, Alman medyasında olduğu gibi İngiliz basının da önemli yer tutuyor. İngiliz Financial Times gazetesinin uluslararası ilişkiler editörü David Gardner, katliamla birlikte Türkiye'nin "cihatçılara yaklaşımdaki muğlaklığın" deşifre olduğunu belirtiyor.
Rojava'da Kürtlerin DAİŞ karşısında kazandığı başarılar ve Türkiye'de bu çetenin bazı üyelerinin gözaltına alınması nedeniyle bir misilleme olduğunu belirten Gardner, bu saldırıdan sonra AKP ile Kürtlerin karşı karşıya geldiğini vurguluyor.
Gardner'ın Financial Times'te yer alan yorumunda devamla şu cümleler yer alıyor: "Saldırı, üç dönem Başbakan ve şimdi Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan'ın domine ettiği hükümetin cihatçılığa yönelik muğlak politikasını teşhir ediyor. Türkiye, Suriye'de Beşar Esad rejimini düşürmeye çalıştı. Kürtlere, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın PYD'nin DAİŞ'den daha büyük bir tehdit olduğunu söylediği hatırlatıldı. PYD'nin Türkiye'nin güney sınırında bir diğer Kürt oluşuma gittiği söylenmişti. Oysa esasında DAİŞ, sınırın ötesinde bir devlet oluşturma yolunda ilk adımı atmıştı."
David Gardner, Gezi Direnişi'ne katılan solcu gençlerin bugün HDP saflarında yer aldığını, DAİŞ'in ise bu kesimi hedef almasının DAİŞ için artı bir puan olduğunu dile getiriyor. Gardner devamla, PKK'nin silaha başvurması halinde ise bunun DAİŞ'e yarayacağı yorumunda bulunuyor. Türk güvenlik birimlerinin, her ne kadar DAİŞ'e karşı operasyonlara girişse de Türkiye'nin DAİŞ ile bu konuda ideolojik mücadele başlatmadığını dile getiren Gardner'in yorumu şu ifadeyle sona eriyor: "Sünni AKP'nin, henüz DAİŞ'in Sünni cihatçılarının yarattığı tehdidi açıkça tartışma niyeti olduğuna dair bir işaret yok. DAİŞ'in Türkiye'de sınırdan İstanbul'a uzanan uyuyan hücreleri olduğuna inanılıyor."
Çetelerin cenneti gibi
DAİŞ'in Türkiye'de yaptığı terör eylemlerini çarpıcı bir şekilde arttırdığına işaret eden Independent gazetesinde Suruç Katliamı, Ortadoğu uzmanı Patrick Cockburn tarafından yorumlanmış. Türkiye'nin Suriye politikasında yanlış bir tercih yaptığını dile getiren Cockburn, Türkiye'nin giderek Suriye'deki şiddetin içine çekileceğini belirtti. DAİŞ ve benzeri örgütler, Türkiye'de daha önce bu tip saldırılarda bulunduğunda, Türk yetkililer olayın arkasında Suriye rejimini aradığına işaret eden Cockburn, Suruç Katliamı'ndan sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "İlk işaretler DAEŞ'i gösteriyor" cümlesini bu anlamda önemli görüyor. MİT'in, DAİŞ, El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi ile ilişkilerinin Türkiye'de sürekli tartışma konusu olduğunu hatırlatan Cockburn, Türkiye'nin rolünü Pakistan'a benzetiyor. Cockburn'un yorumu devamla şöyle:"550 mil (937 kilometre) uzunluğundaki Türkiye sınırından gidip gelmelerin, 2011 yılından bu yana Suriye'deki cihatçı hareketlerin büyümesinde hayati rol oynadığına şüphe yok. Suriye'ye akın eden binlerce yabancı gönüllünün hemen hemen tamamı bu ülkeye Türkiye üzerinden gitti. Türkçe ya da Arapça bilmeyenler bile sınırı geçmekte fazla zorlanmadı. Türkiye birçok yönden DAİŞ ve Nusra Cephesi için güvenli bir sığınak oldu. Afganistan'daki Taliban militanlarını destekleyen ve onlara güvenli bir bölge sunan Pakistan'a benzer bir rol oynadı. Türk liderler ise bunu şiddetle reddediyor ve bu kadar uzun bir sınırı kontrol etmenin imkansız olduğunu söylüyor."
Suruç Katliamı'ndan sonra Türkiye'nin olası hareketi arasında uzun süreden beri dillendirdiği 'tampon bölge' fikri olduğunu da vurgulayan Cockburn, söz konusu bölgenin, büyük oranda Kürt topraklarını kapsayacağı ve hatta DAİŞ'e Kürtlerle savaşması için yardımcı olacağını dile getirdi.
DAİŞ sınırları kullanıyor
Rojava'da Kürtlerin sınırı kontrol etmesinin Ankara tarafından bir türlü hazmedilmediğine dikkat çeken Cockburn, AKP'nin ve Erdoğan'ın bunun faturasını 7 Haziran seçimlerinde muhafazakar Kürtlerin desteğini kaybederek ödediğini hatırlattı.
Cockburn, son olarak da "Türkiye'nin Suriye politikası çöktü. Çünkü Esad halen iktidarda ve Kürtler önemli bir toprak parçasını kontrol ediyor" ifadesiyle yorumunun bir özetini yapıyor.
İngiliz Times gazetesi muhabiri Tom Coghlan da analizinde Türkiye'nin DAİŞ için büyük önemi olduğunu, sınırlardan rahatlıkla geçtiğini, lojistik destek aldığını belirtiyor. Coghlan'ın analizinde şu ifadeler yer alıyor: "DAİŞ geçtiğimiz iki yıl boyunca Türk hükümetine meydan okumaktan kaçındı. Türkiye'nin sınır bölgesini de, silah kaçakçılığı yapmak ve Suriye'nin kuzeyinde asker toplamak için kullandı. Onbinlerce kişi, tek taraflı 'halifelik' ilan edilen bölgeye geçti. Bu kişiler arasında 700 Britanyalı da vardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, bazı çevrelerce, DAİŞ'e yardım etmekle ve hatta örgüte gizli askeri destek vermekle suçlanıyor."
HABER MERKEZİ