
Kürt Cephesi Genel Sorumlusu El Kurdî, "Türkiye kalan gruplara gidin Kürtlerle anlaşın, onları bu savaşın içine çekin, diyor. Kürtlerle IŞİD’i yeniden şiddetli çatışmalara sürükleyip ayakta kalan grupları palazlandırmak ve Kürtleri güçten düşürmek istiyor" dedi.
Kürt Cephesi (Cephet El Ekrad/Eniya Kurd) Genel Sorumlusu Haci Ahmet El Kurdî, Halep çevresi ve Suriye genelinde IŞİD ile diğer gruplar arasında yaşanan çatışmalara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. IŞİD tehlikesini 7 ay önce Tel Abyad’da kendilerine karşı başlatılan saldırıyla fark ettiklerini ve buna karşı direnerek durduklarını belirten El Kurdî, şunları söyledi: “Amacımız ülkemize, topraklarımıza dışarıdan gelen ve devrimimizle oynayanlara izin vermemekti. Bununla IŞİD’e ÖSO içinde yer alıp ilk mermiyi sıkan Cephet El Ekrad olarak biz olduk. Bu çatışmalar Tel Abyad’da başladı. IŞİD’in Ebu Mushap Şişani adındaki büyük bir sorumluları esir alındı. Mucahidin adındaki grup bunu bahane ederek Kürtlere karşı ÖSO ile birleşti. Bu karar, Türkiye’nin gözetimi, denetimi altında ÖSO yetkilileri ile IŞİD sorumluları tarafından Antep’te gerçekleştirilen toplantıda alındı. Antep toplantısı Kürtlere karşı bu grupları IŞİD ile güçlü bir ittifak yapmak için düzenlenmişti. Sonunda öyle de oldu.”
Boşa çıkarmak için
Türkiye’nin denetimi ve planıyla oluşturulan ittifakın çok büyük tehlikeleri olduğunu fark ettiklerini belirten El Kurdî, bunu boşa çıkarmak için çalıştıklarını söyledi. Bu ittifakın amacının bölgede ve kademeli olarak Rojava’da yaşayan tüm Kürtleri soykırımdan geçirmek olduğunu kaydeden El Kurdî, şöyle devam etti: “Bu ittifak ürünlerini başta Tel Abyad, Tel Aran, Tel Hasil, Bab-Azaz mıntıkasındaki tüm Kürtleri hedef yapmak olarak ortaya çıktı. Tabii bunun baş planlayıcısı hatta koordinatörlüğünü Türkiye yapıyordu. Hedef Kürtleri o bölgelerden çıkarmak, Kürtsüz bir bölge haline getirmekti. Direnenleri katletmek, direnmeyenleri kendilerine çekerek işbirlikçi yapmaktı. Bu plana dair güvenilir kaynakların verdiği bilgiler var. Soykırım yapma planıydı aslında. Tel Hasil ve Tel Aran’da kısmen yaptılar. Saldırılar döneminde planı fark ettik. Ancak planın derinliğini anlamış değildik. Fark edince sivil insanların katliamlarının önüne geçmek için askeri güçlerimizi bölgeden çektik. Çünkü askeri güçler katliam yapmaları için bir gerekçeydi. Askeri güçlerimizi çekince boşa düştüler. Onlarla işbirliği içinde olup sonradan dönenlerin verdiği bilgiler var. Askeri güçleri çekme kararını kimin aldığını sorup durmuşlar. Birçok insan çekilmemize anlam vermedi. Klasik bir geri çekiliş olarak ele alındı. Adeta bazıları tarafından sanki savaş alanını terk ettik gibi algılandı. Bazıları sevinerek bunu söylüyordu. Bu plan gerçekleşseydi katliamın yönü Efrîn, Kobanê’ye dönerdi. Parçalı uygulanamaya konulacak şekilde yapılmış bir genel plandı.”
Kürt düşmanlığı
Planın hedefinin Kürdistan ile Suriye’nin gerçek devrimci iradesini bitirmek, yok etmek, teslim almak olduğunun altını çizen El Kurdî, planın ortak düşman olarak belirlenen Kürtler üzerine kurulduğunun altını çizdi. Kürtlerin hiç bir uluslararası güce dayanmadan, bağımsız bir çizgi olarak durmalarının bu planı geliştirmelerine neden olduğunu belirten El Kurdî, “Kürtler üçüncü çizgi ile Suriye’nin gerçek devrimci güçleri olduğunu ortaya koydular. Sorun buradaydı. O yüzden uluslararası güçler ile bazı Kürt işbirlikçileri bunu kabul etmiyor ve bozmak istiyorlardı. Yani aslında bununla Suriye devrimi bitirilmek isteniyordu” dedi.
Karşı karşıya geldiler
Plana boşa düşürmek için askeri güçlerini bölgeden geçici bir süre için çekmelerinin bu kez diğer grupları karşı karşıya getirdiğini vurgulayan El Kurdî, şunları ifade etti: “Kürtler aradan çekilince birbirlerine girdiler. Paylaşım, iktidar savaşına başladılar. Hepsi iktidar olmak istiyor. IŞİD iktidar olmak için küçük grupların hepsini bitirdi. Kendine büyük gücüyüz diyen Liva Tevhid, Ehrar Şam gibi gruplar ittifak yaptılar gibi. Ehrar Şam’ın durumu farklıdır. Bu grup ile Cephet El Nusra aynı kaynaktan geliyor. Yani El Kaide kökenli gruptur. Ya kendine bağladı ya da yok etti. Burada önemli bir nokta IŞİD’i Türkiye destekledi, büyüttü, her türlü olanak sağladı.”
Türkiye fırtına biçiyor
Türkiye’nin Kürtlere karşı en güçlü grup olarak gördüğü IŞİD’i destekleyerek rüzgar ektiğini ancak şimdi fırtına biçtiğini belirten El Kurdî, şöyle konuştu: “Bab mıntıkası geniş bir mıntıkadır. Türkiye bölgeye Türkmen grupları ile onun denetiminde olan gruplara kendi desteğiyle teslim etmişti. Ancak IŞİD onu o gruplarının elinden iki günde aldı. Aslında kendileri teslim etti demek daha doğru olur. Bölgede sadece bir noktada bin 800 Liva Tevhid savaşçısı vardı. Bunlar bin 800 mermi sıkmadan orayı IŞİD’e teslim ettiler. Bunların akıl hocalığını Türkiye yapıyor. Savaşmadan teslim olmayı Türkiye istedi. Çünkü Liva Tevhid’i Türkiye kurdu. Ama sonunda IŞİD öyle bir noktaya geldi ki artık onlara sonsuz desteği veren Türkiye’yi takmayacak duruma geldi. IŞİD Liva Tevhid’i savaşsız bitirdi. Tevhid’in grupları IŞİD’e karşı savaşa sokuluyordu, gruplar tasfiye oluyordu ama Tevhid’in yönetiminden bir açıklama bile yapılmıyordu. Türkiye’nin akıl hocalığıyla Tevhid ve diğer gruplar bu duruma geldi.”
Bırakıp kaçtılar
Türkiye sınırının Tel Abyad’dan Azaz’a kadar şimdi IŞİD grubunun elinde olduğunu belirten El Kurdî, durumun böyle olduğunu gören Türkiye’nin paniklediğini söyledi. Sınırındaki kilit noktaların IŞİD’in eline geçmemesi için açıkça her türlü girişimde bulunduğunu belirten El Kurdî, şöyle devam etti: "Türkiye, sınır hattı boyunca yerleştirdiği, her türlü desteği verdiği Türkmenler ve Liva Tevhid gibi gruplara -ki stratejik yerlerdir- IŞİD tarafından saldırılarak ele geçirilmeye başlandığını görünce bunun farkına vardı. Türkiye bu gruplarla oraya korumak istedi. Ancak IŞİD o bölgelere saldırı düzenlemeye başladı. En stratejik yer olan Çobanbey’e saldırmakla başladı. Çobanbey'i iki günde aldı. Türkiye oradaki Liva Tevhid ve diğer Türkmen gruplarına ne yaparsanız yapın, ne gerekiyorsa verelim orayı koruyun diyordu. Onlara destek için uçak kaldırdı. 40 tane füze ve bazı füze bataryaları verdi. Ama IŞİD iki günde orayı ele geçirdi. Orayı sözüm ona elinde tutan gruplar hiç direnmeden silahlarını, Türkiye’nin verdiği füzelerin hepsini IŞİD’e bırakarak kaçtı. Türkiye şimdi ektiğini biçiyor. Besleyip büyüttüğü IŞİD onun denetimindeki ÖSO Türkmen gruplarına yöneldi. Çobanbey, İğde ve Hawar adlı köylerin hepsini aldılar. Bu köyler Türkiye için çok stratejik noktalardır. Yani bu haliyle şimdi IŞİD, Türkiye ile sınırdaş."
Şimdi yenisinin peşinde
Türkiye’nin şimdiye kadar uyguladığı ve tamamen Kürt karşıtı tüm planlarının boşa düştüğünün altını önemle çizen El Kurdî, o yüzden şimdi yeni bazı plan ve oyunlar peşinde olduğunu söyledi. Yeni planın ayakta kalan bazı grupları yeniden palazlandırmak ve Kürtleri güçten düşürmek için yeniden çetelerle çatıştırmak olduğunu vurgulayan El Kurdî, şunları söyledi: “Türkiye şimdi yeni bir oyun planlıyor. Kalan gruplara gidin Kürtlerle anlaşın, onları bu savaşın içine çekin diyor. Bununla yapmak istediği Kürtlerle IŞİD’i yeniden şiddetli çatışmalara başlatıp ayakta kalan grupları palazlandırmaktır. Kürtleri güçten düşürmektir. Bunu bizzat istihbarat elemanlarının eliyle yapıyor. Zaten bölgede istihbarat elemanları cirit atıyor. Bize yönelik saldırılarda birkaç tanesi de vuruldu.”
Türkiye’nin Suriye’de Türkmenlere yönelik yatırımları konusuna da değinen El Kurdî, gelecekteki bir Suriye’de söz sahibi olmak için olduğunu belirtti. Bunun diğer bir nedeninin ise Kürtlere karşı bazı güçleri ortaya çıkarmak amacıyla olduğu ifaden eden El Kurdî, tüm planlarının halklar arası düşmanlık ve çatışma olduğunu söyledi.
SEYİT EVRAN/EFRÎN