
2014 Eylül'ünde başlayan DAİŞ işgalinin sona ermesi ardından kentin yaralarını sarmaya çalışan Kobanê Kantonu yönetimi, büyük bir katliamla karşı karşıya kaldı. Yazılı açıklama yönetim, saldırının DAİŞ işgalin ardından, bölgenin çok renkli yapısını yeniden sağladığı günlerde gerçekleştiğine dikkat çekerek, "Bu saldırı hiç kuşku yok ki, halkların kardeşliği projesini yok etmek isteyen güçlerce gerçekleştirilmiştir. DAİŞ çetesine karşı ortak güçlerinin kazanımlarını ve direnişlerini, uluslararası güçlerin desteğini ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. Kendi çıkarları için de çocuk, kadın ve sivillerin canlarını almaktan çekinmemiştir" diye belirtti.
Söz konusu saldırılarla birlikte Türkiye'nin çetelere dönük desteğinin açığa çıktığına da işaret eden Kanton yönetimi, Türkiye hükümetini Kobanê'ye ve Kürt halkına karşı komşuluk görevlerini yerine getirmeye; Kobanê'nin karşı karşıya kaldığı saldırılara ve DAİŞ çetesine karşı tutumunu netleştirmeye çağırdı.
Kobanê'ye destek çağrısı
Kanton yönetimi, Kobanê Kantonu'ndaki sivil halka güvenli bir ortam tesis ettiği bir dönemde düzenlenen vahşi saldırı ardından, dünya kamuoyuna, dünyanın tüm özgürlükçü ve demokrasi yanlısı güçlerini Kobanê halkının yanında durmaya, destek olmaya çağırdı.
Hesapları alt üst oldu
Saldırıyı DİHA'ya değerlendiren Kobanê Kantonu Başkan Yardımcısı Xalid Berkel, katliamın Rojava'da oluşan demokratik modele tahamülsüzlük, Kobanê ile Girê Sipî'nin zaferlerini hazmedemeyenlerin bir planı olduğuna işaret etti. Berkel, "Girê Sipî'nin alınmasıyla Kobanê ile Cizîrê Kantonu arasında açılan koridor ile çılgına dönmüşlerdi. Kobanê'nin düşmemesi, halkın geri dönmesi ve hayatın normale dönmesi tüm planlarını alt üst etmişti. Özellikte Kobanê'de büyük bir hezimete uğrayan çetelere ardından da Girê Spî'de yaşatılan yenilgiyle her seferinde intikam nutukları atmaya başladılar. Fakat bu intikamları YPG/YPJ savaşçılarına yönelik değil, sivil halka yönelik oldu" dedi.
Sızma Türkiye tarafından
Kobanê'ye sızan çetelerin bir kolunun Türkiye tarafından geçtiği yönünde bilgiler olduğuna işaret eden Berkel, "Türkiye hiçbir zaman DAİŞ çetesine karşı olduğunu söylemedi. Bunun yerine kendi halkını, vatanlarını çetelerden savunan YPG/YPJ güçlerimizi 'terör' olarak ilan ettiler. Türkiye devleti acaba bu katliama sevinmiş midir? Yüzlerce çocuğun kafasının kesilmesinden memnun mudurlar?" diye sordu.
Berkel, Türkiye'nin bu katliamdan payının olup olmadığını kanıtlaması gerektiğini söyleyerek, "Aksi taktirde DAİŞ ve diğer çetelerin lojistik ve destekçisi konumunda olmaya devam edeceklerdir. Komşuluk ilişkisi bu değildir. Türk devletinden istediğimiz tek şey komşuluk görevlerini yerine getirmesidir" ifadelerini kullandı.
Türkiye'ye zarar verir
Berkel, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rojava'ya dönük söylemlerine de karşılık vererek, "Erdoğan her söyleminde bizlere olan düşmanlığını ve hazımsızlığını açığa vurmaktadır. Erdoğan'ın savaş çığırtkanlığı yapması çok tehlikelidir. Bu dil hem Türkiye'ye hem de Rojava'ya zarar getirmekten başka bir şey getirmez. Türkiye'nin bir an önce Rojava'ya karşı tutumunu değiştirmesi gerekiyor" diye konuştu.
Savunma Bakanı İsmet Şex Hesen de Türk yetkililerin DAİŞ'lilerin Cerablus'tan geldikleri yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını kaydetti. Çete üyelerinin bu bölgeden girmelerinin imkansız olduğunu söyleyen Hesen, "Cerablus ile Kobanê arasındaki köprü bir kere havaya uçmuş. Yine havadan girmediklerine göre, tüm ibareler kuzeyden Türkiye'den girdikleri yönünde" dedi.
Şirket gibi açık destek
Hesen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Türkiye'nin güneyinde bir devlet kurulmasına izin vermeyiz' yönündeki açıklamasına da, "Bizim amacımız Rojava'da, Suriye'de demokratik bir yaşamı inşa etmektir. DAİŞ zulmü altında bulunan bütün halklar için bu demokratik yaşam projesi çerçevesini oluşturmak istiyoruz. Fakat Türkiye, Kürt ve Arap halkının kardeşliğini istemiyor. Herkes DAİŞ'e bir şirket gibi açık destek sunuyor. Bunlardan birisi de Türk devleti" diye konuştu.
KOBANÊ