ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymond (HR) McMaster, Türkiye ve Katar’ın „Radikal ideolojilerin yeni sponsorları“ olduğunu belirtti. 

General McMaster, böylece Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türk devletinin insanlığa karşı suçlar işleyen DAİŞ, El Nusra, Müslüman Kardeşler ve El Kaide gibi çete örgütlerinin hamisi olduğunu kabullenen ABD’li bürokrat oldu. 

The National gazetesinin internet sitesinden Joyce Karam’ın haberine göre General McMaster, Washington’daki Policy Exchange kuruluşunun ev sahipliğini yaptığı etkinlikte Britanyalı mevkidaşı Mark Sidwell ile Salı günü basın mensuplarının karşısına çıktı.  General HR McMaster, Türkiye ve Katar’ın aşırı ideolojilere sponsörlük yaptığını ve fon sağladığı belirterek her iki ülkenin ‘yeni rollerini’ eleştirdi. McMaster, Türkiye’nin Batı ile artan sorunlarını da AKP’nin ‘yükselişine’ bağladı. 


Stratejinin ayakları

McMaster, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni ulusal güvenlik stratejisini ise Pazartesi günü açıklayacağını duyurdu.

Stratejinin ABD açısından hayati 4 stratejik çıkara dayalı olacağını ekleyerek bunları şöyle sıraladı:

1-ABD ana yurdunun ve yurttaşlarının korunması

2-Amerikan refahının geliştirilmesi

3-Barışın güç ile korunması

4-Amerikan nüfuzunun artırılması


Stratejide gösterilen tehditler

McMaster bu stratejik ayakları sayarken, ABD’nin küresel çıkarlarına ikisi Ortadoğu merkezli üç tehdit sıraladı.

İlk olarak Çin ve Rusya’dan ABD’nin müttefikleri ile yakınlaşan ve uluslararası düzenin altını oyan “revizyonist güçler“ olarak söz etti. Bunu, “Terörü desteklediklerini ve kitle imha silahı peşinde olduklarını“ söylediği “İran ve Kuzey Kore gibi haydut rejimler“ takip etti. McMaster, ‘cihatçı’ yaftasıyla tanınan dinci çete örgütlerini ise ücüncü tehdit olarak sıraladı. General McMaster, bu örgütlerin etkili operasyonlarla engellenmesi gerektiğini vurguladı. 

McMaster Rusya konusunda ‘şahin’ bir tavır sergileyerek şöyle konuştu: “Rusya’dan ‘yeni nesil harp’ olarak da adlandırılan bir tehditle yüz yüzeyiz. Bunlar birden çok etki alanı üzerinde işletilen siber araçlar kullanılarak yapılan ve ülkelerimiz içinde toplumlarımızı bölmeyi amaçlayan çok sofistike yıkım ve dezenformasyon kampanyaları ve propaganda.“


‘Dinci tehdit, vahim bir tehdittir’

Siyasal İslam ve Müslüman Kardeşler ve diğer dinci çete örgütleri üzerine görüşleri sorulan General McMaster, Britanyalı eski diplomat Sör John Jenkins tarafından 2014’te bu konuda yapılan bir incelemenin “büyük bir hayranı“ olduğunu söyledi. Birleşik Krallık hükümetinin kamuoyuna açıklamadığı bu incelemenin, siyasal İslam tehdidi konusunda uyarıda bulunduğuna inanılıyor.

General McMaster, “Radikal İslamcı ideoloji açık ki tüm uygar insanlar için vahim bir tehdit“ dedi. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı, bu tehdidin geçmişte gereğince öngörülemediğini söyledi. McMaster devamla “Yardım kuruluşları, medreseler ve diğer toplumsal örgütlenmeler üzerinden radikal İslamcı ideolojinin nasıl yayıldığına yeterince dikkat etmedik“ ifadesini kullandı. 


Ana sponsörler: Türkiye ve Katar 

McMaster, Suudi Arabistan’ın bu örgütlerden bazılarına yönelik onlarca yıl önceki desteğine göndermede bulunurken, Katar ve Türkiye’yi ise bugünkü ana destekçiler olarak saydı. 

“Şu an Katar ve Türkiye tarafından daha çok yapılıyor“ dedi.

“Trump yönetiminin aşırı dinci ve bunların fonlanmasıyla mücadelede kararlı olduğunu“ sözlerine ekleyen McMaster, ABD Başkanı’nın Suudi Arabistan ziyareti sırasında oluşturulan yeni merkeze atıfta bulundu. „İslamcı radikal ideoloji, siyasal İslam’la buluştuğunda bu büyük bir sorun“ dedi.


Yeni Mursilerin ortaya çıkmaması için...

McMaster, tüm Müslüman Kardeşler kollarının aynı olmadığını vurgularken de bir başka ‘Mursi modeli’ daha ortaya çıkmaması için kişisel özgürlüklere saygılı, muhalif gruplar oluşturulmasını önerdi. McMaster, Müslüman Kardeşler’in gizli faaliyet yürüttüğünü ve sokak ayaklanmaları ile Hüsnü Mübarek’in 2011’de devrilmesi ardından muhalefeti tekeline aldığını söyledi.


AKP,  sivil toplumla güç oldu

McMaster’ın Müslüman Kardeşler ile benzeştirdiği bir diğer model ise Türkiye’nin AKP’si oldu. 

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı, AKP’nin sivil toplum alanını kullanarak güç toparlamasını şu şekilde anlattı: “Sivil toplum üzerinden faaliyet yürüterek iktidarlarını tek parti iktidarına doğru konsolide ettiler. Ne yazık ki bu Türkiye’nin Batı ile arasının açılmasına etki eden bir problem.“


‘İran’ın Suriye’yi tehdidine izin verilmemeli’

İran konusunda ise McMaster, Tahran hükümetini “Bir haydut rejim ve revizyonist bir bölgesel güç“ olarak tanımladı. McMaster, İran’ın kendi etkisindeki gruplara desteğini ve nükleer silahlara erişim yollarını kesmenin yanı sıra “Özellikle de Suriye’de istikrarı tehdit eden faaliyetlerine izin vermemeliyiz“ dedi. 

McMaster ayrıca, nükleer anlaşmanın dışında yaptırımlar aranmasını ve Obama’nın anlaşmanın kendisini İran’a karşı stratejinin odak noktası yapan yaklaşımının terk edilmesi gerektiğini de savundu.

McMaster konuşmasını “Muhakkak cevaplamam gereken bir telefon aldım“ diyerek aniden sonlandırdı ama son olarak ABD’nin Kuzey Kore’de bir rejim değişikliği peşinde olmadığını da ekledi. “Politikamız bu değil. Bizim vurgumuz yarımadada nükleersizleşme“ dedi.

General McMaster’ın adını telafuz ettiği Katar da geçtiğimiz Mayıs ve Haziran aylarında Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ekonomik ve diplomatik ablukasına maruz kalmıştı. 4 Arap devleti öncülüğündeki koalisyon, Katar’ın dinci terör örgütlerine destek verdiğini belirtmişti. Bu ülkeler aynı zamanda Katar’dan, Türkiye’nin bu ülkedeki askeri üssünü kapatmasını istemişti. 


Ankara çok üzgün

Öte yandan McMaster’ın AKP yönetimindeki Türk devletine yönelik son derece radikal açıklamasına Ankara’dan tepki geldi. 

Türk Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada General McMaster’ın sözlerini ‘üzüntü’ ile öğrendiklerini belirtti.  


Dış İşleri Bakanlığı açıklamasında YPG’ye saldırmayı ihmal etmedi. 

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:“Dost ve müttefik olarak görmeye devam ettiğimiz ABD’nin ülkemize aynı yaklaşımı sergilemesini ve her ne sıfat altında olursa olsun YPG gibi terör örgütlerine desteği bırakarak geleneksel müttefiklik ilişkilerimiz ve uluslararası meşruiyete uygun şekilde ülkemizin kararlılıkla sürdürdüğü terörizm ve radikalizmle mücadelesine daha somut ve etkin destek vermesini beklemekteyiz.“ 


HABER MERKEZİ