
MURAT KUSEYRİ / STOCHHOLM
İsveç'in başkenti Stockholm'de "Türkiye'de tehdit altındaki demokrasi" temalı panele konuşmacı olarak katılan İsveç'in eski Türkiye Başkonsolosu Michael Sahlin, Türkiye'nin hızla demokrasiden uzaklaştığını, tüm yetkilerin tek bir kişi elinde toplandığı otoriter ve İslami bir sisteme doğru evrildiğini söyledi.
İşçi Eğitim Merkezi'nin (ABF) düzenlediği panelin moderatörlüğünü ABF şeflerinden Gunnar Lassinantti yaptı.
Lassinantti, şaibeli 15 Temmuz darbe girişiminden sonra artış gösteren hak ihlallerinin kamuoyunun Türkiye'ye olan ilgisini arttığı için ABF'in her 3 ayda bir ülkedeki gelişmeleri ele alan panel ve seminerler düzenlediğini söyledi.
İçeride kutuplaşma, dışarıda yanlızlaşma
Panele katılan İsveç'in eski Türkiye Başkonsolosu Michael Sahlin, Erdoğan ve AKP Hükümeti'nin batıdaki imajının son yıllarda felaket bir biçimde değiştiğini, bir zamanlar batının ortağı ve modeli olarak görülen Erdoğan'ın 2013 yılındaki Gezi eylemlerinden sonra hızla otoriterleştiğini söyledi.
17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından sonra Erdoğan'ın daha da otoriterleştiğini ve toplumu kutuplaştırıcı bir politika izlediğine dikkat çeken Sahlin, dış politikada da izlediği çizgiyle Türkiye'yi yalnızlaştırdığını ve izole ettiğini söyledi.
Türkiye'nin hızla demokrasiden uzaklaştığını, tüm yetkilerin tek bir kişi elinde toplandığı otoriter ve İslami bir sisteme doğru evrildiğini söyleyen Sahlin, "Türkiye'nin ABD, Avrupa Birliği, Rusya ve Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerle olan ilişkileri sorunludur. Uzun süreden beri komşularıyla olan ilişkileri de sorunlu" dedi.
Panelde Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmalar Enstitüsü Şefi Paul Levin, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye'de sistemde yapılan değişiklikleri, yaşanan insan hakları ve ifade özgürlüğü ihlallerini tutuklanan ve işten atılanlarla ilgili somut rakamlarla anlattı.
Medyaya yönelik baskı ve saldırıların arttığını ve yüzlerce medya kuruluşunun kapatıldığını söyleyen Levin, "Türkiye gazeteciler için dünyanın en büyük cezaevidir, dünyadaki tutuklu gazetecilerinin üçte biri Türkiye cezaevlerindedir” dedi.
Olof Palme Merkezi Türkiye sorumlusu Helin Şahin de kadınların durumlarını ve yaşam koşullarını gündeme getirdi. OHAL’in ilanı sonra çoğunluğu Kürdistan'da çok sayıda sivil toplum ve kadın örgütünün kapatıldığına, kayyum atanan belediyelerin kadınların sorunlarıyla ilgilenmediğine ve sorunları ile ilgilenecek kurum ve örgütler bulamayan kadınların Türkiye'nin batısında çalışma yürüten kadın örgütlerine başvurmak zorunda kaldıklarına dikkat çekti.
Gözaltına alınan ve tutuklananlara işkence yapıldığını ve işkencecilere yönelik hiçbir işlem yapılmadığını söyleyen Şahin, PKK'li kadın savaşçılarının çıplak bedenlerinin teşhir edilerek topluma korkunun yaygınlaştırılmak istendiğini ifade etti.