Ermeni Jenosidi’nin 100. Yılı’nda gözler Erivan’da.
Papa’nın "Ermeniler’in sürgünü, soykırımdı" çıkışı ve sonrasında AB Parlamentosu’nun kararı, Türkiye’yi sarsmadı(!)
AB Parlamanto’sunun soykırımını kabul eden kararı, yaptırımdan yoksun. Bundan dolayı da, yüzünde ironi gülücükleri taşıyan Davutoğlu, Papa ve AB’yi teğet geçti.
Soykırımını destekleyen ve kısmen de katılan Almanya İmparatorluğu toprakları ve sonraki tarihine hükmeden Merkel Hükümeti, soykırımını kabul edecekleriyle ilgili açıklama yapmayacaklarını duyurdular.
Gözlemciler, geçmişte Ermeni Soykırımı inkarının suç kataloğuna alındığı Yunanistan, İsviçre, Slovakya ve İspanya gibi ülkelerin Türkiye politikasında caydırıcı çaplarının olmadığını gördüler.
Almanya'daki Ermeniler Merkez Konseyi sözcü yardımcısı Madlen Vartian, Alman Hükümetini "sorumluluğuna dair net bir tavır koymadığı" konusunda eleştirerek, 1915 Soykırımında Almanya İmparatorluğu’nun sorumluluğunu tanımasını talep etti.
Almanya’nın, Türkiye ile ilişkilerini bozmamayı, soykırımını kabul etmeye yeğlediğinin gözlemlendiği son açıklamalar, Davutoğlu’nun pervasızlığının atmosferi gibi duruyor.
ABD’den hala açık bir tavır konmaması, Türkiye ile Obama yönetimi arasında, gizli diplomasiye dair pazarlıklar yapıldığına işaret ediyor.
Kim önce açıklama yapacak?
Türkiye Almanya ve ABD’den aldığı güçle "soykırım kabadayısı" bir pozla, Kürdistan (Rojava), Suriye’ya karşı fiili bir taarruza mı geçecek?
Yoksa 24’ünde ABD Türkiye’nin sorumluluğunu kabul etmesi için ultimatif bir beyanatda mı bulunacak?
Bunlar şimdilik merak edilenler.
Ancak, soykırımın kabulüyle ilgili "çözüm" Kürdistan ve Türkiye’deki gelişmelere bağlı:
Yüzyıla yakındır "ırkçı seruma" takılan Türk halkının ezici çoğunluğu, "Ermeni mezalimi" sendromuna endeskli.
Bu da dünyaya "soykırımı kabadayısı" pozu veren Erdoğan için, "milli piyango".
Erdoğan devamla, Kürdistan’da puslu bir hava yaratıyor; Bozkurtlar’a rağmen kurtlaşıyor.
Demirtaş’ın "Başkan yapmayacağız" itirazı, HDP bürolarına karşı saldırının bir nedeni gibi.
MHP’liler haklı olarak Erdoğan’a "koalisyon" öneriyorlar.
Edoğan’ın, Çiller‘inkinden daha da çirkinleşeceği belirtilerini veren son pozlarını Botan’da sergiledi.
Kürdistan’da Erdoğan’ı dinleyenler, makam, rant, rüşvet, dipçik ve tank karışımı bir egemenliğe biat ediyorlar.
Kürdistan’da Erdoğan’ı gönüllü dinleyen "korucular, aşiret beyleri"nin de günün birinde onu dinlemekten vazgeçeceğini bilen Erdoğan, Kürtler’i "aşağılayan" sürekliliğine inandığı bir "sosyal işkence" sistemi geliştirdi.
Erdoğan Türkiye’de dinleniyor. Ne kadar hırçın ve kabadayılaşırsa, dinleyeni çoğalıyor.
Bu tablo ise, kendisini dinlemeye mecbur ettiği, kitlenin ne denli "tehlikeli" olduğuna işaret ediyor.
Unutulmamalı: Musollini sonunda bir arabanın içindeydi ve yandaşları onu bir battaniyeye sararak, Partizanların kontrolünden kaçırmak istediler… Olmadı…
Son tabloda Türkiye’de Demirtaş’ı gönüllü ve bilinçli dinleyenlerin sayısında büyüme var. Eşit şartlarda bir rekabet olsa, Türkiye’de Demirtaş’ı dinleyeceklerin sayısı, Erdoğan’ınkilerinden daha da çok olacak.
HDP’ye saldırılarda AKP/MHP koalisyonunun temelinde bu korku var.
Ezilenlerin ibresi yükseliyor.
Eğer Kürdistan’da ve Türkiye’de "soykırım kabadayıları" kaybederlerse, Ermenistan ile Kürdistan ve Türkiye sınırındaki duvar yıkılacak, Ermeni halkı topraklarına dönerek, Kürdistan’daki diğer halklarla birlikte yaşama şansına sahip olacaklar…