Avrupa Parlamentosu’nda HDP’li belediyelere yönelik kayyum darbesinin sert bir dille eleştirildiği Genel Kurul’da oy birliğiyle kabul edilen tasarıda seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi ve tutsak muhalif siyasetçilerin serbest bırakılması istendi.

ERKAN GÜLBAHÇE / STRASBOURG

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda HDP’li belediyelere yönelik kayyum darbesi ve insan hakları alanında yaşanan son gelişmeler acil gündem maddesi olarak tartışıldı. AP’deki siyasi gruplar tarafından hazırlanan ve Genel Kurul’da tartışılarak kabul edilen karar tasarısında cezaevindeki muhalif siyasetçilerin serbest bırakılması istendi. Demokratik bir şekilde seçimi kazanmış belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanması sert eleştirildi, bunun demokrasiye zarar verdiği, muhalefetin rolünü yerine getirme hakkına zarar verdiği vurgulandı.

AP Genel Kurulu’nda dün gerçekleştirilen oturumda, AP’deki 7 siyasi grup adına konuşmalar yapılırken, bazı vekiller de bireysel görüşleri bildirdi. Oturumda söz alan parlamenterlerin tamamı kayyum atanmasını sert bir şekilde eleştirirken, siyasetçi, gazeteci, sivil toplum örgütü temsilcilerinin cezaevinde tutulmasına tepki gösterildi.

Despot rejimle mücadele edilmeli

Avrupa Yeşiller Birliği (EFA) Grubu adına konuşan Alman Milletvekili Sergey Lagodinsky, “Uzağa gitmeye gerek yok. Türkiye’de nelerin yaşandığını ve nasıl bir haksızlığın yapıldığını görmeniz için dün (önceki gün) AİHM’de olmanız yeterliydi. Ben AİHM’de Selahattin Demirtaş duruşmasını izledim ve Türkiye’de muhalefete karşı geliştirilen haksızlığın bir bölümüne tanıklık ettim” dedi. Lagodinsky şöyle devam etti: “Mesele sadece kayyumlar değil. Türkiye’de insan hakları yerlerde sürünüyor. Muhalefet, basın ve herkesim büyük baskı altında.  Onun için Türkiye’deki despot rejim ile mücadele etmeliyiz. Türkiyedeki on binlerce insanın haksız yerelde cezaevinde olmasını kabul etmediğimizi göstermemiz gerekiyor.”   

AKP’nin derdi kendi iktidarı

Avrupa Sol Birlik Grubu adına konuşan Özlem Demirel Türkiye’de 31 Mart yerel seçimlerinden çıkan iradenin Erdoğan iktidarı tarafından tanınmadığına vurgu yaparak şöyle konuştu: “Erdoğan hükümeti seçim sonrası kayyum atadı. Neler olduğunu izlemekle yetindik. Yine CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yıllar önce attığı bir twiet nedeni ile on yıl ceza eldi. 5 bin HDP üyesi hapse atıldı. Selahattin Demirtaş hakkındaki tavrı ortada. Türkiye’de kadına şiddet ve işçi kazaları feci boyutlarda. Türkiye ekonomik ve politik bir kriz yaşıyor. AKP bunları çözme yerine kendi iktidarını kaybetmemeye çalışıyor.”

Erdoğan’ın baskıcı rejimi

Avrupa Sosyalist ve Demokrat Grubu üyesi İspanyol Milletvekili Nacho Sanchez Amor ise “Türkiye’de her kesim baskı altında. Demokrasi ve insan hakları hiçe sayılıyor. Erdoğan’ın baskıcı rejim ile Avrupa Birliği’nin üyesi olamayacağını bilmesi gerekiyor” dedi.

Sert tavır alma zamanı

Sosyalist ve Demokrat (S&D) Grubu üyesi Evin İncir da Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararına rağmen serbest bırakılmadığına dikkat çekerek, “Türkiye’de tüm kesimler baskı altında. Biz bugün burada üç büyük kente atılan kayyumları konuşurken iki Kürt kentine daha kayyum atandı. Avrupa olarak Türkiye’nin bu baskıcı politikasına karşı sert bir tavır almanın zamanı geldi” diye konuştu.

AP olarak sessiz kalamayız

Hıristiyan Demokratlar’ın oluşturduğu Avrupa Halk Partisi (PPE) adına konuşan Kıbrıs Milletvekili Lefteris Christoforou de Türkiye’de insan hakları ve demokrasi alanında çok büyük bir yıkım yaşandığını belirtti. “Türkiye son yıllarda geliştirdiği siyaset ile bir devletin nasıl terör yaratabileceğini en iyi bir şekilde gözlerimizin önüne sermekte” diyen Christoforou şöyle devam etti: “Bu duruma karşı çok sert bir tavır almalıyız. Harekete geçmeliyiz. Ama ne yazık ki demokrasiyi bu kadar yaralayan bir ülke olmasına rağmen biz hala normal bir devletmiş gibi ilişki geliştiriyoruz.”

Mültecilerle tehdit ediyor

Kimlik ve Demokrasi (ID) adındaki AP’deki yeni grup adına konuşan Bernhard Zimniok, “Erdoğan bir kez daha Avrupa’yı ilticacılarla tehdit ediyor. Erdoğan sadece Kürtlere karşı baskı uygulamıyor. Yıllarca birlikte yürüdüğü Abdullah Gül ve Davutoğlu’na karşı da sert bir tavır içinde.. Bundan dolayı Türkiye Avrupa’ya ait değildir” ifadelerini kullandı.

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Julie Ward ise “Kürt  şehirlerine atanan kayyumlar demokrasiye vurulan bir yumruktur” dedi. Yakın zamanda Amed’e gittiğini belirten Ward, “Diyarbakır ve diğer Kürt şehirlerinde Kürtlere karşı yapılan sindirme politikasına birebir tanık oldum. Avrupa olarak bu insanları tek başına diktatörün eline bırakamayız” mesajı verdi.

AB gelişmeleri kaygıyla izliyor

Tartışmanın sonunda söz alan AB Komisyonu Temsilcisi Marianne Thyssen kayyum atamalarının Türkiye’ye yerel demokrasiye zarar verdiğini, seçmen iradesinin hiçe sayıldığını belirtti. Thyssen özetle şöyle konuştu: “AB, kayyum atamalarını kaygı ile izlemektedir. Türkiye’de yaşanan olaylar demokrasiyi yaralıyor. Türkiye altına imza attığı Venedik Sözleşmesi’ne uymalıdır. “

Oy birliğiyle kabul edildi

Tartışmalar ardından AP Genel Kurulu’ndaki siyasi grupların hazırladığı ortak karar tasarısı oy birliğiyle kabul edildi. Tasarıda kabul edilen maddelerden bir kısmı şöyle:

* Demokratik olarak seçilmiş belediye başkanlarının kuşkulu kanıtlarla görevlerinden uzaklaştırılmalarında kaynaklı Türk yetkililerini kınıyoruz. Tutuklanan muhaliflerin koşulsuz olarak derhal serbest bırakılması ve haklarındaki bütün soruşturmaların düşürülmesi çağrısı yapıyoruz.

* Seçilmişlerin, seçilmemiş kişilerle değiştirilmesini sert bir şekilde eleştiriyoruz. Türk devletine; seçilmiş belediye başkanlarının ve 31 Mart’ta seçilip mazbataları verilmeyen tüm seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi çağrısı yapıyoruz.

* Canan Kaftancıoğlu’na hapis cezası verilmesini güçlü bir şekilde kınıyoruz. İstanbul seçimlerinde oynadığı rolden kaynaklı siyasi motivasyonla ceza verildiği açıktır.

* Türkiye’den Terörle Mücadele Kanunu’nu uluslararası insan hakları standartlarına göre yeniden uyarlamasını talep ediyoruz. Terörle Mücadele Kanunu vatandaşların ve medyanın haklarını kullandıkları için cezalandırma aracı olmamalı.

* Muhalefet lideri ve Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın tutukluğunu kınıyor ve koşulsuz olarak derhal serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz. Bu noktada AİHM kararı da hatırlatılır.

* Sosyal medya hesaplarına dönük kapatmalar, takipler büyük bir kaygı yaratmaktadır.