Türk devleti ve çetelerinin 9 Ekim’de Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük başlattığı işgal ve soykırım saldırısında çok sayıda sivili ve acil yardım çalışanını katlettiği, HRW’nin raporunda da yer aldı.
Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch-HRW), yayınladığı 2020 Suriye Raporu’nda, Türk devleti ve desteklediği çete gruplarının, Kuzey ve Doğu Suriye’de çok sayıda hak ihlalinde bulunduğunu belirtti. İşgal sırası ve sonrasındaki gelişmelere dikkat çekilen raporda, Türk devletine bağlı çetelerin siyasal aktivistleri ve acil yardım çalışanlarını katlettiği, yağmacılık yapmak ve özel mülke el koymak başta olmak üzere, çok sayıda hak ihlali yapıldığına ilişkin bilgi alındığı belirtildi.
Raporda ayrıca, Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından 6 Ekim günü Türkiye’nin “En ufak bir hak ihlaline dahi müsamaha göstermeyeceği” yönünde yaptığı açıklamaya değinilirken, HRW durumu “Gelgelelim, Türkiye tarafından Suriye’nin kuzey doğusundaki sivillere ve sivil nesnelere karşı, sivil-savaşçı ayırımı gözetmeden düzenlenmiş çok sayıda saldırı yerel ve uluslararası insan hakları izleme gruplarının raporlarında belgelendirildi” ifadelerine yer verildi.
Onlarca insan sınırda öldürüldü
HRW’nin raporuna göre, Türkiye-Suriye sınırı kapalı kalmayı sürdürdü ve Türkiyeli sınır muhafızları göçmenlere karşı gerçek mermiler kulladı. Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi’nin (SOHR) verilerine dayandırılan rapora göre Ocak 2019’dan beri onlarca göçmen sıkılan gerçek mermilerden dolayı yaşamını yitirdi.
Rapora göre 18 bin kişi Suriye- Ürdün sınırının yakınlarında el Rukban kampını terk ederek hükümet kontrolündeki bölgelere gitti.
Hükümet tarafından dayatılan insani yardım kısıtlamaları ve Ürdün’ün Rukban’da yaşayanların Ürdün’e sığınmalarına izin vermemesi ya da sınır ötesi insani yardım sağlamaması, kamp sakinlerinin hem ciddi bir açlık ve hastalık riskiyle, hem de saldırıya uğrama tehdidiyle karşı karşıya kalmalarına yol açtı. Hükümet kontrolü altındaki bölgelere gidenler, kendilerini yerlerinden edilmiş kişiler için kurulmuş merkezlerde buldu.
Bu merkezlerde ve geçiş noktalarında BM ile Suriye Arap Kızılayı hizmet veriyor olsalar da, el Rukban kampını boşaltarak hükümet kontrolü altındaki bölgelere gidenlerin gözaltına alındıkları ve kötü muameleye maruz bırakıldıkları yönünde haberler de alındı.
Zorla göndermenin adı ‘gönüllü gidiş’ oldu
Öte yandan 2019 yılında Türk yetkililerin çok sayıda Suriyelinin özgürlüğünü “keyfi olarak” tahdit ettiğini, onlara “gönüllü geri dönüş” belgesi imzalatıp, zorla Suriye’ye geri gönderdiğini ifade edilen raporda, bunların çoğunun kendilerini İdlib’de ve Heyet Tahrir El Şam’ın (HTŞ) işgali altında bulunan bölgelerde bulduğunu ve burada ya söz konusu grup tarafından tutuklandığını ya da Suriye-Rusya askeri operasyonlarında iki ateş arasında kaldığı belirtildi.
Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’de, şu an için Türkiye’de bulunan 1 milyon Suriyeliyi yerleştirme adına kurmayı planladığı ve adına ‘Güvenli Bölge’ bölge adı verdiği işgal edilen alanlara ilişkin görüşler de raporda yer aldı.
Raporda, böyle bir bölge kurulsa dahi, sivillere koruma sunulabileceği garanti olmadığı için insan hakları ile ilgili çok sayıda endişeyi kendi içinde barındıracağı bilgisi de verildi.
Bu arada ABD’nin destekli güçler ve ABD öncülüğündeki DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon tarafından yapılan ihlallere de değinen rapor, İngiliz izleme grubu Airwars’ın (Hava savaşları) tahminlerine göre 2019 yılının Ocak ve Haziran ayları arasında ABD öncülüğündeki koalisyon tarafından düzenlenen hava saldırılarında en az 416 sivilin hayatını kaybettiğini belirtti.
NEW YORK