Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Avrupa Birliği ile yapılan ortak zirvede, Türkiye ve İran’ın Ortadoğu’da krizleri körüklediğini söyledi.
Avrupa Birliği (AB) ve Arap Birliği’nin Mısır’ın Şarm el Şeyh kentinde düzenledikleri ilk zirvede konuşan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Türkiye ve İran’ın eylem ve müdahaleleriyle bölgedeki krizleri körüklediğini belirtti.
Mısır, Avrupa Birliği ve Arap Birliği’nin ilk ortak zirvesine ev sahipliği yaptı. Pazar günü başlayan ve dün de devam eden zirvenin başlıca gündem maddesi göç ve güvenlikti.
Zirvede Arap Birliği Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Türkiye ve İran’ın Ortadoğu’da krizleri körüklediğini vurguladı.
Gayt, Ankara ve Tahran’ın eylemlerine dikkat çekerek, AB ile birlikte Suriye, Yemen ve Libya’daki silahlı çatışmaların ve bu ülkelerdeki yabancı ülke varlığının sürmesinin ciddiyeti konusunda ortak anlayış oluştuğunu düşündüklerini kaydetti.
Gayt, “Türkiye ve İran’ın eylemleri, bölgedeki krizleri provoke eden ve körükleyen bir müdahale niteliğinde. Bölgesel çatışmaların askeri çözümü bulunmuyor ve ülkelerin birliğinin korunmasını garanti edecek siyasi çözümler üretmemiz gerekiyor” dedi.
Filistin sorununun çözülmesi gerekiyor
Gayt, Filistin sorununun çözümünün, Ortadoğu’da barış ve güvenliği sağlamanın temel taşını oluşturduğunu da söyledi.
“Filistin sorununun çözümünün, bölgeyi istikrara kavuşturmanın ve bölgede aşırıcılık ve şiddeti engellemenin en kısa yolu olduğuna kesinlikle inanıyoruz. Bu sorunu yalnızca ekonomik önlemlerle çözmek imkansız” diye devam eden Gayt, “Bölgelerimiz ortak zorluklar ve tehditlerle karşı karşıya. Terör ve yasadışı göç, sürekli olarak işbirliği yapmamızı gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
Gayt, göç sorunuyla ilgili olarak, bu sorunun nedenlerini ortadan kaldırmaya yardımcı olacak müşterek bir yaklaşım geliştirme çağrısı yaptıklarını vurguladı.
İlk zirve
Mısır’ın Kızıl Deniz kıyısındaki Şarm el Şeyh kentinde Pazar günü başlayan ve dün de devam eden zirve, iki bölgesel birliğin göç, güvenlik ve iklim değişikliği gibi ortak stratejik önceliklerde işbirliğini artırmasını hedefledi. Zirve sırasında ayrıca ekonomik kalkınma, Filistin sorunu ve Libya, Suriye ile Yemen’deki savaşlar da gündemdi. Haber yayına hazırlandığı sıralarda zirve devam ediyordu.
Avrupa’dan 24 hükümet lideri ve devlet başkanı zirveye katıldı. Bu isimler arasında Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ve İngiltere Başbakanı Theresa May de bulunuyordu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise zirvede yer almadı.
Bu kadar çok Avrupa liderinin zirveye katılması, liderlerin askeri bir darbe ile gelen ve 2034’e kadar Mısır’da görevde kalmayı hedefleyen Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah El Sisi ile ilişkileri geliştirmek istedikleri şeklinde yorumlandı.
Zirve, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ve Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz’un çabalarıyla gerçekleşti.
Kurz, “Göç ve mülteci akınına karşı Mısır gibi güçlü ortaklara ihtiyaç duyuyoruz” dedi.
Beşir ve Veliaht Salman katılmadı
Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılan Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir ve İstanbul’da Suudi Başkonsolosluğu’nda öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı olayında adı geçen Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman zirveye katılmadı.
Zirve öncesi verilen mesajlarda Avrupa’nın güneydeki komşuları ile uzun vadeli bir angajman arayışına vurgu yapıldı.
Alman hükümet kaynakları, AB’nin daha güçlü küresel bir rol üstlenme isteğini göstermek istediğinin altını çizdi. Reuters’a konuşan Alman kaynaklar, “Hedef dünyanın diğer bölgeleri ile diyalog başlatmak. Bununla Rusya ve Çin’in bölgedeki artan etkisi ile mücadele edilmek isteniyor” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak Ortadoğu siyasetinde daha aktif rol almak arayışları bir yana, ‘göç’ ve ‘güvenlik’ gibi iki konunun, AB liderleri açısından zaten başlı başına bir hassasiyet konusu olduğunu vurgulamak gerekiyor. Tatil kenti Şarm El Şeyh’teki zirveye bu açından bakıldığında AB liderlerinin büyük bir çıkarma yapması anlaşılır bir durum olarak görülüyor.
‘Arap Birliği kendini güçlendirsin’
Her ne kadar AB, bu zirve ile “Ortadoğu’da ben de varım” şeklinde bir mesaj verse de Arap Birliği de zirve öncesi mesajlarla kendisini önemli bir aktör olarak gösterme arayışındaydı.
Zirve öncesi Arap Birliği’nin eski Genel Sekreterlerinden Emir Musa Arap ülkelerine şöyle bir çağrı yapmıştı: “Eğer Arap cephesi kendisini güçsüzleştirirse, Avrupa kendi gündemini dayatır.”
Arap Birliği’nin merkezinin bulunduğu Mısır, Suudi Arabistan ile birlikte Arap Birliği’nin iki önemli ülkesi.
Zirve öncesinde ise Arap Birliği ile birliğin bir başka ülkesi Katar arasında bir davet krizi yaşandı.
Katar’a davet, Katar’ın başkenti Doha’da Mısır’ı temsil görevini üstlenen Yunanistan’ın elçilik binasına gönderildi. Katar bu durumun protokole aykırı olduğunu söylüyor. Katar Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili tepkisini “Bu durum profesyonellik dışı bir davranış” sözüyle gösterdi ancak herşeye rağmen zirveye katıldı. Suudi Arabistan ve Mısır, Katar’ın Müslüman Kardeşler ve bu örgütten türeyen çetelere yardım etmesi ve İran ile ilişkilerinden dolayı bu ülke ile diplomatik ilişkilerini kesmişti. Katar’ın Türkiye ile gerçekleştirdiği ilişkiler de Mısır ve Suudi Arabistan’ı rahatsız eden faktörler arasında.
HABER MERKEZİ