- Misereor’un raporuna göre dünya nüfusunun yüzde 34’ünden fazlası sağlıklı gıdaya ulaşamıyor. Türkiye’de ise bu oran her beş kişiden biri.
REWŞAN DENİZ/FRANKFURT
Katolik yardım kuruluşu Misereor’un açıkladığı “Dünya Beslenme Yoksulluk Açığı” raporuna göre 2025’te dünya çapında 2,79 milyar insan ya yeterince yemek yiyemedi ya da yalnızca besin değeri düşük gıdalara ulaşabildi. Bu, dünya nüfusunun yüzde 34’ünden fazlası demek.
Misereor’un raporuna göre yerküre herkesi doyuracak üretimi sağlıyor. Sorun üretim değil, dağılım ve siyasi tercih. Eşitsizlik yoksulluğu, yoksulluk açlığı üretiyor. Açlık da bireylerin ve toplumların bu çemberden çıkmasını engelliyor.
Rapora göre en ağır tablo Afrika ve Karayipler’de yaşanıyor. Mozambik’te nüfusun yüzde 92’si, Güney Sudan ve Malavi’de yüzde 91’i, Burundi’de yüzde 86’sı, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Haiti’de yüzde 85’i yetersiz veya sağlıksız besleniyor. Listenin diğer ucunda Kazakistan ve Azerbaycan yüzde 1, Belarus yüzde 4, Rusya yüzde 3 ile yer alıyor.
Sağlıksız beslenme yalnızca “küresel güney”in sorunu değil. Misereor, Almanya’da nüfusun yüzde 13’ünün kötü beslendiğine dikkat çekti. Bu kesimin günde kişi başına yaklaşık 12,60 euroluk bir açığı var, yıllık toplam açık ise yaklaşık 50 milyar euro.
Türkiye’de her beş kişiden biri
Misereor’un “Dünya Beslenme Yoksulluk Açığı” raporunda Türkiye de yer alıyor. 2025 hesap dönemine göre nüfusun yüzde 20’si sağlıklı bir diyet için yeterli gelire sahip değil. Kişi başına bakıldığında, etkilenen kesimin gelirinin ortalama yüzde 6’sı sağlıklı beslenme eşiğinin altında kalıyor.
Ülke genelinde bu açık yılda yaklaşık 34,8 milyar dolara ulaşıyor. Etkilenen kişi başına günlük eksik tutar 5,56 dolar. Açığın gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 0,91.
Sağlıklı beslenme temel bir insan hakkı
Küresel ölçekte sağlıklı beslenmeyi herkes için mümkün kılmak için yılda 2,79 trilyon dolar gerekiyor. Bu, kişi başına günde 2,74 dolar, yılda bin dolar demek. Rapor, özel servet birikiminin boyutları düşünüldüğünde bunun lüks değil, temel bir insan hakkının karşılanması olduğunu belirtiyor.
2017–2025 arasında sağlıklı bir diyetin maliyeti yüzde 46 artmış durumda. Gelirler aynı oranda yükselmeyince yoksul kesimler daha da geride kaldı. Misereor, fiyat artışlarının etkisinin yumuşatılması ve ekonomik eşitsizliklerin aşılması gerektiğini vurguluyor.