Diyarbekir’de yaşananlar. Sanki Türkiye can çekişti.
Kolonyal faşizm hükmetmek istedi.
Hesaplaşma: Sömürge Kürdistan ile işgali devam ettirmekte ısrarlı Türk Devleti/AKP arasındaydı.
Diyarbekir’deki sahnede ortaya çıkan, Amed’de iki şeyin bir arada olamayacağıydı.
Türkiye ve Kürdistan.
Türkiye/AKP Kürdistan inisiyatifini fiili olarak kırmak istedi.
Sorun bir miting sorunu değildi.
Hesaplaşma irade ile ilgili.
İşgalciler ile ülkeleri işgal edilenler arasındaki mücadelenin yeni bir sayfası açıldı ve kapanmadı.
Önceden Kürdistan, Türkiye’yi kapıdışarı etmek için silahlı direnişe başladı.
Günümüzde ise Türkiye, Kürdistan’da kalmak için silah zoru kullanıyor.
Son sahne, sona yaklaştığını gösteriyor.
Türkiye, Gerilla çıkışıyla kaybetmişti.
Şimdi ise Kürdistan’dan feragat etmemek için, kolonyal faşizmi uyguluyor.
Erdoğan’ın kullanacağı her kart kaybedecek.
Korucular;
AKP’nin “Kürt Milletvekilleri”;
TRT (Şaş)‘ın muhabirleri, program yapımcıları;
Türk İslamına biat eden “Kürtler”;
AKP’den medet uman Burkay ve devamı…
Baydemir’in yumruğunu gördüm.
Demirtaş’ın gaz bombasıyla kızaran ve kapanmayan gözlerini izledim.
Ertuğrul Kürkçü’nün, tabancaya karşı kalkan kolunda direniş tarihini devam ettiren bükülmeyen iradeye şahit oldum.
Emine Ayna’nın, zıhrlılara bürünen güçlere karşı gülümsemesini….
Buldan’ın kırılan bacağı, Türkiye’nin Diyarbekir’de ne aradığını ortaya koydu.
Yeniden işgal.
Kurtarılan her mevziyi işgal etmek istiyorlar.
AKP bunun için görevde.
Kürdistan’daki her direniş karesini, tanklarla çiğneyip geçmek istiyorlar.
Demirtaş, “Amed’de devletin copundan, gazından, panzerinden başka bir şey yoktu” dedi.
Sonra ekledi: “Devlet meşruiyetini yitirmiştir.”
Geriye ne kalıyor?
Demokratlar mı?
Sömürge Kürdistan gerçeğini bir yana koyan ve “Kürtler için demokrasi dilenen” adını vermek istemediğim, Türkiye’nin Kürdistan’ı kaybetmemesi için, bazen AKP’ye bazen PKK’ye çatmayı “hüner” adeden yazarlar ve “aydınlar” mı?
Her zaman aşikardı: Hesaplaşma’nın iki kutbu vardı: Sömürge Kürdistan ve Kolonyalist Türkiye.
Bunun son canlı örneği Diyarbekir’de yaşandı.
Kürdistan’da kanun icazetine sahip olmayan Türkiye, Kürdistan’da kanun uygulamak istedi.
Olmadı.
Olmaz da.
Bunu ne insan beşeri, ne politikleşen bir topluluk, ne insani felsefe ve ne de omuzları arasında beyni bulunan bir kafa kabul eder.
Kafalarını tank ve namluya yükleyen AKP’liler şiddetin  Türkiye’deki son kurbanları oluyorlar.
Acılara, dökülen kana, işgalcilerin planladığı mahşere rağmen;
Türkiye’nin Kürdistan’daki sonu geliyor…