Yani kısa bir özetini yaşıyorum Türkiye halklarının yolsuzluk furyasında gösterdiği refleksin. AKP’li Burhan Kuzu söylemişti zaten: "Kasetler doğru bile olsa Türk milleti inanmaz!" Adam profesör ve toplumumuzun ahlaki seviyesinin düşüklüğünü en iyi bilenlerden birisi. Çünkü en azından etrafı AKP’li milletvekilleriyle, bakanlarla, bakan çocuklarıyla dolu. Seviyesizliği gözlemleyebilmek için olanağı çok fazla.
Aziz Nesin’in çok önceden keşfettiği ve ikinci baskısında düzelterek verdiği Türk milletinin akli yeteneklerine ilişkin gerçeklik bu demek ki.
Kıyamet kopsa bu milletin çoğunluğunun umurunda değil.
Yattığım yerden öksürük tıksırık içinde internet üzerinden sadece birkaç habere bakabiliyorum:
"Bu milleti Youtube’a da Facebook’a da yedirtmeyiz" demiş Başbakan. Bunu biliyoruz, kuşkumuz yok elbette. Yedirtmez. Ondan ve çevrendeki zevat ve zerzevattan başka kimse yiyemez bu milleti.
Evrensel Gazetesi İnternet sitesi editörü Mithat Fabian Sözmen dün gece evine girmekteyken, yüzü maskeli bir kişinin demir çubukla saldırısına uğradı. Saldırı sonucu Sözmen’in kafasına 10, sol koluna da bir dikiş atıldı. Sözmen’e geçmiş olsun diyeyim demesine de yine de şanslıymış. Burası Türkiye ve cezaevine giren bütün gazeteciler terörist oluyorlar, Başbakan’ın o yılanı andıran çatal dilinde.
Milliyet’in patronunu da hani iyi paylamış Başbakan. Adamın yazarları hakkında "alçak, şerefsiz" falan diyor, patron ağlıyor. Yani Alo Fatih’ten daha yüreksiz, daha onursuz bir duruş sergiliyor sonuçta.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'kapatacağız' çıkışıyla gündeme gelen Facebook, Twitter ve YouTube için Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'dan müdahale sinyali geldi. Elvan, "Başbakan ve Bakanların, özel hayatları ve onlara yapılan hakaretlerin yayınlanmasının dünyanın hiçbir yerinde kabul edilemeyeceğini" söyledi. Tam da bu haberle birlikte Yeni Akit gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya, Fethullah Gülen cemaati mensuplarının "Bazı bakan ve milletvekillerinin Mut’a nikâhı (geçici nikah) ile gizli ilişkisi var, elimizde kasetleri var, yakında yayınlayacağız!" dediklerini iddia etti. Anlaşıldı Vehbi’nin kerrakesi!
"Şok! Şok! Şok! Şok!"
Bu haberi belki videosundan da dinlediniz, olsun yine de ben "Şok! Şok! Şok! Şok!" spotuyla vereceğim haberi:
Yolsuzluk yapmak, günah işleme hakkının uygulamasıdır. Bütün ileri demokratik haklar gibi "yasaklanamaz, kısıtlanamaz." Yolsuzlukları ifşa etmek ise, Allahın verdiği bu hakkın kullanımının önüne (yani Allah’ın hukuk alanına) sınır çekmek, müdahale etmek demektir. Alın haberi:
"AKP'li Vekilden Skandal Yorum.
AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Habertürk’te Balçiçek İlter’in yayınladığı programda "17 Aralık operasyonuyla insanların günah işleme özgürlüğüne müdahale edildiğini" savundu.
Külünk, özetle şu ilginç ifadeleri kullandı: "Bu noktada kaçırdığımız çok önemli bir ayrıntı var. Allah, insana günah işleme özgürlüğü vermiştir. Günahsızlık talep etme hakkı vermemiştir. Af dileme hakkıyla günah işleme özgürlüğü vermiştir. Hz. Peygamber günahları açan değil örtücü olan bir rahmet geleneğinin mimarıdır. 17 Aralık’la insanların günah işleme özgürlüğüne müdahale edildi. Günahları ortaya saçarak Allah’ın hududuna müdahale ediliyor."
Şok mu? Abartmayın canım, o kadar da değil.
Burası Türkiye! Varlığı bile günah üzerine kurulmuş bir ülkeden söz ediyoruz.
Türkiye Raporu
Aslında bu hafta yazı yazmayı düşünmüyordum. Birkaç gündür salya sümük öksürük ve hapşırıkla gripten yatıyorum. İlk kez böylesine sardı bedenimi bu hastalık. Biraz yaşın, biraz yorgunluğun etkisi var elbette. Öksürdükçe bütün organlarım kökünden sallanıyor, sanki dışarı fırlayacakmış gibi bir his sarıyor bedenimi. Kültürümün ayrılmaz bir parçası: Çözüm yerine geçici rahatlatmalar. Öksürüğe karşı sakinleştirici bir ilaç alıp, araya bir TV filmi sıkıştırarak biraz önceki lanet öksürüğü unutmaya çalışmak. Yeniden ikinci dalgayı beklemek, önce "vaaayy beee" demek, sonra aynı süreci yeniden yaşamak.