
Cenevre’de gerçekleşen Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi 33. İnsan Hakları Oturumlarının ikinci gününde İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin eleştirilerine yönelik devletler savunmalarını yaptı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Al Hussein önceki gün yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uluslararası hukuku ihlal ettiğine dair ellerinde çok sayıda belge ve doküman olduğunu ifade ederek “Bunların içinde sivil ölümler, yargısız infazlar ve çok büyük rakamlarda yerinde ettirmeler söz konusu. Şehirlerin ve köylerin yakılıp yıkıldığına dair sürekli olarak raporlarlar geliyor. Yerlerinden edilen binlerce insanın insani temel ihtiyaçlarının karşılanması ve korunması gerekiyor” demiş, etkili bir inceleme için Türkiye’nin BM heyetine izin vermesini talep etmişti. İnceleme talebine yanıt vermeyen Türkiye, öz yönetim direnişlerinin yaşandığı kentlerdeki katliamı ise bir kez daha ‘teröre karşı mücadele’ adı altında meşrulaştırmaya çalıştı.
Devlet değil PKK öldürmüş!
Türkiye BM Cenevre Daimi Temsilcisi Mehmet Ferden Çarıkçı, Türkiye’ye yönelik eleştirilerin haksız olduğu ve gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Çarıkçı, uluslararası yasalar çerçevesinde ve insan haklarına uygun bir biçimde ‘teröre’ karşı mücadele verdiklerini savundu. Kürdistan kentlerindeki sivillerin PKK tarafından öldürüldüğünü ileri süren Çarıkçı, “PKK hastaneleri bombalıyor ve sivilleri öldürüyor. Biz sivilleri korumak için teröre karşı operasyon yapıyoruz” dedi. Çarıkçı, Zeid Al Hussein’in BM’nin Kürdistan kentlerinde inceleme yapmak istediğine dair talebine ise yanıt vermedi.
ABD temsilcisinden Türkiye’ye
ABD BM Cenevre Daimi Temsilcisi Keith M. Harper de Türkiye’de ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığını söyleyerek, Türkiye’ye “İnsan haklarına saygı göster” çağrısı yaptı. BM oturumunda Türkiye’deki gelişmelerin kendilerini endişelendirdiğini kaydeden Harper, Türkiye’yi uluslararası yasalara ve insan haklarına saygı göstermeye çağırdı. Darbe girişimi esnasında yaşanan 265 insanın ölümüyle ilgili de ciddi bir soruşturmanın açılması gerektiğini belirten Harper, “Bağımsız ve adil bir hukukun uygulanması gerekiyor. Darbe sorumluların yargılanması gerekiyor. Ama bunun için adil ve bağımsız bir yargılama olmalı“ dedi.
Türkiye’ye baskı yapın
Türkiye’nin insan hakları karnesini eleştiren insan hakları örgütleri de BM’den “Türkiye’de incelemede bulunmasını ve insan haklarına saygı konusunda baskı yapmasını“ istedi.
Article 19 adlı insan hakları örgütü, Türkiye’de OHAL gerekçesiyle düşünce ve ifade özgürlüğünün ayaklar altına alındığını söyledi. Sadece son üç ayda 114 gazetecinin hukuksuz bir şekilde gözaltına alınıp tutuklandığını belirten Article 19 BM Temsilcisi Andrew Smith, çok sayıda medya kuruluşunun da kapatıldığını hatırlattı. Smith, İnsan Hakları Konseyi’nin acil olarak tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, Türkiye’nin düşünce ve ifade özgürlüğüne uygun hareket etmesi için baskı yapması gerektiğini söyledi.
İnternational Fellowship of Reconciliation (IFOR) adına konuşan Derek Brett ise, Türkiye’de özellikle darbe girişimi sonrası yaşanan insan hakları ihlallerinin endişe verici boyuta ulaştığını söyledi. Kürt illerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken Brett, “Güneydoğu’da uluslararası hukuk ve insan hakları hukuku ayaklar altına alanmış durumda. Askeri operasyonlarda siviller hedef alınıyor, yargısız infazlar yaşanıyor ve şehirler yakılıp yıkılıyor. İnsanlar yerlerinden yurdundan ediliyor ve özellikle Urfa ve Siverek cezaevleri başta olmak üzere tutuklulara işkence yapılıyor” dedi.
BM’nin Türkiye’de inceleme yapması gerektiğinin altını çizen Brett, konuşmasında ayrıca Türk hükümetinin Kürt tarafıyla tekrar masaya oturması gerektiğini kaydetti.
Daha sonra konuşan Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi Temsilcisi Nicolas Agostini de, Türkiye’ye insan hakları konusunda eleştirilerde bulundu.
RÜŞTÜ DEMİRKAYA / DİHA / CENEVRE