
HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, OHAL ile birlikte yetkilerin tamamının yürütmede toplandığını belirterek, AKP’nin getirmek istediği “Başkanlık” sisteminin OHAL ile yürürlüğe girdiğini söyledi.
Dengir Mir Mehmet Fırat, Türkiye hükümeti tarafından alınan tedbirler ve yapılan çağrılara bakıldığı zaman Türkiye’nin halen bir darbe tehdidiyle karşı karşıya olduğunun görüldüğünü söyledi. OHAL ile birlikte yetkilerin tamamının yürütmede toplandığını belirten Fırat, AKP’nin getirmek istediği “Başkanlık” sisteminin OHAL ile yürürlüğe girdiğini söyledi. OHAL ile birlikte Kanun Hükmünde Kararname çıkarma hakkının doğduğunu hatırlatan Fırat, “Yasamanın yetkisi ortadan kalkıyor. Yargı denetlenmesi ortadan kalkıyor ve dolayısıyla istenen başkanlık sistemi fiilen veya anayasa hükümlerine dayanarak, tesis edilmiş oluyor” diye konuştu.
Fırat, OHAL akabinde idam cezalarını da içeren “Başkanlık” sisteminin de yer aldığı bir anayasanın referanduma sunulabileceğinin önlerinde duran bir süreç olduğunu söyledi.
Tüm muhalifler hedefte
Muhalefetin etkin olmasa da bir direniş gösterdiğini kaydeden Fırat, “Sonuç itibariyle bu süreç Türkiye’yi tam bir kaosa dönüştürebilir de. Yeniden tam bir kutuplaştırma dönemi başladı ve cadı avı dönemine yeniden dönmüş durumdayız. Bu cadı avının da kimleri içereceği belli değil, tüm muhalefet odaklarını kapsayabilir” dedi.
AKP zemin hazırladı
HDP Wan Milletvekili Lezgin Botan da Kürdistan’da yakılıp yıkılmayan bir yer kalmadığını, Roboskî‘nin Suruç’un hesabı sorulmadığı için bugün bu duruma geldiğini belirterek, AKP iktidarının darbeye zemin hazırladığını söyledi.
Botan, bir darbe süreci yaşadıklarını ve apoletli ya da apoletsiz bütün darbelere karşı olduklarını ifade ederek, darbelerin durup dururken ortaya çıkmadığına dikkat çekti. Öcalan’ın “Çözüm sürecini bitirseniz darbe mekanizması devreye girer” uyarısını hatırlatan Botan, AKP iktidarının 100 yıllık Kemalist ideolojiden ders almadığını ve askeri devamlı koruyan yasaları çıkarttığını söyledi. Kürdistan’da yakılıp yıkılmayan bir yer kalmadığını, Roboskî‘nin Suruç’un hesabı sorulmadığı için bugün bu duruma geldiğini söyleyen Botan, AKP iktidarının darbeye zemin hazırladığını vurguladı.
Gever’i yerle bir eden tümen komutanın bugün vatan haini ilan edildiğine dikkat çeken Lezgin, “Söyledik, anlattık. Ama katliamlar yapanlar bir gün sonra hain oldu. Darbe bir zihniyet meselesidir. Tüm mesele Türkiye’nin demokratikleşmesidir. İç barışı sağlayamasak, her zaman gerilim ve çatışma kaçınılmaz olacak. Bu ortamda birileri halkın iradesine el koyacaktır” diye konuştu.
Kürdistan’da sürer
Dersim Barosu Başkanvekili Av. Özgür Ulaş Kaplan, 1987-2002 yılları arasında hüküm süren OHAL’den halkın çok acılar çektiğini hatırlattı. Kaplan, “Bu dönemde birçok faili meçhul cinayetler, işkenceler, köy boşaltmaları oldu. Köylerimiz ormanlarımız yakılarak boşaltıldı. Dersim’in bütün köyleri boşaltıldı. 165 bin olan nüfus 80 binlere düştü. Nüfusun yarısını kaybetti Dersim. Gıda ambargoları oldu. Tabi bunları hep bir şekilde hukuki dayanakları oluşturulacak şekilde OHAL Kanunu’na dayandırarak yaptılar” diye anlattı.
OHAL kaldırıldıktan sonra da normalleşmeye gidilmediğini vurgulayan Kaplan, farklı hukuk uygulamalarıyla OHAL’in sürdüğünü söyledi. Kaplan, “Zihniyet aynı olduğu sürece OHAL dönemindeki uygulamalar yine bölgede devam ettirildi. Sokağa çıkma yasakları, şehir boşaltmaları onun dışında askeri güvenlik bölgelerinin ilan edilmesi, hukuksuz şekilde insanların demokratik basın ve fikir açıklamaları nedeniyle gözaltına alınmaları ve örgüt üyeliği nedeniyle cezalandırılmaları bugün halen devam etmektedir. Bu anlamda mesele sadece yasalarla da olmuyor. Biraz yönetim anlayışı ve zihniyetle de demokrasi kültürünün ne kadar özümsendiğiyle ilgili oluyor” dedi.
‘Paralel ile sınırlı kalmaz’
OHAL’den yana kaygılı olduklarını belirten Kaplan, şöyle devam etti: “Paralel yapı olarak söylenenin üzerine gidileceği söylense de bununla sınırlı kalınmayacağı, her kesime yönelik bir sindirme ve bastırma tarzında hareket edileceği kaygısı var. Bunları çok yaşadık. OHAL 3 ay olarak ilan edildi. Ancak bunun daha sonra tekrar uzatılacağını, belli bir süreden sonra da Türkiye’nin tamamında kaldırılıp sadece Kürdistan’da devam edeceği yönünde de kaygılarımız var.”
HABER MERKEZİ